29.11.2018, 19:53

Ana eli

Kadın ile ilgili nerde bir toplantı olsa hep bir ağızdan söylenen sözdür ‘Kadın Erkek Eşit Olmalı’ şu hayatta..
Kadın-Erkek eşitliğinin son yıllarda atılan büyük bir adım olan Uluslararası İstanbul Sözleşmesi gereği ilkokul müfredatına girmesi için ciddi çalışmalar yürütülüyor hali hazırda. Şayet başarılabilirse çocuklarımız okul hayatına ilk adımlarını attığı andan itibaren cinsiyet ayırımı gözetmeksizin yaşayacaklar. Aslında eşit değiller. Erkek kas gücünün kadın ise naifliğin, zarifliğin simgesi. Oysa hayat platformunda her zaman kas gücüne ve kibarlığa gerek yok ki. Önemli olan tüm platformları birlikte eşit şekilde paylaşmamız.
Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı verildiğinden bu yana 88 yıl geçti, seçilen 31 bin belediye başkanından bugüne değin sadece 118 kadının o koltuğa oturabildiğini görüyoruz.  Şimdi soruyorum size; Kaç belediye başkanı ilçesinde yapılan inşaatlarda çimento taşıdı ya da halk pazarında sırtında kasalarca meyve sebze taşıyarak kadınlardan üstün olduğu aşikar olan kas gücünü kullandı? 50 binden fazla muhtar seçilirken bunlardan sadece 674’ü kadın olabildi. Yine soruyorum size; Kaç muhtar mahallesinde kaldırımları döşedi ya da yol yapımında çalıştı? Madem kas gücüne ihtiyaç duyulmayan bir işti de neden o koltuklarda daha fazla kadın oturmadı oturamadı?
Ne yazık ki erkek kadına bir çok alanda çalışma hakkı tanımıyorken bir de o üstünlüğü aşikar olan kas gücünü kullanarak yaşama hakkını elinden     alıyor. 
Biz kadınların işi çok zor. Neredeyse 100 yıllık bir devri bir anda kapatmamız imkansız. Birden bire bir şeyler beklemek çok ütopik. Peki ne yapmalıyız?  Kendimize şunu sormalıyız. Nerden başlamalı?
Özellikle erkek çocuğu olan annelere bu noktada biraz daha fazla iş düşüyor. Erkeklerin farklı olarak üstünlük sahibi oldukları kas gücünün sadece hayatı kolaylaştırmak amacıyla kullanılması gerektiğini öğretmeliyiz. Cinsiyet ayrımcılığına sebep olacak ne varsa bu davranışlardan kaçınmalıyız. En önemlisi de çocuklarımızı şiddetle ana ocağında tanıştırmamalıyız. Dünyaya gelen bir çocuk artık o evin bir bireyi. Dolayısıyla her alanda söz sahibi. İster fikrini yaratıcı bulup dinleyin ister saçma bulup yok sayın. Ama anlatın ve dinleyin. Vurmayın. Vurmak sadece sizden korkmasını sağlar ta ki büyüyünceye kadar. Siz evinizin içinde çocuğunuza el kaldırırsanız o da aileden gördüğünü normal kabul edip içselleştirecek ve yarın kendi sahip olduğu ailesinde uygulayacaktır. İşin özü; Çocuk ailenin aynasıdır. Bugün kalkan el aslında dün çocuğuna el kaldıran bir annenin eli,     ana eli..
Bunun farkına varmayıp bu bilinçle çocuklarımıza davranmazsak bu eller kalkmaya kendini kuvvetli kaslarıyla üstün gören erkekte her alanda üstün olduğunu zannedip bu şekilde yaşamaya devam edecektir.
Rahmetli babam derdi ki; kişinin kendine saygısı yoksa çevresine saygısı olmaz. Kendisine saygısı olan kişi de kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi asla başkasına yapmaz. 
 Kendinize olan saygınızı yitirmeden sağlıkla kalmanız dileğiyle..

Yorumlar (0)