25 yıl önce başlayan aşk hikayesi, 31 Mart'ta son bulmuştu ancak  siyasi bir kararla aşkın başına kayyum atanarak, aşk hikayesine bir başlangıç daha yapıldı. Görünen o ki, 23 Haziran’da aşk İstanbul'da trajik bir sonla bitecek. 
Bu coğrafyada aşk hikayeleri kanlı bitebiliyor. Sevgisinde yok olunan aşk, başkasına kaçarsa cinayetler işleniyor. Aynı zamanda cinayeti işleyen sonuç olarak intiharı da tercih edebiliyor.

 

İmamoğlu, "Mart'ın sonu bahar" dedi. 31 Mart seçimlerini kazanan İmamoğlu mazbatasını aldığı 17 Nisan tarihinden sonra, YSK'nın siyasi kararı ile mazbata iptal edildi.
O gün bugündür İstanbul'da sonbaharı yaşıyoruz. Havalar soğudu. Havalar bile yaşananlara isyan etti. Galiba baharı yaşayamadan yazı yaşacağız.
Havalar soğurken, trollerde gemiyi azıya aldılar, anlayacağınız zıvanadan çıktılar.

Oyları çalınmış da nerede, nasıl yapmışlar yanıt yok...
#OylarıÇalmışlar diyenler ve tabiki seçimi kaybeden Binali Yıldırım diyor ki; "Çalındı, kim çaldı CHP değil", e o zaman sandık başkanları  üyeler ve siyasi partilerin üyeleri. Nasıl çalmışlar, ne yapmışlar, kaç oy çalınmış yok. Dediği şu; “Savcılar gereğini yapıyorlar.” 
****
Savcılar ve emniyet en çok iki ilçe için göreve çağrıldı. Büyük gürültü çıkarılan, ses çıkarılan, Büyükçekmece ve Maltepe için bugüne kadar savcılar ve emniyet ne yaptı? 

Hani orada kıyamet koparılıyordu. Hırsızlık vardı. Taşıma oy vardı. Varoğlu vardı. Ve YSK söylenenleri ve talepleri reddetti. Dedi ki, hırsızlık yok. Ne var, sandık oluşumları YSK'nın mevzuatına aykırı. 123 sandıkta mevzuata uygun olmayan başkan ve üye atanmış. Ehhh bunlar oy çalmış mı? Hayır. 

Çünkü iptal gerekçesi hırsızlık üzerinden değil. Bizzat iki üç seçimdir YKS'nın kendi atadığı sandık başkanı ve üyeden dolayı iptal etti. Yani usülsuzluktan sorumlu olanlar, cezayı seçmene ve kazanan İmamoğlu'na kesti. Kendileri ise     sorumsuz oluverdiler. 
***
Düşünün, iki futbol takımı sahada top oynuyor. Hakemleri, Merkez Hakem Kurulu atıyor.

Saha içersinde üç hakem, dışarda bir hakem toplam dört hakem görev yapıyor.

İki takım sahaya çıkıyor. A takımı maçı 7-6  kazanıyor. İtirazlar başlıyor. Filanca futbolcu golü eliyle atmıştı. Yok gol atılırken faul vardı. Olmadı, golü ofsayttan atmıştı, denilerek maçı kaybeden takım maçın iptal edilmesini istiyor. Futbol fedarasyonu en sonununda kararını veriyor. 

Gollere yapılan itirazları reddederken, sahada başka maçları da yönetmiş hakemlerin ikisinin hakem olmadığı gerekçesiyle maçı iptal ediyor. Maçın tekrarlanmasını istiyor. 

Maçlardan bizzat sorumlu olan Futbol Federasyonu daha önce aynı hakemlere hiç itiraz etmemiş. Sorumlusu kendisi olduğu bir maçla ilgili iptal kararı veriyor. Aynı hakemlerin daha önce yönettiği maçları da iptal etmiyor. 

Oylarımız çalındı diyerek büyük bir algı operasyonu başlıyor. Halbuki YSK'nin hırsızlık itirazını ret ettiği unutturulmaya çalışlıyor. 

Erdoğan'ın ve AK Partililer’in aşkı İmamoğlu'na kaçtı!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdogan, Yenikapı Mitingin'de; "Bizimkisi bir aşk hikayesidir. aşk ise sevdiğinde yok olmasıdır. Laf ile aşk olmaz. Şuna inanıyorum. Sevdiğinizde yok olursanız aşk olur" diyerek İstanbul'a nasıl aşık olduklarının tarifini yapıyordu. 

Erdoğan, bu topraklarda aşkına "ya benimsin ya kara toprağın"  denildiğini, bu topraklarda aşkı kendisinin olmadığında aşkını vuran, sonrada kendini vuran hikayelerle dolu olduğunu bilen bu toprağın bir çocuğu. 

Aşkında yok olanların, aşkı kaçınca nasıl delirdiğini ve cinnet geçirildiğini en iyi Erdoğan biliyordu.  İstanbul, kendisinde yok olan aşkından İmamoglu'na kaçınca sorun başladı. 

Ve kaçan aşk geri çağrıldı, başına da bir kayyum atandı. Aşk şimdi kendisini delice seven ve kendisinde yok olan Erdoğan'a mı, yoksa yeni aşkı, yeni sevdiği adam İmamoğlu'na mı varacak? 
****
23 Haziran akşamı İstanbul yeni aşkı olarak İmamoğlu'nu ilan ettiğinde yok olmanın derinliğinin başlangıcına şahitlik edeceğiz. 25 yıl önce İstanbul'da başlayan aşk hikayesi, İstanbul'da noktalanacak ve kendisini yoran aşkını terk edecek. İstanbul yeni bir aşka pupa yelken açacak. 

Son söz: Ne diyor büyük şair Marguez; "Gitme zamanı gelmişse 'dur' demenin, zamanı geçmişse 'dön' demenin ve aşk bitmişse 'yeniden' demenin; hiçbir anlamı yoktur."

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yaman Turgut 3 ay önce

Harika tespit,kalemine sağlık arkadaşım.Sairin son mısralarını izninle çalmıs! bulunuyorum.