28.01.2021, 05:45

AK Parti'nin erken seçim manevraları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beştepe'de düzenlenen 'Sosyal Atama Töreni’n de yaptığı konuşma, bir erken seçim startının söylemi ve kararlılığı içeriğine kesinlikle tam uygundu. Konuşmanın her cümlesi, motivasyon olarak tonlamaya yansıyan her vurgu, tipik bir seçim atmosferinin ürünüydü adeta. Bu tespiti doğrulayan diğer davranışlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, neredeyse hiçbir açılış imkanını kaçırmama gayreti içinde olmasıdır. İcraat ağırlıklı görüntüler ve retorik, hiç şüpheye yer bırakmayacak biçimde bir erken seçim faaliyetinin başladığına işaret ediyor. Söz gelimi aşağıya alıntıladığım, Cumhurbaşkanına ait abartılı belagat, seçime hazırlanın bir liderin, kendi iktidarını dünya ile mukayese edip, dünyaya karşın üstünlüğünü ve becerisini tek taraflı ilan etmesinden başka ne anlama gelebilir ki?

“En müreffeh ülkelerde dahi yürek burkan sahnelerin görüldüğü bir süreci en az sıkıntıyla geride bırakmayı başardık. Neredeyse 1 yıla yaklaşan salgın döneminde ne sağlık krizi ne sosyal çöküntü görüntülerine şahit olduk. 46 milyar lirayı geçen sosyal koruma kalkanı ödemelerimiz ile ülkemizin ayakta kalmasını sağladık. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde aşı sıkıntısı var, biz ise şu anda aşı konusunda attığımız adımlarla, yaptığımız ödemeyle aşılarımızı aldırmaya başladık ve ilk etapta 50 milyon doz aşı ülkemize gelecek. Bu yılın bütçesinde sosyal destek harcamaları için 81 milyar…”


Biz gerçeğin böyle olmadığını biliyoruz. Üstelik bu seçimin kaderini belirleyecek olan da iktidarın kendi icraatını yüceltme ustalığı olmayacaktır; çünkü AK Parti ve cumhur ittifakının, “yurttan sesler programından” daha ağır sorunları var. Her şeyden önce, mevcut iktidar ABD ile sorunlu, dahası aynı iktidarın Avrupa Birliğiyle ilişkileri, 18 yıllık iktidar ömrünün görüp görebileceği en geri seviyesinde. AK Parti son dönemde Avrupa Birliği nezdinde “hukuk tanımaz” bir iktidar olarak algılanıyor ve öyle ifade ediliyor. AK Parti iktidarı, Avrupa Hukukunun bir parçası olmayacağını, bir dizi AHİM kararına karşı çıkarak, bu kararların gereğini yerine getirmeyerek, ispat etti. Avrupa Birliği Hukukuna saygı göstermeyen bir ülke ve devlet, Avrupalılardan destek ve katkı göremez. Kimi Avrupalı ülke, devlet veya lider bu çok isteseler bile başaramazlar; çünkü AK Parti iktidarı, Türkiye ile Avrupa Birliği arasına çok ciddi engeller ekti. Nasıl dediklerini bilirsiniz, “ne ekersen onu biçersin.

Türkiye’nin ABD ile ilişkilerini düzeltmesi, Kürtler ve İsrail ile ilişkilerini yeniden ve olumlu manada yapılandırmasına bağlıdır. Bu konuda bazı gayret ve faaliyetler içinde olan AK Parti, kendince ABD ile ilişkisini düzeltme umuduna kapılabilir. Bence böyle iyimser olmayan bir umuda kapılmasında sakınca yoktur! İsrail’in talebi üzerine Hamas’a getirilen kimi kısıtlamalar, belki İsrail’in hanesine yazılacak bir başarı öyküsü olur ama bu durumun Türkiye’ye bir fayda sağlayacağına inanmıyorum.

Basına yansıdığı için burada dile getiriyorum; Hakan Fidan’ın Şam temasları, Suriye meselesinde çok ciddi bir eksen kaymasının işareti değilse, Şam nezdinde nezaketten öteye geçmez. Çünkü eğer mesele Rojava’daki Kürtlerin durumunu müzakere etmekse, Şam’ın önerisi ya da önerileri ABD’nin beklentileriyle uyuşmaz.

Aynı Şekilde Hulusi Akar’ın Kürdistan Bölgesel Yönetimiyle yaptığı görüşmeler de benzer bir akıbete mahkûm. Müstakbel Suriye’de statüsüz Kürt çözümü, dikkate alınabilir görünmüyor. En azından meselenin ABD algısında statü merkezi bir sorun olarak duruyor. On yıl süren Suriye iç savaşından, Kürtler statüsüz çıkmaz. Bir bütün olarak, Batı dünyasının Kürt meselesinin çözümünde, denediği ve sonuç aldığı çözüm Kuzey Irak çözümüdür. Model budur ve ne Batı dünyası ne de Kürtler, bu modelden vazgeçmeyeceklerdir.

Bunca lafın tek hedefi vardı, o da şuydu; Türkiye kısa vadede ne ABD ile ne de Avrupa Birliğiyle sorunları çözüp, bunu bir erken seçim stratejisine malzeme yapamaz.

Geriye iç sorunlar kalıyor. İç sorunların başında da HDP var. HDP’nin %10 barajını aşan kemik oy potansiyelini dağıtmadan İktidarda kalmak ya da bir seçim kazanmak mümkün görünmüyor. HDP’yi iktidar ve muhalefetle aynı mesafede duran bir nötr noktasına taşımak, eğer mucizeye bağlı değilse, ancak çok gerçekçi bir yeniden İmralı görüşmeleriyle mümkün olabilir. Ama bu stratejinin de bedeli büyük olur. Kürt meselesinde atılacak gerçekçi adımlar cumhur ittifakının sonu demek olur.

Cumhur ittifakının, millet ittifakını zayıflatmak amacıyla geliştirmeye çalıştığı İyi Parti projesine bugünlerde Oğuzhan Asiltürk üzerinden sürdürülen Saadet Partisi projesi devreye sokuluyor.

Bütün bu gelişmeleri alt alta sıraladığımızda AK Partinin çok ciddi bir erken seçim manevrası içinde olduğu anlaşıyor.

Yorumlar (0)