Bizim insan ve toplum medeniyetimiz anlayışımızda daha çok eğitim alanında kullanılmış olmakla beraber, toplumsal alanda da hayat bulmuş, “Bir Büyük Önünde Diz Kırmak” geleneğimiz vardır ki, kültüre dönüşmüştür. 
Bir de herkesin nasihatlerini yazılarda paylaştığı kimisinin duvarına astığı Şeyh Edebali’ nin imparatorluk kurmuş Osman Gazi'ye nasihatleri vardır. 
O nasihatlerden biri de "Ey Oğul! Ananı atanı say,bereket büyüklerle beraberdir.” cümlesidir.
Böyle geleneği olan bir toplumun içerisinde yalnız yaşama tercihi hızla artıyorsa düşünmemiz gereken çok şey var demektir.
***
Türkiye İstatistik Kurumu 2017 yılı verileri açıklandığında dikkatimi çeken konu yalnız yaşayan kişi ifadesi ile belirlenen rakamdı. Verilere göre geçen yıl itibarı ile ülkemizde yalnız yaşayanların sayısı tam 3.5 milyon olmuş.  
Uzun zamandan beri lokal konuşmalarda bir tehlike olarak gördüğüm konu resmi verilerle gün yüzüne çıkmış oldu. 
Küreselleşen dünyada dünya, avucumuzun içine girebilecek kadar küçülürken bizi de avuç içine sığabilecek kadar dar bir alana hapsetmeyi başardı. 
Büyük sofra, amca, dayı, hala, teyze, dede, nine, büyükbaba, büyükanne çocuklar, yeğenler, kuzenler, torunlar olarak ifade edebileceğimiz Anadolu’nun geniş aile yapısı yok olmaya yüz tutmuş, hızla yok oluyor ne yazık ki. 
Her geçen gün geniş aile oranı düşerken yalnız yaşayan insan sayısı da artmaya devam ediyor.
***
Değişen hayat şartları ve yaşam tarzı insanları yalnız yaşamaya doğru götürüyor. 
Yalnız yaşama ile ilk akla gelen muhtemel ki gençlerdir ancak veri detayları yalnız yaşayan yaşlıların varlığının da önemli oranlarda olduğunu gösteriyor.
Kimseye tahammül etmeyen insan mı dersiniz, özgürlüğüne düşkün mü, kendi ayakları üstünde durmaya çalışmak mı her ne derseniz deyin her geçen gün hızlı bir şekilde yalnızlaşıyoruz. 
Bize ait olan güçlü aile bağlarımız süslü sözlerle biz farkında olmadan çözülüyor.
Kimilerine göre yalnız yaşamak insanı daha güçlü kılar düşüncesi varken, kimilerine göre de kronikleşen bir yalnız yaşama isteği hastalığı ile karşı karşıyayız. 
Hiç de bize ait olmayan yaşlı evleri kafası hızla yayılıyor. 
Dün anneler gününde annelerini yaşlı evlerinde ziyaret edenler vardı. 
Gençlerimiz kendi dünyalarında yeni tarz hayat yaşamayı tercih ediyorlar. 
Bu tarz  bir yaşam bizim topraklarımızda kültürümüze uygun olmadığı için dönüşü olmayan olaylara maruz kalıyoruz, kontrolü kendinde olmayan bir yığın gencimiz var. 
Yaşam tarzı konusunda kendi toplumsal genetiğimize dönüş yapmamız gerekiyor.
Yeniden bir büyük önünde diz çökmek kültürü ve bereket büyüklerle beraberdir ilkelerine hayat vermemiz gerekiyor. 
Aksi halde yok olan kültür, çürüyen toplum ile karşı karşıya kalacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.