28.05.2022, 06:12

Altılı masadan Sayın Karamollaoğlu çıkabilir...

19 Nisan 2019 da kaleme aldığım “Bir Teşekkür de Saadet Partisine...” başlıklı makalemde aynen şöyle demiştim;
“Millet İttifakına destek vermek yerine kendi adayı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yarışına katılan Saadet Partisi bu seçimin gerçek anlamda kaderini değiştirmişti.”

Nasıl mı?
Eğer ki Saadet Partisi aday çıkarmayıp doğrudan Millet İttifakı'nın yanında yer almış olsaydı Saadet partisi seçmeninin 31 Mart günü destek vereceği kişi hiç kuşkusuz Ekrem İmamoğlu değil AKP’nin adayı Sayın Binali Yıldırım olacaktı. Çünkü AKP Saadet Partisi'nin küllerinden doğan bir partiydi ve her ikisinin de kuruluş felsefesi din temelliydi... Yani; Sayın Ekrem İmamoğlu 14 bine yakın bir oy farkı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturtulmuştu.
Oturtulmuştu dedim.
Çünkü 31 Mart akşamından 17 Nisan gününe kadar yüzlerce insan hiç üşenmeden, yılmadan adaletsizliğin daniskasının yaşandığı bu ülkede sırf haksızlığa meydan okumak, geleceğini hırsızlara teslim etmemek adına işinden, gücünden, ailesinden uzak kalmış ve namusu olarak gördüğü o oy çuvallarına sarılarak uyumuş ve geleceğimize sahip çıkılmıştı.
Ve bu durumda başarıyı sadece CHP’ye yani Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Ekrem İmamoğlu ve hele hele CHP İstanbul İl Başkanı Sayın Canan Kaftancıoğlu’na yüklemek hata idi.

İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu ve kendi adayını çıkararak AKP’ye gitmesi ihtimal oyları bloke altına alan Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu’nun hiç mi katkısı yoktu bu başarıda?

O zaman neden ısrarla Canan Kaftancıoğlu’ndan bir kahraman yaratmanın derdine düşülmüştü. Ya da neden Saadet Partisi'nin kendi adayı ile yola devam etmesi Millet İttifakı adayı Sayın Ekrem İmamoğlu’na büyük bir avantaj sağladığı unutuluyordu. Eğer ki Saadet Partisi İstanbul'da aday çıkarıp AKP’ye gitmesi muhtemel yüzde 1.21 yani 103 bin 300 oya bloke koymasaydı 31 mart seçimlerin de 14 bin oy farkla kazanılan seçimi daha ilk turda Sayın Binali Yıldırım’ı 89 bin oy farkı ile İBB Başkanlığı koltuğuna şahit olurduk.
Başlığımda da yazdığım gibi “Altılı masanın adayı Sayın Karamollaoğlu olur.”
Seçimi kazanması için mi? Elbette hayır!

Bence asıl plan barajı aşamayacağı kesin gözüyle bakılan AKP iktidarına ortak olup kontrol altına almak. Kaldı ki AKP iktidarı tek başına ya da MHP ile Meclis'te çoğunluğu sağlayamayacağı için haliyle millet ittifakını yanına ortak almaya mecbur kalacak. Yani bu da Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğu günden beri ilk defa 3'lü Cumhurbaşkanlığı Koalisyon Hükümeti anlamına gelecekti.

Hal böyle olunca AKP iktidarı sadece Meclis çoğunluğunu kaybetmekle kalmayacak aynı zaman da alkışlar eşliğinde meclisten geçirdikleri anayasa düzenlemesini değiştirme şansını yitireceği gibi bir de kendi kazdıkları anayasa çukurunun içine düşmelerine sebep olabilirdi.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun geçmişte yapmış olduğu en büyük hata Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu gibi solculukla hiç alakası olmayan, kimsenin tanımadığı bir adayı ortaya atarak “bunu seçiyorsunuz” demek olmuştu. Belki buradaki asıl amaç AKP'den oy geleceği düşüncesiydi. Lakin sol seçmenin inanmadığı birine sağ seçmenin güvenmesini beklemek cahillikle eş değerdi.
Elbette Sayın Karamaoğlu’nu savunan biri değilim. Ama bakıldığın da parlementer sistemin geri gelmesini, AKP iktidarının ülkeyi yönetmekte ki acizliğini, yaptıkları din temelli siyasetin ne dinle ne de İslamiyet'le alakası olmadığını en çok dile getiren kişinin de Sayın Karamollaoğlu olduğu unutulmamalıydı.

Asıl ilginç olan bir diğer konu ise düne kadar aynı gömleği giyen, aynı ideolojilerle din temelli siyaset yapan iki partiden biri Başkanlık Sistemini yani “tek adamlığı” savunurken, diğerinin Atatürk’ten günümüze kadar süre gelen parlementer sistemin geri gelmesi için çırpınıyor olmasıydı.

Diğer bir konu ise; Sayın Karamaoğlu’nu sadece “Altılı masa” ile sınırlandırmamak gerektiği idi. Gerçekten asıl hedef seçimi kazanmak, ya da AKP’ye iktidarına koalisyon ortağı olup elini kolunu bağlamak ise o zaman AKP seçmeninin de kabulleneceği Sayın Karamaoğlu’nun aday gösterilmesi gerekir diye düşünüyorum.
 

Yorumlar (0)