29.06.2020, 06:07

23 Haziran denklemi

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'na yıllar öncesindeki twitter paylaşımları gerekçe gösterilerek verilen cezaya istinaf mahkemesinde yapılan itiraz reddedildi. Bu reddetme kararından Kaftancıoğlu'nun avukatının bile haberi yoktu. Haber son yılların rutin yöntemiyle önce bazı medya kuruluşlarının haber sitelerinde yayınlandı. 'Kaftancıoğlu'nun cezası onandı' başlığıyla servis edildi karar. Servis tarihi 'manidardı': 23 Haziran.

***

Nedir 23 Haziran'ın anlamı? 31 Mart yerel seçiminde Millet İttifakı'nın adayı CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun kazandığı seçimin 'hile' iddiasıyla iptal edilip yeniden yapıldığı tarih. HDP'nin iktidara kaybettirme stratejisiyle dışarıdan desteklediği Millet İttifakı adayı İmamoğlu, 23 Hizaran'daki seçimi, 31 Mart'a göre hayli artan bir farkla kazandı. Bu zaferin pay sahiplerinden biri CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'ydu.

***

23 Haziran 2020'de 'Kaftancıoğlu'nun cezası onandı' diye duyurulan kararın onanıp onanmadığı esasen Yargıtay'da belli olacak. İstinaf kararının 23 Haziran'da 'Kaftancıoğlu bitti, cezaevine girecek' efektiyle verilmesi, 31 Mart sonuçlarının hileli olduğuna dair iler tutar yanı olmayan tezleri kitlelere inandırmaya çalışan aktörler veya ekibin yapmaya çalıştığı şeyin devamı gibi duruyor. Öyle olmadığını bile bile öyleymiş gibi yapmak yöntemi kendini ele veriyor. Ucu açık maniplasyonda ısrar...

****

Bu ısrar, vazgeçmeme hali boşuna değil. Nafile bir çaba sanılmasın. Muhalefetin seçimi kazandıran denklemi 23 Haziran'da bozulamadı diye hiç bozulamaz değildir çünkü. Nedir 'denklem' dediğimiz şey. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye getirilen ve olgunlaştırılmaya çalışılan sistemin cilvesi olan yüzde 50+1'e sahip olma mecburiyeti, blok siyasetini oluşturdu. Muhalefet bloku 31 Mart'ta ve daha çok 23 Haziran'da yüzde 50+1'i CHP+İYİ Parti resmiliğiyle ortaya çıkan, SAADET'in karşı ittifakı zayıflatan, HDP'nin kaybettirme stratejisiyle aritmetik destek verdiği bir bloktu. 23 Haziran'da olmadıysa 2020-2021'deki erken seçimle, olmadı 2023'teki seçimde bozulabilecek bir denklem olarak görüyor iktidar bunu. Eldeki imkanları düşününce zor da değil aslında.

***

Nitekim bu denklemi bozmak için hamleler yapılıyor. 23 Haziran seçiminde HDP'nin etkisinin yüzde 10 düzeyinde olduğu malum. İstanbul seçimi sadece İstanbul seçimi demek değil, genel seçim için de en ciddi ölçüt. Velhasılı kelam, denklemdeki anahtar birim HDP. Üzerine en kolay gidilebilecek, 'değeri' en kolay değiştirilebilecek birim olarak görülüyor iktidar tarafından. Çünkü iktidarın 'terör' söylemi iktidarın da ön kabulü. Hele ki Millet İttifakı'nın ikinci gücü İYİ Parti'nin en zayıf noktası bu iktidar açısından. (İYİ Parti açısından ise en güçlü noktaları bu belki... Nitekim, MHP'nin yerini alma potansiyelini sık sık kullanıyor İYİ Parti.)

