29.07.2020, 05:49

Bakış açısı (2)

Bir göç ve bir kültür yaşamı ve paylaşımı 20 Kasım 1922 Lozan Antlaşması imzalanır.

Sınırların dışında kalanlar çok olur şahsen benim dedelerim 1912 Balkan savaşları başlayınca göç etmeye karar verirler. Edirne iline 6 saatte gelen dedem bakar ortalık karışık denizin dalgası gibi.

Oturdukları mekân 24 köyden oluşan Kızıl Deli Seyit Ali tekkesi, tekke dışında kalan aynı inanca aynı kültüre sahip bir köy daha var. O köy kayın babamın köyü Balcıbük. Bu köy Kızıl Deli tekkesinin dışında kalmakta bundan dolayı göç aynı zamanda yapılmaz

Görücü aracılığı ile evlenen ben, eşimin dedesi bu evlilik olmaz kızım biz onun dedesi ile yayla yerinde aynı sofraya oturduk.

Yayla bayramı yıl dörde bölünür 6 Mayıs Hızır İlyas 8 Kasım Hak günü 5 Şubat kış doksanı 5 Ağustos yaz doksanı.

5 Ağustos köylülerin alın teri ürünlerinin hasat ettikleri yani paraya çevirdikleri gün,

Doğdukları yerleri terk ederler ancak kültürlerini yanlarında getirirler, giyim kültürü oyun figürü aşları işleri becerileri misafir ağırla gelenek ve görenekleri asla terk etmezler.

Ağustos ayının ilk haftasında mekanlarımız orada kaldı ise kültürde kalmadı der ve ilk yayla kurbanı benden der uzun yıllar bu gelenek davulu zurnası adakları, aşları, ağaları kıyafetleri ile devam ettirilir.

Misafirin adı mihmandır mihmanın yeri gönülde de baş köşe konutta da baş köşe bir eve misafir gelmez kıtlık olur misafir gelir bolluk olur, misafir kısmeti ile gelir, bu gün bize ne hoş geldiniz mihmanlar sefa geldiniz diye nameli dile getirirler.

1928 Yılında köylerindeki topraklarını satarak İstanbul’a gelirler Firuz ağa çiftliğini satın alırlar. Bakırköy ilçesi Yeşilköy nahiye.

Bakırköy ilçesinin adı Makriköy sebebi İstanbul'un uzak köyü demek Nahiyeleri Ayastefanos 1925 yılında Yeşilköy olarak değiştirilir.

Ayastefanos 4. Yüzyılda I. Konstantin devrinde Aziz Stefan Aya Euphemia Yortusu yılda iki kez yapılır. Euphemia Romalıların Ares adına düzenledikleri pagan bir festivale katılmayı reddettiği için tutuklanmış ve türlü işkencelerden sonra 16 Eylül 303 yılında öldürülmüş.

Hristiyanlarca din şehidi olarak kabul edilip azizlik mertebesine yükseltilmiş olan Euphemia mucizeleri ile meşhurdu.

Ayastefanos Yortusu 27 Aralıkta yapılmakta arifesinde koyun ve kuzu kurban etme ve bunları pişirip fakirlere dağıtma geleneği bu günde yaşatılıyor.

Ayastefanos havarilerinin İsa’nın çarmıha gerilmesinin ardından Hıristiyan cemaatinin Kudüs’teki işlerini idare etmesi için seçtikleri yedi diyakozdan biri, sapıklık suçlaması ile yargılanıyor ve inancından dönmediği için taşlanarak öldürülüyor.

Hristiyanların ilk şehidi olarak kabul edilir rivayete göre IV yüzyılda, Büyük Konstantinos zamanında Stefanos naaş’ı İstanbul’a getirilmek isteniyor.

Gemi İstanbul yakınlarında şiddetli bir fırtınaya yakalanınca limana varamadan karaya çıkmak zorunda kalıyorlar Bu yere azizin adı veriliyor Ayastefanos yani şimdinin Yeşilköy’ü.

Bu adı o dönemde semtte yaşayan ünlü edebiyatçı Halit Ziya Uşaklıgil’in yeşile, doğasına hayran olduğu için verildiği rivayet edilir.

