05.12.2021, 06:00

Abalı halleder…

İşlerinin yoğunluğu sebebiyle telefonlara çıkmayanlar, randevu veremeyenler, 25 kuruşluk poşet fiyatlarının artması için bir anda boşa çıktılar.

Zincir marketler, 50 kuruşa satılmalı dedi. PAGEV, talebe tepki gösterdi.

Üzüm bahane, niyet bağcıyı dövmek.

Amaç zam üzerinden poşetten para kazanmak mı? Aklımdan geçmiyor dersem yalan olur.

Vurun abalıya! Bu millet 25 kuruşla fakirleşmez, gururludur. Ancak hesabını da ahirete bırakmaz.

Bir diğeri de yurttaşı korumak için marketlere kış aylarında zam yapmamalarını istiyor. 25 kuruşun peşinde koşanlar, milyonlardan vaz geçmez.

Yurttaş borç batağında, kredisini ödeyemeyenlerin sayısı sürekli katlanarak artıyor.

İstanbul Kapalıçarşı’da döviz bürosu sahibi borçları nedeniyle girdiği bunalımın ardından yaşıma son verdi.

Tuhaftır, kamuoyuna yansımayanlar böyle onlarca insan varken, asgari ücrete ne kadar zam yapılsın anketi yapılıyor.

Hani her şeyin farkında idiniz. Ne oldu tedbil-i kıyafet…

Asgari ücret için anket yapmayı bırakınız. Onun dolar karşılığı belli, siz kira artışları, deprem çalışmaları, doktorlar, SMA hastalarına anket yapınız.

Yaklaşık üç yılda, üç ekonomini bakanı değişirse, ülkede poşet fiyatı da artar. Döviz kuru da yerinde durmaz. Ekmek değil üç, altı Türk lirası da olur.

Marketlerden ’10 hayatta kalma ürünü’ için kış aylarında zam yapılmasın diyerek yine güldürdünüz. Siz iyi ki varsınız. Karamsar günlerde unutmaya başladığımız tebessümü hatırlattınız.

Vay arkadaş ne yurttaşmış, herkes fedakârlığını istiyor. Pardon, ne veriyorsunuz ki ne istiyorsunuz.


 

Hatırlatmak isterim. Yurttaş, çocuğuna mama,

Erdem bey torununa çikolata alamıyor.

Münevver teyze elmayı unuttu, domatesi tane ile alıyor.

Sanayicinin stokları bitti, kapısına kilit vuruyor.

İnsanların adım atacak hali kalmadı.

Beklentinizi yüksek tuttukça, hüsran vatandaşı ziyaret ediyor.

Bakınız, Cumhurbaşkanlığı’nca yayımlanan tablolar ülkedeki yangını gözler önüne seriyor. Yılın ilk ayında tüketici kredisini ödeyemeyenlerin sayısı, yüzde 127.2 artarak 788 bin 861 kişiye çıktı.

Yasal takip kapsamındaki tüketici kredisi ve bireysel kredi kartı borçlusu sayısı ise 3.6 milyon kişi oldu.  

Yurttaşın alım gücü düşmüş, yoksulluk artmıştır.

Döviz kurundaki büyük oynaklık nedeniyle iş dünyası ürün fiyatını belirleyemez hale gelmiştir. Bunun ne demek olduğunu biliyoruz. Aldığımız bir ürünü bir saat sonra aynı fiyata alamayacağız anlamına geliyor.

Reel ekonomi durma noktasına geldi. Türk lirasının piyasada geçerliliği neredeyse yok. Ticari ilişkilerde para birimimizle çekler kabul edilmiyor, faturalar ise dolar ile kesiliyor.

Türk Lirasındaki ağır değer kaybı ve döviz kurlarındaki büyük oynaklık ile birlikte fiyatlandırma yapmakta zorlanan birçok sektörde siparişler durdu.

Kâğıt fiyatları son altı ayda 2.5 katına çıktı. Tuvalet kâğıtları yerini 30 yıl öncesinde kullanılan taharet bezlerine bırakırsa şaşırmayın.

Stratejik mamul olan kâğıttan oluşan kitap, gazete, dergi basımından da bahsetmiyorum. Hatta biraz daha vahimi de var. Onu hiç nakletmeyeyim.

Yani durum böyle iken yurttaştan fedakârlık istemek abesle iştigal oluyor.

İmalat yatırımlarını özendirmek yerine icraata geçiniz. Somut adımlar atınız. Zaten yıllarca her şeye özlem çekiyoruz. Artık vuslata ermek istiyoruz.

Gübre fiyatları yüzde 400 arttı. Çiftçinin üretecek gücü kalmadı. Yüksek maliyetler altında ezilen çiftçi topraktan kopmaya ve gübresiz ekim yapmaya başladı.

Biliniz ki, verimsizlik ve düşük rekolte tehlikesi kapıda bekliyor.

Bir şey yapacaksınız. Cak - cek’ler yerine, “yaptık’lara başlasanız iyi olur.

Nasıl olacağını ben bilmem, eşim bilir. Ekonomist değil, amma evimizi iyi yönetiyor.

Sanayici, üretemezsek işsizlik artar.

Çiftçi, biz olmazsak olmaz,

Öğretmen, görevimi yapamazsam, ilim olmaz,

İşçi, olmazsak çark dönmez,

Doktor, bensiz ölümler artar,

Genç, ben olmadan yeni nesil gelemez, diyorlarsa nereden başlanacağı da aslında söylüyorlar.

Siz hele bir başlayın. Sonrasını her şeyi beklediğiniz yurttaş zaten halleder.

Yorumlar (0)