18.06.2022, 05:53

Belediyemizle çevre değerlerine sahip çıkma çabalarımız sürüyor, sürecek

Ülkemizde uygulanan çevre ve sağlıklı kentleşme karşıtı politikalar nedeniyle; kentsel ve kırsal alanlar, tabiat varlıkları, koruma alanları, ormanlar, kıyılar, milli parklar, doğal sit alanları, meralar, yaylalar, kışlaklar ile bütün yaşam değerlerimiz sermayenin yatırım ve rant alanı haline getiriliyor. Bu kapsamda tüm alanlarda yapılaşmanın önünü açan sermayeye yönelik kolaylaştırıcı uygulamaların yanı sıra, doğal ve yapılı çevre üzerinden sağlanacak gelirlerin artırılabilmesi için pek çok yasal düzenleme yapmış, koruma mevzuatında var olan güvenceler ortadan kaldırılarak çevre tahribatı sistemli ve kurumsal hale getirilmiştir. 


Bilimsel araştırmaya dayanmadan planlanan ve yürürlüğe sokulan köprüler ve otoyollar, havaalanları, hidroelektrik santraller, maden sahaları hele bir de Kanal İstanbul gibi pek çok proje uygulamaya konmuştur. Mutlak yapı yasağı olan koruma alanları dahi aynı anlayışla yapılaşmaya açılmıştır. İlgili bilim insanları, Meslek Odaları ve hatta kamu kurumları tarafından düzenlenen raporlar göz ardı edilmektedir. 2016 yılında imzalanan Paris Anlaşması kapsamında iktidar, çevre sorunları ve iklim değişikliğine yönelik aldığı sorumluluklara aykırı çalışmalar yürütmekte; sözleşme imzalandıktan sonra doğa ve kültür katliamı artarak sürmektedir. Bu dönemde Çevre Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Mesire Yerleri Yönetmeliği ve Kıyı Yönetmeliği’nde getirilen düzenlemelerle; kamusal denetim görevleri Çevre Ajansı gibi kurumlara devredilerek kıyılar ve sahillerde işletme hakkı sermayeye aktarılmaktadır. 


Ekoturizm adı altında düzenlenen çevre düzenli planlarıyla, orman ve tarım alanlarında yapılaşma artmakta, mesire yerlerinin nitelikleri değiştirilerek orman ekosistemleri turizm, maden ve enerji sektörünün yeni rant alanı haline getirilmektedir. Bununla da yetinilmeyip, yoğun yapılaşma nedeniyle kentlerin; yeşil alan, deprem toplanma alanı ve benzeri gereksinimlerinin karşılanması bakımından önemi artan hazine arazilerinin imara açılarak satılması gündemdedir. Uygulanan bütün bu hatalı yatırım ve planlama kararları sonucunda, kentsel ve kırsal yerleşimler hem tahrip edilmekte hem de afet risklerine açık hale gelmektedir. Okullarda Çevre Eğitimi Durdurulmuş, 2002 de Johennesbourg'da yapılan Dünya Çevre Toplantısında Dünyada yapılan en katılımlı Çevre etkinliği ödülü alan Tankerlere Boğazı kapatma etkinliği de durdurulmuştu. 


Çevre ve yaşam değerlerini savunan meslek odalarına, kent hareketlerine ve duyarlı yurttaşlara karşı baskılar artarak devam etmektedir. Bu anlayışla, Mimarlar Odası adına meslektaşımız Mücella Yapıcı ve Avukat Can Atalay ile Şehir Plancıları Odası adına Tayfun Kahraman’a; tarihi Taksim Meydanı’nı değerleri ile birlikte korumak için yürüttükleri bilimsel, hukuki ve demokratik çalışmalar nedeniyle, alınan bir siyasi kararla 18’er yıl hapis cezası verilmesinde sakınca görülmemiştir. Ülkemizin geleceğini ve toplumsal yaşamımızı tehdit eden çevre karşıtı yatırım ve plan kararlarının ivedilikle durdurulması; meslek odaları, üniversiteler ve kamu kurumları, STK'lar tarafından düzenlenen raporların dikkate alınmasını ve bilimsel şehircilik ilkelerine dayalı planlama kararlarının hayata geçirilmesini; sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkı için yükselen toplumsal duyarlılıkların dikkate alınmasını önemle anımsatıyoruz. Mimarlar Odasında yapılan çalışmalardan bu sonuç çıkarılmıştır.
İnşallah uygulanır. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.
 

Yorumlar (0)