Bazen her gece yatağa girdiğimde kendi kendimle hesaplaşırım. Bugün kimsenin kalbini kırdım mı? Kimseyi üzdüm mü diye. Bazen de ayna karşısında yaparım bunu. 4-5 yıl oldu. Belediye Başkanımız "Büyükçekmece'nin Büyükleri Projesiyle" 70 yaş üstü kişileri bir araya getirmişti. O gün çok güzel bir gün yaşadık. O akşam evde kendi kendime kalmıştım sıkıldım. Eşimin orta boy aynasını karşıma aldım konuştum onunla. 79 yıl geriye giderek geçmişi düşündüm. Özeleştiriler yaparak. İş, futbol, okul hayatımı tekrar tekrar yaşadım. Ortaokul sonrası Kırklareli'nde lise çağları, Diyarbakır Sümerbank'ta başlayan iş hayatı ve gece Tekniker Okulu, Bursa Merinos, Yedek Subay Öğretmen olarak Yozgat, Karabük Demirçelik, Yarımca Seramik, ve sonra 25 yıl İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi) bir de baktım Mühendis olmuşum. Gündüz çalışırken, futbol oynarken, geceleri okuyarak. 
Mühendislik sıfatım olmadığı günlerde bile üslerimin takdiri ile hep Kontrol Mühendisi idim. Müteahhitlerle omuz omuza çalıştım. O zamanlarda borçluydum, halende borçluyum. Harama el atmadım. Şimdi İTÜ'ye her gidişimde sevgiyle karşılanıyorum. Oğlum orada ve gelinim oradan bu yıl emekli oldu. Torunum da İTÜ Vakfı İlkokul-Ortaokulunda yazı işlerinde çalışıyor. Eeee! bize ne bunlardan diyeceksiniz. Benden daha kalitesiz takımlarda top oynamış, benim gibi maaşlı çalışmış insanların milyoner oluşuna, çocuklarının gemicikleri oluşuna akıl sır erdiremiyorum. Evvvet! aynayla konuştum. Günlük hayatımızda kullandığımız ayna. 
Kendimize çeki düzen vermemizi sağlayan ayna. Yıllar önce yine yarım saat aynanın karşısında oturmuş, sevabı ile günahı ile geçmiş yıllarımı düşünmüş, üst seviyede erdemli bir insan olma ve ömrümün sonuna kadar öyle kalma kararı almıştım. Herhalde başardım ki, çevremdekilerce hep sevildim. Hep doğru oldum. Yarımca Seramikte kimseye nasip olmaz bir zenginlik fırsatı teptim. İTÜ'den de zengin biri olarak emekli olabilirdim. Çok duygusal olmanın zararını da çektim sık sık. Ve herkesi karşılıksız çok sevmenin. Doğu felsefesinde duygular at'a benzetilirmiş.
Dizginlenmemeleri halinde bizi istedikleri yere götürürmüş. Ömrüm tükendi ama hiç iyi bir jokey olmayı başaramadım. Çevre ve toplum tarafından empoze edilen kimliğe bürünmek de hiç bana göre değil. "İnsanlar gördüm üzerinde elbise yok, elbiseler gördüm içinde insanlar yok" derken Mevlana, insan olmak yolunda korku ve duvarların aşılıp özvarlığın yakından tanınmasını kastetmiş sanıyorum. Kıskançlık, gurur, kin, nefret, intikam, benim hiç sevmediğim hisler. Her şeyi en iyi ben bilirim deyip, aile efradımı, çevremdekileri, en iyi ben idare ederim hastalığım hiç olmadı. Ne mutlu içinde herkese karşı hürmet, saygı, özellikle ve özellikle SEVGİDEN gayrı bir düşüncem olmadı. Şükür ki yeni derneğim DEÇED' (Doğa Emanetçileri Çevre Eğitim Derneği) böyle dostlarlayım. İnsanların kendi kendinle ara sıra böyle hesaplaşması iyi olur diye düşünüyorum. 
Yazımı yine Mevlana'dan bir tarif ile bitireyim.

DOST DEDİĞİN DOST
Sevilecek biri olmadığın anda bile seni sevmeli,Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı,Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile sana sarılmalı,Bütün çevren seni üzdüğünde sana moral vermeli,Sevindiğinde seninle sevinmeli, üzüldüğünde seninle üzülmeli,Hepsinden daha çok dost matematiksel olmalı,Sevinci çarpmalı, üzüntüyü bölmeli, kötülükleri çıkarmalı, güzellikleri toplamalı,Dost; kalbinin ve aklının derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı,İşi bitince seni bir tarafa atmamalı.
MEVLANA
Sağlıklı kalmanız dileklerimle.

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.