İktidara yakın basılı ve görsel medyada son bir aydır İstanbul da ki elçiliğine gidip bir daha haber alınamayan yani kaybedilen Kaşıkçı’ nın durumu gündemden düşürmüyor. Ülkemin yöneticileri bu durum nedeniyle klasik devlet anlayışı mantığıyla başka ülkenin muhalefetini sever ve yere göğe sığdıramaz oldu, bu zat, Suudi krallığının bir vatandaşı. Bu krallık Müslüman topluluğun en bağnaz ve Vandal kolu Vahabi mezhebine mensup. Bu ülke bildik devlet kurallarına göre değil aşiret/aile bireyleri tarafından yönetilip ona biat eden kulları/köleleri tarafından yönetilmekte. Ülkede tıpkı ormanda orman kanunları gibi çöl ülkesinde bedevi kuralları hâkimdir, emek/insan hakları ve özgürlük yasaktır. Varsa da yoksa da kral ve onun sarayının dedikleri önemlidir.
Günümüzde birileri Müslüman topluluğuna ağabeylik/hamilik yapmaya çalışmakta, oysa topluluk yüzyıllardır birçok kola (mezhebe) ve onunda dallarına (tarikatlara) ayrılmış durumda. Birleştiricinin güce ihtiyacı var bu para ve askeri(silahlı) güce sahip olması gerekir; para Suudiler de askeri güç belirsiz. Ama birileri benim askeri gücüm var dese bile o ülkenin askeri iç hiyerarşisi darmadağın edilmiş güvensizlik almış başını gidiyor ve birileri de biat ile bunu yerine getiririm diyerek hayaller kuruyor. Yalçın hocanın dediği gibi hayal kurmak güzel ve aç tavuk da hayal kurar, kendisini darı ambarında görmek ister.
19. yüzyıl sonu ile 20 yüz yılbaşında sanayi ve enerji ihtiyacı petrole dayanmasıyla özellikle Arap yarımadası ve Kuzey Afrika toprakları kıymete bindi. Verimsiz topraklar daha düne kadar Müslüman topluluğun kutsal kabul ettiği mabet ve kurucusunun ebedi istirahat yeri ziyaretçiler tarafından gezilmesiyle para kazananlar petrol sayesinde paraya para demediler. Suudi ailesi etrafına topladığı bazı aşiretler ile bunun nimetini yerken yurttaşlarıyla paylaşmamakta.
Avrupa ile Asya arasındaki doğal köprü Anadolu ve Trakya yarımadası tarihsel ve bir o kadar da bereketli topraklarıyla bilinir. Bu topraklar hem göç hem de ticaret yolu olurken kimileri de burada devlet kurdu medeniyet başlattı. Bu topraklarda yaşayanlar paylaşımcı ve bir o kadar özgürlüklerine düşkündür Spartaküs, Şeyh Bedrettin, Pir Sultan ve daha niceleri. Bu topraklarda yaşayan eli kalem tutan bilimle uğraşanlar cesaretlidir ağlayacak halimize güldürecek kadar bilgilidir. Kimi hicivle kurtulurken kimi sürgüne gönderilir ama kimileri kement ya da kılıcın keskin tarafıyla yaşamlarına son verilir, devlet-i âliye tarafından. 600 yıllık Osmanlı ailesinin yönetiminde Hazerfen Ahmet Celebi, Lagari Hasan Celebi ve Nadajlı Sarı Abdullah’ın akıbeti neden bilinmemekte?
20.yüzyılın başında ülke işgal edilir devlet yöneticisi saray buna sessiz kalır ve bazı aydınlarıyla birlikte hangi ülkenin müstemlekesi olalım diye tartışırlarken birileri neden özgürlüğümüzü istemiyoruz der. Boyunduruk altında yaşayan toplum için efendinin kim olması pek önemli değil önemli olan yeni efendinin daha baskıcı olmamasıdır. Anadolu’nun içlerinde birileri isyan ateşini yakarken buna destek vermeye gelen bir dönem birlikte olduğu arkadaşları 15’leri neden Karadeniz’in derin sularına gömülür ve akıbetleri neden bilinmez?   
Ülke edebiyatında hem yazı hem de çevirileriyle değer yaratan Sabahattin Ali’nin akıbeti neden bilinmemekte? Yüksel öğretmen okulu öğrencisi İbrahim Kaypakkaya 18 Mayıs 1973 de, iktisatçı Osman Mehmet Önsoy 22 Mayıs 1980 de ve daha niceleri sorgu odalarında gördükleri işkence ile ölürken sorumlular nerede yargılandı mı? Yolda ya da evinden alınıp sorguya götürülen Hayrettin Eren, Cemil Kırbayır ve daha nicelerinin akıbeti neden bilinmiyor, çocuklarının akıbetini soran “cumartesi anneleri ve ailelerine” neden yasak getiriliyor?
Bugünlere gelelim, Diyarbakır baro başkanı Tahir Elçi Sur da ki dört ayaklı minareli caminin önünde basın açıklaması yaptığı sırada kameraların önünde nasıl öldürüldüğünü bilmeyen yok, bunun sorumluları kim yargılanıyor mu?
Ülkemin yöneticileri, yargısı ve basını Suudili Kaşıkçı için feveran tavırlar sergilerken 12 Eylül darbecilerinin yargılandığı davaya mağdurlarının yanında durup neden ilgi göstermiyor?
Gerçekten, yöneticilerimiz, yargı ve basınımızın gözünde de bir Kaşıkçı kaç Tahir Elçi etmekte?
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.