09.03.2021, 05:54

Bereket...

İnsanlığın en eski tarihi olarak bilinen ve 2 milyon yıl önce başlayıp 12 bin yıl önce son bulmuş olan Paleolitik Çağ'dan kalan ilk eserlerin çoğunda kadın figürünün kullanıldığı görülür çünkü kadın insanlığın ilk dönemlerinde "bereket" ile özdeştirilmiştir.
Kadının bereket sembolüyle özdeşleştirilmesinin temelinde onun doğurgan, üretken, yetiştiren, çekip çeviren bir canlı olması yatmaktadır.
Çünkü kadın doğurur ve soy devam eder; geçim toplayıcılık ve avcılıkla sağlandığı için o dönemde, toplanılan ya da avlanılanı üleştirme, herkese yettirebilme kadının işi ve "medeniyet dediğin yeme içme üreme" bu dönemde haliyle... Kadın kutsal çünkü bereket onun elinde.
Geldik Neolitik Çağ'a.
Toplayıcılık ve avcılıkla sağlanan geçim artık yerini tarım ve hayvancılığa bırakmaya başladı. E bu insanoğlu, oradan oraya konar göçer mi?
Göçmez! Haliyle yavaştan yerleşik düzene geçilmeye başlandı. Yerleşik düzene geçilmeye başlayınca iş biraz daha değişti
"Medeniyet dediğim ye, iç, biraz çalış ama çok üre!"
Kadın çok kutsal, bereket onun elinde çoğalıyoruz!
Böyle gitti bir süre. Tunç Devri'nde ilk şehir devletlerinin kurulması değiştirdi işleri. Toprak sınırları savaşları erkeğin fiziksel gücünün ortaya çıkmasına sebep oldu.
"Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu!" özel mülkiyet, sınıf ayrımı, dinin etkisindeki baskı baskı, sömürü, toplumsal normal derken o kutsal gözüyle görülen kadın varlığı kirli ellere satıldı bir pula, birkaç kilo buğday karşılığında; nice gemiler gelip limanlara birkaç paçavra karşılığında köle diye aldı kadınları. Daha neler neler!
Tunç Devri'nin MÖ 1000'li yıllarda sona erdiğini düşünerek öyle ya da böyle kadınların 3000 yıldır zulüm içinde yaşadığını okuduk, duyduk, gördük.
Nasıl bilirdiniz?
Kadın,
Sırf erkek doğmadı diye diri diri gömülen, daha yaşamadan öldürülen;
Kadın,
Evinde dört duvar arasına hapsedilen;
Kadın,
Erkeğine itaat eden;
Kadın,
Üremek ve doyurmak zorunda olan,
Kadın,
Sokakta ya başı önde ya da arkasından gelen var mı diye gözü arkada yürüyen;
Kadın,
Gecesini gündüzüne katan, evin, herkesin işiyle ilgilenen, en geç yatıp en erken uyanmak zorunda olan,
Kadın,
Öfkesini yansıtamayan ve sevincinden kahkaha atamayan (çünkü öfke itaatsizlik kahkaha ise hafifmeşrepliktir!)
Kadın,
Tacize, tecavüze uğrayan, şiddete maruz kalan;
Kadın,
Canına kıyılan...
Oysa KADIN,
Üreten, yaşatan, büyüten, yoktan var eden...
Anne kadın,
Kardeş kadın,
Evlat kadın...
İncitmeyin, kanatmayın, kıymayın, yok etmeyin!
8 Mart bu yıl kutlu değil umutlu olsun, kalan kadınlar adına...
Bütün yok olmuş ve yok edilmiş kadınlarımızın anısına saygıyla...

Yorumlar (0)