19.05.2022, 05:39

Atatürk’ün teminatı yok sayılamaz...

Genç, farklı yaşlardakilerin kendinden yaşça küçük olanlarına deriz.

70 yaşındaki Erdem amcaya göre 57 yaşındaki ben gencim.

Oğluma göre ise 17 yaşındaki Selçuk genç…

Mademki hepimiz genciz o halde neden geleceğin teminat olmaktan kaçtık.

Neden sorumluluğu kendimizden yaşça küçük fakat daha akıllı, yaratıcı, hayalleri olan, ufku açık “genç” dediğimiz insana yüklüyoruz.

Yoksa sadece 17 - 25 yaş arasındaki insanlarımı kastediyoruz. Değilse genç ve yetişkin ayrımı yapmak neden?
Yaşadığı ülkeyi çıkmaza sokanlar hangi gençlik.

Allah aşkına, 22 Şubat 1962 - 20 Mayıs 1963 ayaklanmasını, 20 Mayıs 1969 - 9 Mart 1971 darbe teşebbüsü ile 15 Temmuz 2016 askerî darbe girişimini ve ihtilalleri planlayanlar gençler mi idi?

Hangisi 17-25 yaş grubunda idi.

Hiçbiri!

Gençlerin bu denli güçleri olsa idi. Ülke bulunduğundan daha ileri de müreffeh olur, kıskanılırdık…

Soru: Öğrencilerin sınav sorularını çalarak binlerce gencin hayalini yıkanların hangisi 17-25 yaş grubundadır?

Cevap: E şıkkı… Hiçbiri…

O halde milletin yüzüne baka baka yalan söyleyen siyasetçiler lise veya üniversitede okuyan gençler değil.

Sanatçı kimliğiyle örnek olacaklarına her türlü ahlaksızlığı yaparak kendilerini de rezil duruma sokanlar, yüzlerinde sivilce çıkan ergenlere de hiç benzemiyorlar.

Dini kullanarak köşe yazılarında, televizyon ekranlarında milyonlarca parayı banka hesaplarında aktaran, inançlarımıza küfredenler bir tanesinde bile sakalı çıkmamış delikanlı değil.

Reyting uğruna gerçekleri saklayarak, edepten uzak, çarpık ilişkileri senaryolaştırarak şiddet dolu sahneleri gözler önüne serenler de değiller.

Günü kurtarmak adına, yarınları düşünmeyenler ise hiç değiller. Çünkü onlar sınavdan sınava yarış atı gibi koşmaktan bunları düşünecek zamanları kalmayıp, çocukluklarını yaşamayanlar.

Onlar filancanın çocuğundan bir puan daha fazla almasını istediğimiz kölelerimiz,

Onlar, ailesini geçindirmek için sigortasız çalıştırdığımız, mahkûmlarımız.

Onlar, ellerine cep telefonu, tablet vererek susturduğumuz, robotlarımızdır.

Bu sebepten lütfen artık gençleri suçlamaktan vaz geçelim.

Ya ailesi içinde birliği, dirliği, mutluluğu bulamayanların aile kutsallığından bahsederek gençlere bunun öneminden bahsetmelerine ne diyeceksiniz.

Devasa inşaat yapıp, garanti işlerle lüks hayat yaşayacak, sonra da gençlere “gelecek sizsiniz” diyeceksin!

Fikir özgürlüğü, konuşma özgürlüğü var denilecek. İçeri tıkarak susturacaksınız.

Ne yapmış gençler, insan mı öldürmüş, orman mı yakmış, yetişkinlerin hayatlarına mı kastetmişler.

Hayırrrr….

Kalacak yerim yok”, “sınav ücretleri, ders kitapları, kantin ücretleri yüksek” demiş. .

Yetişkin olmayıp, yetişkinler gibi maddi kaygılarından derslerine odaklanamadıklarını ifade etmişler.

Hani hep deriz ya, “eskiler daha güzel” diye. Yeniyi kötü yapan gençler olmadı.

Onların gözlerinde hep ışıltı var… Kimsenin geleceğini mahvetmek gibi bir düşünceleri yok.

Asla gözlere bakarak yalan konuşmuyorlar. Kimseyi aldatmak için kurmaca senaryolar yazmıyorlar. Kimseye küfretmiyorlar. Çalmıyorlar. Bunlar hiç umurlarında dahi değil.

Bugünün yetişkinleri, dünün gençleri geriye dönüp bir bakın, gazete tirajları sizin zamanınızda ne idi? Şimdi ne kadar?

Unutma ki, Seka’yı gençler kapatmadı.

Korkmayın hatırlayın, ne tür, şarkılar, türküleri, klasikler dinliyordunuz. Âşık Veysel’i, Âşık Mahzunu Şerif’i, Fuat Saka’yı, Neşet Ertaş’ı, dinletip, anlattınız mı ki, “geçmişlerini bilmiyorlar” diyebiliyorsunuz.

İnsanlar bir birlerine nasıl hitap ederek konuşuyorlardı… Peki, günümüz de?

Biz büyüklerimizden aldığımızı gençlerimize verdik mi ki, gençler suçlu oluyor.

Geçmişi yedik, hesabını da gençlere ödetiyoruz. Yazık!

Vermeden almak Allah’a mahsus bunu bile anlatmadık.

Genç hakkını istiyor. “Sus sen gençsin aklın bunlara ermez” diyoruz…

Susturma, sorgulat…

Ki geleceği emanet edeceğin gençler, senin de yaşadığın yeri cennete çevirsin.

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ne diyor;

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

Eğer bir parça genç dediklerimize sevgimiz, saygımız varsa, 19 Mayıs 1919 ‘da bir ulusu kurtarmak için ateşi fitilleyerek o günü Gençlere armağan eden Atatürk’ün anısına saygı gösterip, susalım.

ve

Emaneti gerçek gençlere bırakalım.

O zaman belki gençlerin içleri biraz soğur…

Yorumlar (0)