Ben bu rengi taşırım her zaman can köşemde insanoğlu ne arar da bulamaz yeşilde varlık dolu gök dolu umman dolu bir ucu gözlerimde bir ucu enginde meyve veren ağaçlar bu çini renginde bu çini renginde deniz derya orman tanrı gelir aklıma yeşil dediğim an.

Tarihte 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus savaşı sonuçları Ayastefanos antlaşması olarak tarihe geçer Sultan Hamit Selanik sürgün kararı burada alınır, Hareket orduları Selanik’ten başlayan yolculuğunun molasını burada sona erdirir.

Selanik o zamanlar Osmanlı egemenliğindedir Sultan Hamit 1000 lira maaşla buraya gönderilir. Müslüman ve Arap ülkelerinde tahtan düşenlerin kellesi koparılır bizde asla böyle bir vaka olmaz bize öğretilen padişah kanı kutsaldır.

Yeşilköy’de mola veren hareket ordularının adı sokak ve caddelere verili. Hareket Ordusu Sokak, Mahmut Şevket Paşa caddesi 14 Nisan sokak gibi.

Mahmut Şevket Paşa h. Erkânı Harbi Kolağası Kazım Karabekir, Ferik Salih Paşa, Ferik Hüseyin Hüsnü Paşa, Mirliva Şevket Turgut Paşa bu harekete adını Mustafa Kemal verir.

Firuzköy halkı ipek böceği yetiştiriciliği, arıcılık bağcılık kültürü ile yetiştirilmiş geldiklerinde ilk işleri arazilerinin insan gücü ile işlenecek yerlerine bağ ekmişler.

Bağları yetişince önce yapraklarını sonra üzümlerini daha sonra üzümden elde ettikleri şırayı, şarabı, sirkeyi ve pekmezi üretmişler Yeşilköy de bulunan Rum ve Ermeniler pazarlamışlar.

Ermeni ve Rumların hırsızın çalamadığı kollarında altın bilezik vardır Firuzköylüler de bu bölgeyi seçmekle sanata zanaata yakın yer seçtikleri için ekonomik durumlarını çok kısa zamanda elde etmişler.

İlk edindikleri 5.000. hektar arazilerine çalışarak biriktirerek Turan Çiftliği, 3.000 hektar, Ispartuvan Çiftliği 2.100. Hektar l.500 . Hektar Saadetdere çiftliği 750 dönüm banka yerlerini elde ettikleri tarım ürünlerinin bedeliyle tarım topraklarını büyütürler.

Başlıca gelir kaynakları domates, soğan, pırasa, lahana, biber, patlıcan, üzüm ve kışlık ve yazlık ürünler elde ederler. (Buğday, Mısır, Ayçiçeği)

Bakırköy ilçesinin 19 köyünden biri olan köyümüz İstanbul Muhtarlar birliği başkanı Hasan Önel seçilir ilerleyen zamanlarda İstanbul'da yapılan etkinlikler Dünya çiftçiler günü ve Dünya Çevre günü kutlamalarını köyünde yapılmasını önerilmiş ve yetkililer tarafından kabul görmüştür.

Üzümün suyu önce şıra olur, terbiye edersen şarap olur etmezsen sirke olur. Bu ürünlere hiçbir katkı ilave edilmez onların tek katkısı alın teridir. Üzüm suyuna beyaz toprak katar sonra süzerseniz ve kaynatırsanız pekmez olur.

Bilgisine, becerisine, hangi işi hangi zamanda yapacağı çalışmasını, hele eşlerine güvenmeyenler bunların üstesinden gelemezler. Yüzümüzü ak çıkaranlar bacılar analar iyi ki varsınız.

Cennette Karagözlü huriler varmış, şarabında en alası oradaymış, desene biz yaşarken cennetteyiz bir tarafımızda şarap bir tarafımızda sevgili desene biz yaşarken cennetteyiz. (Ömer Hayyam)

Yorumlar (1)
İrfan Değirmenci 5 gün önce
Rahmetli Uğur Mumcu'nun deyişi ile bilgisi olmayanın bolca fikri olduğu bir dönemde her yazısında bilgi dagarcigindaki zenginlikleri bizlerle cömert şekilde paylaşan sevgili büyüğümüz'e gönül dolusu şükran ve saygılarımla...