***

İktidarın bu gerçeklikler doğrultusundaki salvoları bir süredir İYİ Parti'de karşılık bulur gibiydi. Ancak İYİ Parti Milletvekili Hasan Subaşı bu salvoyu boşa çıkarak türden bir çıkış yaptı. Oyunu gören tecrübeli bir siyasetçi diliyle konuştu Subaşı. 20 Haziran 2020'de Medyascope TV'de Batu Bozkürk'ün sunduğu programa katılan Subaşı'nın söylediklerine ilişkin haberi aktaralım:

Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Partili Subaşı, son günlerde TV’lerde gündemin HDP olduğunu, gazeteci, öğretim üyesi ve siyasetçi geçinen kadroluların, iktidarın istediği algıyı yaratmak için bunu planlı bir şekilde yaptığını söyledi. İktidarın hedefinde HDP oylarından pay almak olduğunu söyleyen Subaşı şöyle konuştu:

"Seçimleri kaybedeceğini anlayan iktidarın hedefinde HDP oylarından pay almak var. Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı’nın oy oranları birbirine çok yakın ve ikisi de yüzde 40 – 43 aralığında. Peki Cumhur İttifakı’nın yarattığı bu garip sistemin yüzde 50+1 oy oranı ayaklarına dolandı. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan çok iyi biliyor ki ancak HDP’nin oyları ile tabii ki… İktidara en muhalif olan parti HDP görünüyor. Önce ‘HDP, PKK’nın uzantısıdır’ konusu sürekli işlenerek şeytanlaştırılır… Millet ittifakını oluşturan partilerden İYİ Parti’nin milliyetçi, CHP’nin ulusalcı refleksini kışkırtmak zor olmasa gerek. Hele neredeyse her gün TV’lerde sadece bu konu işleniyorsa!.. Açıkçası iktidar seçim kazanmaya dönük kurgular peşinde koşuyor. Ülkenin onca sorunu varken iktidara yakın bütün kanallarda nöbetleşe, benzer kişiler benzer şeyleri konuşup duruyorlar!.. Neden acaba?” Selahattin Demirtaş, ‘seçimlerde ittifak yapmadık. İktidara karşı olduğumuz için bazı büyükşehirlerde CHP’nin ittifak adayını destekledik, onların dışında kendi adaylarımızı çıkardık’ diye açık ve net konuştu. Daha önce eş başkanları, Mithat Sancar ve Pervin Buldan da benzer açıklama yapmışlardı. Ama ne mümkün bütün iktidar kanadı ve yandaş konuşmacıları TV’lerde her gece aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorlar. CHP ve İYİ parti nasıl HDP ile işbirliği yaparmış?"

****

İktidarın bu oyununa gelmemek için Millet İttifakı’nın soğukkanlılıkla yolunda yürümeye devam etmesi gerektiğini söyleyen Hasan Subaşı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mevcut rejime karşı olanların oyları, iktidarı alaşağı etmeye yetiyor. CHP’nin tecrübesi ile bu oyuna geleceğini sanmam. İYİ Parti olarak yeni bir parti olmamız ve milli hassasiyetlerimiz nedeniyle daha heyecanlı olabiliyoruz ama, artık daha tecrübeliyiz, aynı zamanda terörle iltisaklar konusunda en masum parti olmamız nedeniyle karşıtlığımızı ispat zorunluluğumuz yoktur. HDP, 6 milyonu geçen oy oranıyla ve devletin onayıyla, legal bir parti olarak TBMM çatısı altında grubu olan bir partidir. Demokrasi anlayışımıza göre; içinde suçlu varsa yine devlet tarafından suçlular tecrit edilir ve parti yoluna devam eder ve özgürce dilediği adaylara oyunu verir. Devletin görevi bu konuda oyunlar hazırlamak değil oyların özgürce verilmesini ve hukukunu korumaktır. Eğer HDP’nin terörle iltisakı ortaya çıkarsa, parti kapatılabilir, ama iktidar bunları yapmıyor ve seçim kazanmaya dönük kurgular peşinde koşuyorsa, devlete de millete de yazık ediyor demektir… Zaten oldu olanlar bu sistem, artık daha fazla zarar vermeden sona erdirilmelidir.”

Yorumlar (0)