16.06.2020, 07:30

ABD neden Dünya Sağlık Örgütü ile ilişkileri kesti?

Kovid-19 salgınıyla beraber küresel sistemin değişeceği ve bir çok şeyin eskisi olmayacağıyla alakalı çok şey yazıldı. Fakat şu ana kadar salgının sistemsel anlamda ne gözle görünür etkisi ABD’nin Dünya Sağlık Örgütüne (DSO) verdiği desteği kesmesi ve ilişkileri askıya alması oldu. Peki bu ne anlama geliyor? Çoğuna göre bu karar Trump’ın Çin’e kızgınlığının ve salgını kötü yönetmesinin sonucu. Hayır, olay bu kadar basit değil. Amerikan dış politikasında yaşanan köklü bir dönüşümün son halkası.

Amerika’da Trump 2016 yılında iktidara geleli beri hem uluslararası işbirliklerine hem de uluslararası kuruluşlara uzun vadeli perspektif yerine daha kısa vadeli yaklaşımlarla bakıyor. Bunu temel sebebi uluslararası kuruluşların sistem içinde yeniden konumlandırıldığı soğuk savaş mantığının artık geçerli olamadığına inancı yanınca asıl amacı Amerika’yı değişen ve dönüşen küresel siyasette özellikle ekonomik olarak yeniden konumlandırmak istiyor. Bu bir nevi soğuk savaş mantığının ABD bitirilmesi ve Amerika’nın kendine yeni bir küresel rol aramasıyla da izah edilebilir.

2016’dan beri devam eden bu dalga Kovid-19 salgını sonrası özellikle Dünya Sağlık Örgütü üzerinden kendisini net bir şekilde gösterdi. 19 Mayıs 2020 tarihinde özellikle virüsün yaygınlaşmasıyla Dünya Sağlık Örgütü 30 gün içerisinde ciddi bir reform/iyileştirme göstermezse ABD’nin verdiği katkı payını keseceğini açıklayan ABD Başkanı Donald Trump, 29 Mayıs’ta örgüte verdiği desteği kestiğini ve ABD’nin ilgili örgütler ilişkilerini kestiğini ilan etti. Trump’ın bu kararının görünür ana sebebi elbette Çin ve Çin- DSÖ ilişkisi olmasına rağmen iç politikadaki virüse karşı mücadeledeki kısmı başarısızlık.

Çin-ABD ilişkilerinin her geçen gün gerilimli hale geldiği bilinen bir gerçek olmasına rağmen Kovid-19 ilişkilere farklı bir boyut daha ekledi. Özellikle Çin’in genel olarak uluslararası örgütler üzerinden, daha net olarak virüs dolayısıyla DSO ile, küresel anlamda manipülasyon yaptığı ve bu vesile ile salgında bütün dünyayı yanılttığına inanan ABD bunun maliyetini Dünya Sağlık Örgütüne kesti. ABD yılda DSÖ’ye yaklaşık 450 milyar dolar destek verirken; Çin’in DSÖ’ye ödediği katkı payı yaklaşık 40 milyon dolar. Trump’ın Dünya Sağlık Örgütü’yle ilişkiyi kesmesine karşı bazı kongre üyeleri karşı çıksa da bu ilişki kesmenin kalıcı mı yoksa geçicimi olacağı konusu net değil.

Bazı sağlık uzmanları yanında Kongre’nin Cumhuriyetçi üyesi Senato Sağlık, Eğitim, İş ve Emeklilik Komitesi Başkanı Lamar Alexander, ABD’nin DSÖ ile ilişkisini kesmesine karşı çıkarken Trump ile aynı fikirde olmadığını vurguladı. ABD’nin üyelikten çekilmesinin özellikle klinik aşamasında olan ve geliştirilmeye çalışılan Kovid-19 aşısı konusunda negatif etkileri olacağı vurgusu öne çıkarken aynı zamanda ABD’nin diğer ülkeler sağlık ve virüse karşı mücadele konusunda işbirliğine zarar vereceğini belirtiyorlar.

Trump’ın çekilme kararında iç politikada göreceli olarak virüse karşı verilen mücadeledeki başarısızlık da etkili. Kovid-19’un hızla yayılmasına rağmen ilk başlarda ABD yöneticilerinin umursamazlığı ve geç reaksiyon göstermeleri ülke içinde en çok eleştirilen konulardan birisiydi. Trump’ın bu başarısızlığı Çin’e ve onun üzerinden de DSÖ’ne bağlama çabası kullandığı dile başından beri yansımıştı. ABD’nin DSÖ’den çekilme kararını işte tam da bu çerçevede virüsün adının ‘Çin Virüsü’ öldüğü vurgusundan dünyanın DSO tarafından zamanında salgın konusunda bilgilendirilmediğine kadarki vurgusunun en son ve net yansıması olarak görmek gerekir.

Bütün bunlar yanında asıl sebep ABD’nin küresel anlamda kendisini yeniden konumlandırma çabası. Trump tarihe belki de Amerikan dış politikasında Soğuk Savaş’ı bütün mantığıyla dış politika yapımından çıkaran ve zihniyet olarak Soğuk Savaş sonrasına ülkeyi yapısal ve algısal olarak hazırlayan bir lider olarak geçecek. Amerika’da hala belirli bir kesim halen Soğuk Savaş mantığıyla dış politika yapılmasını istiyorlar. Bu su demek: Aynen Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi Amerika’nın güvenlik şemsiyesi altında bulunanlar Amerika’ya kafa kaldıramazlar. Amerika hala soğuk savaş döneminde olduğu gibi güçlü ve dolayısıyla ne uluslararası örgütler ne de bazı devletler Amerika’nın yörüngesinden çıkmasını istemiyorlar.

Trump Soğuk Savaş’ın bittiğine ve dünya siyasetinde Amerika’nın yeniden konumlandırılması gerektiğine inanan bir lider. Amerika’nın asıl derdinin Çin olduğu düşünüyor ve yeni küresel sistemde Washington’un en karlı çıkabileceği şekilde bir sistem kurulmasının derdinde. Bu sistemi özellikle ekonomik alanda istiyor Trump. Amerikan Başkanı daha önce de bütün NATO üyeleri kendilerine düşen payı ödemesini istemişti. Artık ABD eskisi gibi parasını ödeyerek hiçbir ülke üzerinde etkisini devam ettirmek istemiyor. Herkesin ekonomik anlamda güçlendiğini düşünen Trump, uluslararası posta teşkilatından güvenlik şemsiyesine kadar bütün uluslararası kurumsal yapıların Amerika’nın daha fazla para ödediği formattan çıkarılmasını ve yeniden düzenlenmesini istiyor. İşte Dünya Sağlık Örgütü ile yaşanan sorunları bu çerçevede okumak gerekir. Dünya değişiyor, Kovid-19 bu değişimin zayıf noktalarını belirli alanlarda daha net ortaya çıkardı; fakat Trump bu değişimin zaten farkında. Hem ABD içerisinde kendisine direnenlerle hem de dışarıdaki Amerikan algısı ve beklentisi ile mücadele ediyor. Kazanır mı kimse bilmiyor ama ikinci kez başkanlık seçimi kazanırsa muhtemelen kazanabilir.

Yorumlar (0)