08.06.2020, 07:23

Amerika'daki protestoların kazananı kim?

Yaklaşık bir haftadır dünya gündemini işgal eden Amerika’daki ırkçılığa karşı protestolar bize iki şey gösterdi. Birincisi küçük bir olay bütün toplumu hatta başka ülkeleri anında harekete geçirebilir. İkincisi, kriz yönetmek ciddi bir liderdik göstergesidir, hem protestocular hem de ilgili ülkenin liderleri açısından.

ABD’de artık u hafta itibariyle gündem yavaş yavaş değişiyor; kısmen koronavirüs gündemine kısmen de Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimleri tekrardan gündemi işgal edecek. Peki protestolar ne olacak? Floyd’un ölümüne sebep olduğu düşünülen bütün polislerle alakalı dava açılma kararı verildi, dolayısıyla artık gösterilerin dozu daha barışçıl olmaya başlamakla beraber artık azalıyor ve muhtemelen yakında sona erecek. Peki protestolara üst perdeden baktığımızda geriye ne kaldı? Kim kazandı ya da Kim kaybetti? Uzun vadeli etkisi ne olacak?

Öncelikle ilk kazanan ABD devleti. O tam kazandı; Halk ise kısmen kazandı, kısmen kaybetti. Protestoların bir çok şehre yayılmasıyla hızlı bir şekilde Kovid-19’da sürü bağışıklığına geçeceği için ABD devlet olarak kazandı. Özellikle New York bölgesinde yapılan antikor testlerine göre virüse bir şekilde yakalanmış olanların oranı %20 civarındaydı. Protestoların sonucu olarak bu oranın artması bekleniyor ki, Amerikan otoriteleri protestolara katılan herkese test yaptırması çağırısından bulundu. Halk açısından bakacak olursak büyük ihtimalle daha fazla insan hasta olacak, belki de zaten 107 bini aşmış vefat sayısı daha da artacak. Doğal olarak bazı şehirlerde karantina süresi beklenenden daha fazla uzayacak. Yani insanlar bir süre daha evde kalacak.

Bütün tartışmalar bu süreçte polisler üzerinden yürüdüğü için polisler kısmen kaybetti. ABD’de siyahlara yönelik yanlış uygulamaların temelinde devletin kurumsal oluşumunun siyahları dışlayıcı karakteri yatıyor. Devlet konuyu polis üzerine yıkarak durumu şimdilik kurtardı. Bundan sonra Polis teşkilatı bütün devletin sistemsel ayrımcılık politikasını tek başına üstlenmek zorunda. Zaten çok eleştiri alıyordu, bundan sonra daha dikkatli olması gerekecek. Çünkü kimse yeni Floyd vakasının ortaya çıkmasını istemiyor.

Bu sürecin en büyük kazananı ABD Başkanı Donald Trump. Gösterilerin ikinci günü itibariyle özellikle Vandalizm ve yağma olaylarının artmasıyla beraber, Trump bir anda olayı güvenlik meselesi haline getirdi ve sonunda da haklı çıktı. Ulusal muhafızların alana çıkması sonrası işler kontrol altına alındı. Başkent Washington DC’de askeri bile devreye soktu. Kendisini savaş dönemi başkanı ilan eden Trump gösterilerin kendisinin kararlı politikası sonucu kontrol altına alındığını yakında ilan eder. Ayrıca Trump, Kovid-19 dolayısıyla kısmen kaybettiği siyasal alanı ve başarılı başkan imajını, gösterileri güvenlik sorun alanına çekince hızlıca kazandı. Devlet mekanizmasını sonuna kadar kullandı. Bu süreçte kendi tabanını mobilize etti, seçimin ilk kampanyasını yapmış oldu.

