01.06.2020, 08:36

ABD’de ‘Kara Öfke’’ sebebi, ‘Sınıfsal ayrım’

ABD'nin Minneapolis şehrinde polisin bir siyahiyi öldürmesinden sonra çıkan şiddetli olaylar artarak devam ediyor. Göstericiler, gece saatlerinde Minneapolis'te bir polis merkezini basarak binayı ateşe verdi

Öldürülen siyahi genç George Floyd, sahte bir on dolarlık banknotu vermeye çalıştığı için dükkan sahibinin polisi aramasından sonra gözaltına alındı.

Mağaza sahibi daha sonra medyaya Floyd'un sahte para verip vermediğini bile bilmediğini söyledi. Polis olay yerinde Floyd'u ele geçirip, kelepçeledi ve sonra vücudu gevşeyene kadar dizinin altına Floyd’un başına bastı. 9 dakika boyunca boğazını basarken, yalvardı ama daha sonra Floyd öldü. Resmi polis raporu Floyd'un tutuklamaya direndiğini yazıyordu. Ancak ortaya çıkan bir video da polisin orantısız şiddet kullanarak Floyd’u öldürdüğü görülüyor. Üstelik diğer polis memurları da bu orantısız şiddete kayıtsız kalıyordu.

Elbette işler çığırından çıkınca, 1 polis önce görevden el çektirildi. Sonra olaylar uluslararası medyada yağma görüntüleriyle gözükünce 4 polis tutuklandı.

Öncelikle şunu vurgulayalım, “ABD, dağıldı“, “ABD’nin sonu geldi“, “ABD,çökmeye başladı“ ile başlayan cümleler, temenniden öteye gitmeyen değerlendirmelerdir. ABD’de daha yıkıcı siyahi olaylarda olmuş, ABD hiçbirinden dağılrak çıkmamış, bilakis daha da güçlenerek çıkmıştı. Mesela bir 2011’de Wall Street ayaklanmasını hatırlatmak isterim. “ABD parçalandı, bitti’’gibi yorumlara sıkça rastlandı. Fakat ABD’ye hiçbir şey olmadı. Üstelik gösteriler iş dünyası ve sermaye gibi ‘ürkek’ bir sektörü hedef almasına rağmen, düzen aynen devam etmişti. hedef 2014 yıllarında Michael Brown'ın Missouri, Ferguson'da (9 Ağustos 2014) ve Eric Garner New York'ta (17 Temmuz 2014) ) vurulmasından bu yana yaklaşık altı yıl geçti. O zamanlarda benzer gösteriler yapılmıştı. Ancak ABD, kontrolü bir şekilde ele almayı başarmıştı. Aradan geçen yaklaşık altı yılda 6.000 kişi daha polis tarafından öldürüldü.

Şüphesiz ırkçılık, polis şiddetinde önemli rol oynuyor. Polis cinayetlerinde, Afrikalı Amerikalılar ve Hispaniklerin taciz, istismar, tutuklama ve hapsetmek için bile orantısız güç kullandığı dünyanın malumudur.

Ancak Trump, “haydutlara”,“sert” muameleyi sevdiğini ilan etmiş ve polisin “çok iyi” olmamasını istemişti. Elbette Trump’ın, bu son cinayeti onayladığı anlamı çıkartmıyoruz. Ancak bu davranışların kendi içinde rasyonel bir zeminde irdelediğini açıklamıştı. Afrikalı ve Hispanik toplumu da bu konu mazbut ve karşılıksız kalmıyor. George Floyd'un öldürülmesi, ABD polisinin psiko-sosyal ve devlet şımartmasının bir sonuncusudur. 

Ancak polis şiddetinin kaynağı ırksal düşmanlık değil, sınıf baskısıdır. Polis şiddetine maruz kalanların ortak özelliği ( siyah, beyaz, Asyalı, İspanyol ve Kızılderili) yoksul olmaları ve nüfusun en savunmasız kesimleri temsil etmeleridir. Polis, ekonomik durumu zayıf insanları dış görünüm üzerinden bir ön kabul yaparak davranış geliştiriyor. Ufacık bir itiraz karşısında da orantısız güç kullanıyor. Çünkü Amerikan kanunları ve yasaları tarafından kategorik olarak korunacağını biliyor.

Bu polis terörü, Siyahi Demokrat başkan Barack Obama'nın yönetimi altında başladı ve Beyaz Cumhuriyetçi Donald Trump yönetiminde devam ediyor. Bir eyaletin Demokrat veya Cumhuriyetçi valisine bakılmaksızın, belediye başkanı veya polis şeflerinin siyah, beyaz, erkek, kadın veya eşcinsel olması bir şey ifade etmiyor. Onların bu gibi olaylarda yaptığı/yapması gereken tek şey, polis cinayetlerini hafifletmek/tepkiyi azaltmaktır.

Son olarak coronavirüs pandemisi ile bu sınıf antagonizmaları yeni bir aşamaya giriyor. Coronavirüsten ölenlerinin büyük bir kısmının Siyahi, Asyalı ve Hispanik olması Kurumsal ve finansal oligarşiyi hedefe koyuyor. Amerikan devleti, halkı korumak için hiçbir şey yapmadıktan sonra,bu olaylar farklı konu, aynı sosyo-ekonomik nedenlerle devam edecektir.

Yorumlar (0)