20.02.2020, 06:49

AK Parti'de bunalımlı günler

Türk Milleti'nin tek başına iktidar verdiği ender partilerdendir Ak Parti.
Halkımızın büyük teveccüh gösetererek sarıldığı, hem dünya hem ahiret umutlarını kendisinde gördüğü Ak Parti, büyük projelere imza atmasına rağmen 2016'lara kadar olağanüstü mağduriyetlere de uğratıldı.
**
Fakat halk, bu durumları tek tek analiz ederek bir kenara yazdı, kaydetti.
**
Türk Halkı günü geldiğinde (yerel veya genel tüm seçimlerde) Ak Parti'nin yanında yer almakla kalmadı, mağdurun lehine olacak şekilde gövdesini taşın altına koydu, verdiği destekle partisini savundu. O kadar ki partinin etkili, yetkili organlarındaki birçok görevlilerinin yolsuzluk, kayırma, torpil, nefsani, şeytani yıkıcı faaliyetleri varken; iç siyasetteki galiz hatalarını gözlemleyen, yazan, konuşan iki elin parmaklarından daha az sayıdaki din, iman, vatan, bayrak sevdalılarının dışlanması ve adeta 'afaroz' edilmesi Ak Parti'ye büyük zararlar veriyor.
**
Tüm bu olumsuzlukların önünü almak isteyen sayın Cumhurbaşkanı, "revizyon çalışması" yapılacağını söylediğinde malüm etkili, yetkili kadrolar; "çoktandır beklediğimiz temizlenme ve arınma dediler", önerdikleri yeni kadroların işbaşı yapmasını sayın Cumhurbaşkanı'mıza temin ettirdiler.
**
Temizlik harekatının başarıyla tamamlandığı sanılırken, kısa zaman sonra "eyvah" denilerek şikayet edilen önceki dönem görevlileri aranır oldu. Zira Ak Parti'yi, "Akp'lileştiriyorlar" diye şikayet eden halk, yeni kadroları görünce önceki dönem kadrolarına rıza gösterir oldu.
**
Ve samimi parti bağlıları gruplar halinde adreslerini değiştirmeye başladı.
**
Bu açmaz Ak Parti'yi hala hızla eriten en önemli nedenleden biri.
**
Halka göre; "dareyn mutluluğu vaadeden" partilerinin kadroları da parti felsefesiyle uyumlu ve örtüşen karakterde olmalıydı !
**
Evet, Ak Parti'deki erime gün geçtikçe büyüyor, yurdun çeşitli bölgelerine istifalar halinde yansıyor. Üstelik bunlar arasında azımsanmayacak sayıda parti kurucuları var.
**
Son seçimlerde hayli kayıp yaşayan Ak Parti'de yeniden diriliş ümidiyle "ıslahat fermanı" bekleniyor. Zannımıza göre, ülkenin yoğun gündemi nedeniyle bu önemli sorun öteleniyor, ama sorun da kronikleşiyor.
**
Kurt dumanlı havayı sever.

Yeni kurulmakta olan partiler teşkilatlanmalarını yaparken gözlenen o ki; sermayelerini sadece Ak Parti tabanından temin ediyorlar !
**
İlk seçimler öncesinde yeni partilerin oluşturacağı muhtemel 'üçüncü bir ittifak' Ak Parti'yi oldukça zorlayacaktır. Bunlar yeni sistemde (Başkanlık Sistemi) çok önemli rol alırlar. Bizden söylemesi...
**
Türkiye Halkı 'muktedir olma' anlamında iktidara güvenini kaybediyor.

Fetö Terör Örgütü ile mücadelenin ağır aksak yürüdüğü,

Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye göz açtırmak istemeyen vahşi Batı'nın blok halindeki siyaset  oyunları,

Pkk, Pyd, Ypg ile yürütülen amansız mücadeleler,

Suriye, Irak, Libya ve Filistin konuları ile mazlum halklara el uzatma zorunluluğu,

İçerdeki namert muhalefet her tarafa yayılan gücümüzün 'kırılmasına' neden olurken; halkın iktidara olan güvenini ciddi olarak sarsıyor.
**
15 Temmuz'un bal gibi 'provası' olduğu bilinen "Gezi Parkı" eylemcilerinin bir numarası Osman Kavala ve diğerlerine çıkarılan 'beraat kararı' halka; 'hükümet edilemiyormu acaba ?' sorularını sorduruyor.
**
Tam bu esnada hiç gündem olmaması gereken "Türkiye'de DARBE OLUR/MU ?" algısı, ABD kökenli olarak eski Genel Kurmay Başkanı ve Kemal Kılıçdaroğlu katkısıyla tartışılmaya başlanıyor.
**
Bunları tesadüfle izah etmek mümkün değil. Hükümeti yeni bir uğraş içine sokmak, dirayet ve azmini kırmak, halkı tedirgin etmek amacına matuf.
**
Tüm bu problemlerle boğuşan iktidar, ekonomide çalışmalar yapsa da kısa zamanda halka olumlu yansımaları olmuyor, ayrıca işsizlik başını almış gidiyor, pazar tezgahları el yakıyor. Fırsatı ganimete çevirmek buna denir.
**
Tek dert sayın Recep Tayyib Erdoğan gitsin, ondan kurtulalım da ne olursa olsun.
**
Genel ahlak sorunlarına değinmemek daha doğru. Neresinden başlayıp neresinde bitirebileceğimizi bile kestiremiyoruz. İki ağaç kesildi diye cadde ve sokakları darma duman edenler; dört milyon mültecinin dramına duyarsız kalabiliyor. Kalbler mühürlenmiş, gözler kör olmuş...
**
Kumar, fuhuş diz boyu, kadın cinayetleri utandıracak boyutlarda, cinnet geçiren anne baba evladını, evlat anne babayı katlediyor.
**
Araştırmalara göre, içerdikleri bakımından toplum yapımıza hiçte uygun olmayan "İstanbul Sözleşmesi"nden de alınan güçle haklı/ haksız iki milyon kadar babaya "evden uzaklaştırma" verilmiş... Toplumun temelini oluşturan 'aile'nin bunun neresinde kaldığının cevabını veren yok. Daha neler neler...
**
Eminiz ki, bütün bunlardan herkes gibi hükümet edenlerde rahatsızlık duyuyordur. Ama illa çare, illa çözüm.
Dert bizde, Em hükümette !

Selam ve sevgi ile.

Yorumlar (0)