Protestoları başlatan siyahların meşru ve haklı isteği yağma ve şiddet olaylarına kurban gitti. Siyahların gazi alınmış oldu ama Amerika’da realite muhtemelen kısa vadede değişmeyecek. Şu an için artık Amerika’da siyahların hakları veya devletin onlara daha iyi davranması konuşulmuyor. Trump’ın bölücü söylemi ve göstericilerin yağmalamaları konuşuluyor. Çünkü geçen hafta hâkli bir hak talebiyle başlayan mesele bir tür kamu düzeni tartışmasına geldi.

Bu süreçte ilginç bir şekilde Demokratların bakan adayı Joe Biden etkisiz kaldı. Hem Biden hem de demokratlar neredeyse hiç topa giremedi. Siyah göstericiler siyaseten sahipsiz kaldı. Biden ve demokrat partili liderler etkisiz bir liderlik gösterdiler. Bir nevi siyahların Biden’e oy verme konusunda kafası karıştı. Zaten oy kullanımı az olan bu gruptan çoğu muhtemelen Kasım ayından oy kullanmaya gitmez. Bu durum doğrudan Trump’a yarar ve Biden’e zarar verir.

Gösterilerin ülke dışında sürpriz bir kazananı oldu: Türkiye. Ankara yıllardır terör örgütünü destekleyen ülkeler bir gün aynı grupları kurbanı olur söylemini dillendiriyordu. Trump’ın ANTİFA’yı terör örgütü ilan edeceğini açıklaması sonrası özellikle bu grup ile YPG arasındaki bağ dolayısıyla Türkiye’nin eli güçlenmiş oldu. Bu anlamda Ankara- Washington ilişkilerinde ortak bir mücadele ve birliktelik alanı oluşmuş oldu. Söylemsel olarak Ankara’nın eli güçlendi. Washington’da Trump’ın Suriye konusunda ve YPG konusunda bürokratik yapıyla kısmen farklı düşündüğünü herkes biliyor. ANTİFA üzerinden dolaylı olarak aslından Trump’ın eli de güçlenmiş oldu. YPG’ye daha farklı yaklaşabilir, Suriye konusunda farklı açılımlar olabilir.

Peki bütün bunların sonunda protestolardan kim kazandı? Yukarıda çizdiğim tabloya bakınca resim ortada. ABD ciddi bir maliyet ödemeden bu süreçten devlet olarak güçlü çıktı, belki imaj anlamında bir şeyler kaybetti ama süreci hiç bir siyasal değişim/dönüşüm sözü vermeden yönetti. ABD’de polisleri koruyan bir sistem var. Bu yıllardır çok net ve çoğu siyaha yapılan polis şiddeti işte tam da bu sebep dolayısıyla hep cezasız kalıyor. İşte bu sebeple muhtemelen polislere yönelik suçlamalar ispatlanamayacağı için yargı sürecinde davaları düşebilir; hiç ceza almadan kurtulabilirler. Sonuç bu olursa Amerika tarihinin son 20 yılını bilenler için sürpriz de olmaz. Siyahların bu süreçteki en büyük kazancı kendi mobilize güçlerini tekrardan görmüş/göstermiş olmalarıdır. Amerika’da siyahlar çok örgütlü, fakat 1960’larda olduğu gibi Malcom X ve Martin Luther King gibi güçlü liderleri yok. Kongre’de temsilcileri var, ama temsil her zaman güçlü liderliğe dönüşmüyor.

Uzun vadede gösterilerin ABD siyasetine ve toplumuna kalıcı etkisi ne olabilir sorusu önemli. Muhtemelen iki konu öne çıkacak. Birincisi, ABD askerinin iç bir meselede Trump tarafından kullanılması ülke içinde yeni bir tartışma açacak ve belki de Amerikan siyasetinde yeni bir yaklaşımın ilk örnekliğini teşkil edecektir. Diğer bir konu ise Trump’ın oluşturduğu örneklik sonrası eğer ileride her krizde başkanlar askere başvurursa bu durum eyaletler ile federal yapı arasında güç kavgasını orta ve uzun vadede farklı bir boyuta taşıyacaktır.

Yorumlar (0)