29.07.2021, 06:48

Bıktık ama değil mi?

Nelerden bıktığımızı hatırlayalım dilerseniz. Türk toplum insanları, ekonomi ile başlayan sorunlarından habersizmiş gibi yaşamaya alıştırılıyor ve sorun yokmuş gibi; "a aaa, cambaz'a bak" diyerek yönleri değiştiriliyor. İktidar partili, seçim işlerinden sorumlu Ali İhsan Yavuz; "Erken seçim çalışmaları yaptığımızı söylüyorlar. Kimse heveslenmesin erken seçim kararı için. Seçim zamanında yapılacak. Biz, seçim çalışmalarımızı çaktırmadan yapıyoruz zaten" diyor.
Hem çaktırmadan diyor, hem ilanen çaktırıyor. Bu ifade, bu makamdaki birine yakışıyor mu? Halk dilinde ifade ettiğini düşünüyorsa, bu, halk'ı aşağılamak anlamına gelmiyor mu?
Yönetim yerine gelindiğinde, kendi toplumuna saygılı olma gereği duyulmuyor mu? Yoksa onları, kendi ahkamıyla yöneteceği kulları gibi mi görüyorlar?                                                                      
Öte yandan erken seçime gidilmesi halinde, Cumhurbaşkanının siyasi hayatının sonu olacağını, kendi ağızıyla ifade etmesi büyük bir telaş içinde olduklarının göstergesi değil mi? Son çırpınış sanki..

Diğer bir konuya geçersek; kontrol etme gere gereği duyulmadan mülteci akınlarını sadece seyrediyor olmak, bu akıntının sel'e dönüşeceğinin bile bile; "izleyicisi olmanız yeterli" anlamına gelmiyor mu? Bu gibi sorunların boş vermişlikle geçiştirilmesi, tabii'dir ki söz konusu olamaz. Ancak, toplumun sıkıntılı durumu akıncılarınkinden farksız ise; adresi şaşırmış olursunuz. Önce can, sonra canan demeliydiniz. Yoksa başka amaç güdülüyorda, bizim mi haberimiz yok?
Akıl'larımızı başka bir tarafa yönlendirip, her türlü magazinel konuları öne çıkarmak beklentilerimizi pasifize etmek anlamına geliyor.
Bir örnek daha vereyim. Uzay çalışmalarının başladığı görüntülerle aktarılıyor. Görüntüde törenle bir roket fırlatılıyor. Aman Allahım, toprak arazi üzerinden füze fırlatmak, ilk defa yaptığımız bir şey mi? Alelade bir füzeyi fırlatmak uzay çalışması olabilir mi. Nereye gitti o füze? Aya mı? Uzay üssünuz olmadan yaptığınız bu basit çalışmayı bizler, çocukken bayramlarda fişek fırlatarak yapıyorduk.
Farklı olabilmenin farkındalığını oluşturmak mıdır. buradaki amaç?
Hele bir de memleketin çok yerinde diyanet sarayı ve ulaşımı zor olan yerlere koca koca camiler yaptırılması akla zarar gibi durmuyor mu?
Ya külliyeler?
Ülkemizde adım başı yapılmış olanların dışında, dış'a açılmayı dış ülkelere gösteriş yapmış gibi olmuyor muyuz? Yoksa külliyeler de bir başka amacın düşüncesiyle mi oluşturuluyor?
Bırakalım artık külliye yapmayla üstünlük gösterilerine sevinmeyi.
Külliyen yok oluşu alkışlıyoruz, farkındamıyız?

Yorumlar (0)