23.07.2020, 06:08

BIG BROTHER ‘Korku, beyin yıkama ile halk manipüle ediliyor’

Ülkede tüm yaşamsal veriler baş aşağı giderken yeni bir gündeme odaklanıyoruz…

SOSYAL MEDYA DÜZENLEMELERİ’ Biri bizi odaklıyor. Sanki biri ne düşüneceğimizi, ne konuşacağımızı, neyi tartışacağımızı söylüyor... Nelerin ‘cici’ nelerin ‘cıss’ olacağını kulağımıza fısıldıyor gibi..

Ben de bu odaklanmanın içinde olduğuma göre bilinçaltıma fısıldananları size aktarıyorum…

Sosyal Medya güçlendikçe, sesini yükselttikçe hatta hiç farketmeden örgütlendikçe dokunduğu yerlerden ses getirmeye başlıyor.. Bundan en çok rahatsız olan iktidar kanadı ‘TROL’lerle buna rakip yaratmaya ve etkisini azaltmaya çalışsa da seslerin ‘EKO’ yaparak büyümesi ve her yerden duyulması engellenemiyor…

George Orwell 1947’li yıllarda İskoçya’da veremle boğuşurken bir kitap yazıyor. Kitap 1949’da yayınlanıyor.

Kitabın adı “Bin dokuz yüz seksen dört”. Kısa sürede kitap dünyada büyük ses getiriyor… Kitabın kahramanı ‘BİG BROTHER bir anda dünyanın diline dolanıyor…

Romanın distopik dünyasında totaliter bir merkezi tek partinin yönetiminde korku, propaganda ve beyin yıkama ile halk ve hayatı manipüle ediliyor.” Özetle roman bu cümle içinde kurgulanıyor…

AKP hükümeti çok ciddi Sosyal Medya Düzenlemeleri getiriyor. Aslında buna kimse karşı değildir. Hayatın her alanında olduğu gibi Sosyal Medya alanında da belli kuralların olması doğaldır. Olmalıdır da… Bunu kanun koyucular, yönetenler halkın ‘Daha Mutlu Yaşaması’ için yaparlar. Yapmalıdırlar…

Bu her partinin programında olabilir. Düzenlemelerle ilgili her parti kendi bakış açılarını halka anlatabilirler, göreve geldiklerinde de halktan aldıkları onayla bu vaadlerini gerçekleştirebilirler…

Orwell’in ‘Totaliter bir merkezi tek partinin yönetiminde korku, propaganda ve beyin yıkama ile halk ve hayatı manipüle ediliyor.’ Yaklaşımına inat Türkiye bu kitabın yazıldığı yıllarda çok partili döneme geçiyor…

Mustafa Kemal Atatürk ülkemizde çok partili döneme geçişin de öncülüğünü yapıyor. Atatürk, Halk Fırkası'nı kuruyor. Onun açtığı yolda Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruluyor…

Türkiye'de çok partili dönem, 1945 yılında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) dışında ikinci bir partinin -Nuri Demirağ liderliğindeki Millî Kalkınma Partisi (MKP)- kurularak 1946 genel seçimlerine çok partili sistemle gidilmesi ile başlıyor…

Türkiye Atatürk’ün öncülüğünde çok partili dönem için mücadeleyi başlatıp 1945’lerde bunu başarırken halkın daha mutlu ve refah içinde yaşamasının da adımları atmıştı…

Şimdi ise yeniden adeta tek partili döneme geçişin simülasyonunu yaşıyor gibiyiz. Partili bir Cumhurbaşkanı, bütün kararların tek merkezden alındığı bir yönetim. Yetkileri sınırlandırılmış bir TBMM…

Orwell’in kitabının kahramanı ‘BİG BROTHER’, korku, propaganda ve beyin yıkama ile halkı ve hayatı manipüle ediyor…

Size de bu cümle tanıdık gelmiyor mu?..

KORKU, İçinizde bir korku hissetmiyor musunuz? Ne yalan söyleyeyim ben bu yazıyı yazarken bile bir ürperti hissediyorum… Gencinden yaşlısına artık herkes ‘ADALET’ diye çığlık atıyor. İnsanlar artık, konuşmakta zorlanıyor, yazmakta zorlanıyor, eleştirmekten korkuyor. KORKU belki de Cumhuriyet kuruldu kurulalı bu kadar çok dillendirilmiyor…

PROPAGANDA, Sürekli yağlanıp ballanıp temelleri atılan taş binalar, köprüler, tüneller, hastaneler… Gösterişli toplantılar, dev uçaklar, dev saraylar… Büyük ülkelere ‘MASKE’ ihracatları…

BEYİN YIKAMA, Büyük yatırımların çoğu ‘Dolar’ garantisi ile veriliyor. (Kim kendisine her türlü garanti verildikten sonra böyle inşaatlar yapmayı reddedebilir ki?..) , İşsizliğin dev boyutlarda olduğu, halkın aç ve perişan durumda olduğu, halkın gelecekten umudunu kestiği bir ortamda tüm resmi açıklamalar ve tüm resmi veriler Türkiye’nin uçtuğunu göstermiyor mu?

HALKIN HAYATI MANİPULE EDİLİYOR, İşsizlere, ‘her yer iş sen neden çalışmıyorsun?’ Geçinemeyenlere, ‘Bak herkes ne güzel yaşıyor, senin neyin eksik?’ Batan esnaflara, ‘Bak bankalar ucuz ucuz kredi dağıtıyor, sen neden almıyorsun?’… Tacize uğrayan, öldürülen kadınlara, ‘Siz de biraz usturuplu giyinseniz’, Eleştiren kızan gazetecilere, aydınlara, ‘Neden akıllı ve paralı olmuyorsunuz?’ Bu satırlar böyle uzar gider…

Konu ‘SOSYAL MEDYA DÜZENLEMERİ’ idi. Ben konuyu buralara taşıdım. Bu düzenlemelerin bir işaretle, aniden ve bir beklenti içinde yapılması elbette manidar..

Aksi takdirde şu sorunun cevabı herkesi gülümsetmezdi!.

“Acaba Sosyal Medya, Yandaş Medya gibi bir GERÇEK! Olsaydı! Bu düzenlemeler yapılır mıydı?”

Siz kendiniz hakkında ne söyletirseniz söyletin, verdiğiniz paralarla, avantajlarla, imkan ve ayrıcalıklarla ‘YANDAŞ’lar bulup kendinize ‘ÖVGÜLÜR’ hatta hatta ‘DESTANLAR’ bile yazdırsanız…

Asıl önemli olan her şey olup bittikten sonra nasıl hatırlanacağınızdır…

Atatürk, uluslararası anlayış, iş birliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı gözetmeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.

UNESCO’nun Atatürk tanımı

Yorumlar (0)