23.04.2021, 05:45

Ben de istiyorum

Genelde çocuklar ve birde gelişmemiş toplumun bazı aydın ve sanatçısı devlet yöneticilerine ısrarla “bende isterim” demekte.

Hani çocuklar yaşamın ağır sillesini yemediği için kendi aralarında ve büyüklerine omuzlarını oynatarak “bende isterim” demekte. Çocuklar neyi niçin istediğini açıklamaz ama “bende isterim” der. Kendince birinde gördüğü, okuduğu kitap ya da film/televizyonda seyrettiği şeyi ister.

Çocuktur yaşamın hele toplumsal yaşamın meşakkatli yoluna girmemiştir. Parası olan büyükleri hele birde görgüsüz ve bir o kadar gösteriş budalası ise hemen alınır istediği yerine getirilir.

Ya ekonomik durumu olmayan ne yapsın?

Çocuk büyükleri tarafından istediğini ve beğendiğini söylediği halde alınmıyorsa ya küser ya da şımarıkça avazı çıkana kadar bağırır ve ağlar. İstisna olarak bazı aileler çocuklarını ikna ederler ekonomik durumumuz “şimdi yok”,“sonra mutlak alırım” der. Bazen de çocuğun yapacağı bir görevin sonunda alınması karşılığı istediği yerine getirilmesi sözü verilir çocuk diretmez kabul eder.

Genellikle çocuk ağlayarak isteklerini dile getirmek için tepkisini dile getirir. Çocuk istediği cevabı alamayınca ve karşılıklı anlayış ve ikna çabaları sonuç getirmez ise durum kaba kuvvete dönüşür. İstekleri yerine gelmeyen çocuk evde zarar ve ziyan yaparken bazen de okul ve arkadaşlarına kaba kuvvet ve zarar verir.

Çocuk aynadır, evde ya da okulda nasıl tavır alıyorsa onu yansıtır. Sorunları konuşarak dertleşerek çözmek ya da çözmemek yaşamın ilk döneminde başlar. Yaşamın ilk evresinde nasıl eğitilir ve öğretilirse ileri yaşlarda aynısını yapar.

Çocukluğunda istekleri engellenen, örselenen, kaba kuvvetle bastırılan kim olursa olsun belli bir yaştan sonra yaşamda bunu kullanmaya çalışır. İstekleri ağlama, sızlama, el etek öpme, zarar ziyan ya da ihbarcılık yaparak elde eden kişi ileri yaşlarında bunu kullanmaktan sakınmaz.

Kişi yaşamının belli bir evresinde kimi de çıkarları için çocuk gibi “bende isterim” demekten çekinmez.

Son yıllarda devletin birçok kurumuna seçilen ya da atanan yüksek maaşlı kişiler olmakta. Bu kişiler ailesinde devamlı örselenip itibarsız bırakılırken bu soruna karşı kendince bir savunma mekanizması oluşturmuştur. Oluşturduğu bu savunma biçimiyle isteklerini elde eder.

Seçilen ya da kamu kurumlarına atananlar bir yerden değil birçok yerden maaş alarak gelirleri devletin en yüksek maaş alanından üç beş kat daha fazla olmakta. Günümüzde iktidara yakın kişiler atandığı yerin maaşını beğenmez, birçok kurum ve kuruluşun yönetim kurulu üyesi olarak maaş ve huzur hakkı alır. Son günlerde kayyum olarak atananlar hem maaş ve hem de huzur hakkını bile beğenmemekte. Kimileri birileri gibi yüksek maaş ve yetki yanında ailesine “ballı ihaleler” verilmesini isteyip almakta.

Bazı sanatçılar kültür bakanlığına, sporcular gençlik spor bakanlığını, bitirim gençler ile zır cahiller içişleri ile savunma bakanlığının kurum ve kuruluşlarında görev alıp maaş, huzur hakkı ile “ballı ihale” almakta.

Devlette kurum ve kuruluşların yönetim kurulu üyeliği belli bir kurala bağlıdır. Bu kurallar yaş, eğitim, ilgili meslekte tecrübe yani birikim gerekir.

İktidar ve muhalefetin, merkezi ve yerel yöneticilerinden bir “isteğim var”. Atadığınız kişileri seçerken daha önceden belirlediğiniz kriterlere dikkat etmenizi öneririm.

Her “ben istiyorum” diyene makam, koltuk ve yüksek maaş verecek değilsiniz. Yok, “ben bildiğimi yaparım” kim karışır bana diyorsanız sonuçlarına katlanmanız gerekir. Çünkü dil bilmeyen büyükelçi, iktisadı bilmeyeni maliyeci, emrindeki askerler tarafından esir alınan savunma yetkilisi, sağlığa tıbbı bilmeyen ilahiyatçı, ilahiyata tarikatlardan birini getirirseniz ki “pusulası düzgün, kaptanı yetkin bile olsa” hafif bir esintide gemi rotasını şaşırır ya da alabora olur.

Bu nedenle merkezi ve yerel yöneticiler kurum ve kuruluşlarına atayacağı kişileri seçerken özen ve itina göstermeli.

Çocukların yaptıklarını eğitimsizliğe bağlayabiliriz; ama bazı aydın ve sanatçılar gibi ağlayarak, sızlanarak, yakıp yıkarak, küsüp köşeye sinerek, ispiyonculuk yaparak değil sadece ama sadece toplumsal gerçekleri açıklayıp sorunları dile getirip hayata geçirmek istiyorum. Bu nedenle elçilik, banka ve kamu kurum yöneticisi, danışmanlık, kayyum üyeliği ve bakanlığa “bende talibim”, “b e n d e i s t i y o r u m”. İsteyenin bir yüzü…

Yorumlar (0)