28.10.2020, 05:47

“Abdullah’ın Mahkemesi”

Öyleydi de...

Çünkü rahatsızlığın asıl sebebi Anayasa Mahkemesi'ndeki çoğunluğa sahip olamamakla alakalıydı.

Yani 2007 yılında görev süresi dolan Sayın Ahmet Necdet Sezer’in atadığı 2, 2014 yılında görev süresi dolan Abdullah Gül’ün atadığı 7 üye vardı ve 18 yıldır ülkeyi tek başına yöneten partili Cumhurbaşkanın 6 üye ile muhalefette kaldığı tek yer Anayasa Mahkemesi idi.


 

Yanılmıyorsam fitili ilk ateşleyen şey de Can Dündar’ın 29 Mayıs 2015 tarihinde kendi imzasıyla yayınlanan MİT Tırlarındaki silah haberi ile tutuklanması ve ardından Abdullah’ın Mahkemesinin 11 üyesi tarafından 2016 yılında verilen tutukluluğunda “hak ihlali” söylemi olmuştu.


 

Ve bugün yine o aynı Anayasa Mahkemesi Eski CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu için “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verirken koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletini yöneten partili Cumhurbaşkanı bir zamanlar el ele yanak yanağa yağmurda yürüyüp ıslandığı Abdullah’ın Mahkemesine takılıyordu. 


 

“Divan-ı Âli”


 

Gelelim Sayın Bahçeli’nin Anayasa Mahkemesi Kapatılsın yerine Divan-Âli kurulsun söylemine.

Divan-Âli diğer adıyla “Yüce Divan” anlamına geliyor.

Bence Sayın Bahçelinin bu söyleminin arkasında yatan asıl gerçek 2017 yılında yapılan anayasa değişikliği ile “Başbakanlığın kaldırılması. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ibaresinden “Yüksek” kelimesi çıkarılması. Askerî Yargıtay ile Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmıştır. Askerî Yargıtay ile Askerî Yüksek İdare Mahkemesinden seçilen üyelerin görev sürelerinin sona ermesinden sonra Askeri Mahkemelerden Anayasa Mahkemesine yeni üye seçilmesinin önünün kapatılması olabilirdi. 

Çünkü bir korku vardı ve bu korkuyu yenmek için hem Anayasa Mahkemesinin hemde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun sayılarıyla oynanarak biran önce AKP'lileştirilmesinin önü açılıyor olabilirdi.

Ki birde Sayın Bahçelinin “seni yüce divanda yargılatmazsam namerdim” sözü vardı.


 

15 Temmuz sonrası kaleme aldığım “arkada Bahçeli’den ön Bahçeli’ye dönüş başladı” makalem ile Sayın Bahçeli’nin af ile ilgili yaptığı açıklama sonrası “af çıkacak” makalemi okuyan değerli okurlarım benim bu cümlelerim ile ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaklarını umuyorum. 


 

“Kanun Hükmünde Kararname;”


 

Aslında Kanun Hükmünde Kararnameleri çıkarma yetkisinin Cumhurbaşkanına verilmesi çok mantıklıydı. Çünkü çıkarılacak KHK’larda Sayın Cumhurbaşkanının değilde Anayasa Mahkemesinin yada Sayın Muharrem İnce’nin es kaza Cumhurbaşkanı seçilmiş olduğunu düşünürseniz haliyle bu KHK’larında altına imzayıda bunlar atacaktı. 

Yani Anayasa Mahkemesinin yada Sayın İnce’nin imzası ile Emniyet, Yargı, TSK ve Milli Eğitime sızmış olan Cemaatçi artıklarını temizlemenin adı onlar yapınca terörist, bizden olanlar yapınca bunun adı mutlaka dinci ve islamcılara karşı bir operasyon yapılıyor algısı mutlaka oluşurdu. 

Yorumlar (0)