11.01.2021, 05:45

ABD’de ‘Demokrasi’ öldü

Dün Dünya ve ABD açısından önemli bir büyük kaos yaşandı. Başkan Donald Trump yanlıları Kongre binasını bastı. Başkent Washington DC'de toplanan Trump destekçileri, Trump'ın Beyaz Saray yakınlarındaki Ellipse'de yaptığı"Amerika'yı Kurtar" adlı mitinginin ardından Kongre binasına yürüdü.

Senato ve Temsilciler Meclisi, olaylar nedeniyle ara verdi. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görevliler tarafından alandan uzaklaştırıldı. Yazıyı kaleme aldığım saatlerde ölü sayısı 4, yaralı sayısı 50’nin üzerindeydi. Dünyaya yayılan görüntüler de göstericilerin Senato ve Temsilciler meclisi koridorlarını ele geçirdiği, bilgisayarları ve hatta kürsüyü bile çaldıkları görüldü.

Daha çok Latin Amerika’da Ortadoğu’da ve Afrika’da aşina olduğumuz Tayland,Ukrayna, Meksika ve Romanya ulusal meclislerinde gördüğümüz sahneler, bu sefer/ilk kez demokrasinin anavatanı ABD’de görüldü.

Yılda 750 milyar dolar savunmaya bütçe ayıran, Trilyon dolarlık Medya, Sinema ve uluslar arası sosyal medya endüstrisinde algı ve dezenformasyon yapan ABD, üzerinde pijama giymiş, yarı çıplak ve kafasında bir kürk kasket takmış kişilerin protestolarına yenik düştü.

Demokrasi, insan hakları, çoğulculuk ve özgürlük konularında dünyaya örnek olan, birçok dünya ülkesinin iç işlerine bu kavramlar üzerinden karışan ABD’nin 320 yıllık rüyası dün itibariyle bitti. ABD, o sinema filmlerindeki veya aşırı politik konularda ‘iyilik timsali’ ve ‘demokratik değerleri’ dün son buldu.

ABD güçlü bir ülke. Elbette bu problemleri bir şekilde aşacak ve 20 Ocak’ta Biden görevine başlayacaktır. Ancak gerek küresel, gerekse iç politikası açısından tarifsiz büyük yaralar aldı.

Donald Trump, 3 Kasım 2020'de yapılan başkanlık seçimlerinin sonuçlarında "Demokratlar'ın seçimlerde usulsüzlük yaptığı" konusunda ısrarcı ve Trump, "Asla yenilgiyi kabullenmeyeceğim, pes etmeyeceğim." dedi. Pence, "Kongre binasındaki olayların sona erdirilmesi" çağrısında bulundu. Bu olaylar ABD’nin ortasında yer alan beyaz-kırsal ve muhafazakarların 4 yıllık iktidarlarının kaybetmelerinin yarattığı bir öfke değil; aynı zamanda 2024 seçimlerinde de nedenli büyük bir aktör/sosyoloji olacaklarının da bir çıktısıdır.Belki Biden, seçimi kazandı ama Trump, seçimi kaybetmesine rağmen kazanarak ayrılıyor; ve Biden’ı görev süresi boyunca başında bir diyotin gibi bekleyeceğini de gösteriyor.

Biden yaptığı açıklama da; ''Şu anda başkentte gördüğünüz kaos kim olduğumuzu yansıtmamaktadır. Gördüklerimiz ufak sayıda radikaller. Şimdi bitmeli. Bu kabalalığa çağrı yapıyorum; geri çekilin ve demokrasinin işlemesine izin verin….Yapılan protesto değil, kalkışmadır. Demokrasinin çok kırılgan olduğunu gördük. Daha önce birlikte deneyip yapamadığımız hiçbir şey olmadı. Başkan Trump lütfen artık ayağa kalk.'' dedi.

ABD'de protestocular kongreyi basarken Türkiye'den olaylara ilişkin ilk resmi açıklama Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi. Taraflara itidal ve sağduyu çağrısında bulunulan açıklamada, "ABD Kongre binasının göstericiler tarafından basılması teşebbüsüne kadar varan iç gelişmeleri endişeyle takip ediyoruz." ifadeleri kullanıldı

Washington DC Belediye Başkanı Muriel Bowser, sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini açıkladı, Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Adam Kinzinger, "Bu bir darbe teşebbüsüdür" değerlendirmesi yaptı. Trump ayrıca bir video yayınlayarak, göstericilere "eve dönün" dedi. Joe Biden ise yaşananları "kalkışma" olarak nitelendirdi. Eski ABD Başkanı George Bush da gelişmeleri "ayaklanma" olarak tanımladı. İngiliz basını "ABD'de anarşi" başlıkları attı.

Sonuç olarak, belki demokrasinin değil ama ‘ABD demokrasisinin sonu’ geldi. Artık, özellikle de ABD, dünya ülkelerin iç işlerine karışmak için demokrasi ihraç etmek isterken önemli bir ciddiyet sorunu yaşayacaktır.

Yorumlar (0)