18.01.2021, 05:52

1000 metre kareden büyük binalara sarnıç yapma mecburiyeti

Sevgili okuyucularımız, geçen hafta haberlerde söylendi alınan bir kararla 1000 metre karenin üstünde yapılan her binaya sarnıç yapılması mecburiyetinin konduğunu duydum. Sevindim bu karar aklıma iki olayı getirdi. 16.12.2019 tarihli yazımda vardı. tekrar sunayım. 40-45 yıl önce İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi) Taşkışla binası orta bahçesinde arkadaşlarla küçük bir topla oynuyoruz. Top birden duvar tarafına gitti kayboldu. Hep beraber topu arıyoruz fesleğenlerin dibinde bir de baktık 60-70 cm çapında bir çukur.

Bir el feneri getirttik baktık çukur derin. İTÜ'nün ısıtma şefiyim kazan dairesinden bir merdivenle bir çalışanı çağırdık onu aşağı indirdik. Biraz sonra eleman çıktı topu verdi ve aşağısı bina boyunda ki 90-100 metre boyunca 3-4 metre eninde 2-3 metre yüksekliğinde bir bodrum var dedi. Binalardan sorumluyum ben indim baktım tepelerde küçük küçük kanallar var. Araştırdım oranın yağmur sularının toplandığı bir sarnıç olduğunu gördüm. O yıllarda da Istanbul'da su kıtlığı var tanıdıkların bodrumlarına sacdan su deposu yapıp hidrafor koyuyoruz su kesildiğinde otomatik devreye giriyor. O sarnıcı ben de depo yaptım Taşkışla su sıkıntısı çekmedi.

Benzer bir olayda Boğazda Rumeli Hisarı kale içinde yaşadım. Annemin, annesinin onunda annesinin yaşadığı evin bahçesinde betonarme bir depo var evi çatısından akan yağmur suları oraya akıyor. Bu su bahçe sulamaya, temizliğe kullanılıyor. Evet Sevgili Okuyucular Osmanlılar devrinde dedeler bunu düşünmüş. Şimdi biz ne yapıyoruz, Gölleri kuruttuk, gördüğümüz her derenin önüne baraj yapıp borulara alıp azıcık elektrik yapmak için diğer dere ile birleştirip HES (Hidro Eleltrik Santralı) yapıyoruz. Bir zamanlar bunu çok miktarda yapan ABD şimdi son kullanma tarihi gelmiş onbinlerce barajı büyük maliyetler karşılığında sökmenin derdine düşmüş durumundalar. Pennsylvania Eyaletinde sökülen toplam 186 barajın neden olduğu zararları gidermek için ödenen tazminatların küçük bir ülkenin bütçesine eşit olduğu belirtiliyor.

Bizimkiler nehir tipi barajlar. Nehir santrallerin inşasıyla ortaya çıkan olumsuzluklara bakacak olursak şunlar göze çarpıyor. Bu tip santrallerde suyun yamaçlarda taşınması için ağaçların kesilmesi, hafriyat çıkartılması, yol yapılması gerekiyor. 16.01.2010 tarihinde Rize İkizdere İlçesinde Türkiye Su Meclisini oluşturmak için her ilden bir kişi çağırıldı. Ben de davet edildim İstanbul'dan 5-6 kişiydik. bir hafta süren toplantı sonunda yapılan seçimde ben de yönetime seçilmiştim. Karadeniz'de, özellikle Rize'de her derenin önü kesiliyor başka bir dereye borular içinde taşınıyor ve orada HES yapılmaya çalışılıyordu.

Ülkemizdeki halihazırda sayısı her geçen gün artan (En son 2000'i geçmiş) HES projesi düşünecek olduğumuzda ne kadar büyük bir çevre katliamının yaşanacağı görülmektedir. HES'ler köylünün tarım alanlarının susuz kalmasını şikayet ettiğinde bütün suyu barajda tutmadıklarını yüzde 10'nunu can suyu olarak bıraktıklarını söylemekteler. Ancak sular kimi zaman bırakılmadığı gibi bırakıldığında dahi bu az miktardaki su birkaç kilometre içinde yeraltına sızarak kaybolmaktadır. Sonuç olarak doğanın dengesinin bozulup tahrip edilmesi ve iklimin değişmesi gibi etkenlerle varlıkların yok olmasıyla karşı karşıya kalınacak; içecek, hayvanına ve tarlasına verecek suya erişememe sorunuyla yüz yüze gelecek yöre halkları büyük sıkıntıya düşeceklerdir. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.

Yorumlar (0)