Bir yerlerde bir şeyler yanlış gidiyor. Sanki bu yanlış şeylerin ve yerlerin sayısı hızla çoğalıyor.
Ve epey zamandır bu durum bir rutine dönüşerek varlığını devam ettiriyor.
Yazmak istiyorsun,
Ya da söylemek…
Ama nafile!
Hemen amacın ne denilerek tatsız sorgular başlıyor veya neyin peşindesin diyen saldırıların arkası kesilmiyor.
Sormuyor kimse
Bir hata olabilir!
Bir yanlışlık olabilir ve eğer varsa bir hata ya da yanlışlık, bunu nasıl düzeltelim diye bir arayışa girmek yerine
Bu iktidara zarar verir inancı ve endişesi ile hemen toplu savunmadan öte saldırıya geçiliyor.
Bir akıl tutulması yaşıyoruz
Ve maalesef dur diyende yok.
Ne acı ama…
Yapılan yanlışlar yüzünden
İnsanlar daha fazla yoksullaşıyor.
Aileler dağılıyor.
Hukuksuzluk, binlerce insana acı çektiriyor.
Devlet kendi hatası yüzünden insanları işinden ediyor ve onları tekrar işe almak bir yana açlığa mahkum ediyor. Toplum içerisinde hain damgası ile yaşamak zorunda bırakıyor; beraat etseler bile göreve iade etmiyor.
Bırakın iade etmeyi cevap verme tenezzülünde bile bulunmuyor.
Ama en vahimi de ailesinden biri veya yakın uzak fark etmez, herhangi bir yakını suça     bulaşmışsa bu hangi dönemde olmuş ise de fark etmiyor; 28 Şubat olabilir, 1980 darbesinde     olabilir, bu insanların her hangi bir görev almasının önünü tümüyle tıkıyor. Fakat ve de lakin, bu konuda herkese eşit davranmıyor. Aynı durumda olan bir çok insan pekala devlette üst göreve gelebiliyor.
Ve bu eşitsiz durum çok rahatlıkla olarak savunuluyor.
Kimse de itiraz etmiyor
Bu açık adaletsizlik hoşgörü ile karşılanıyor.
Sadece adaletle ilgili sorunlar değil.
Ekonomi ile ilgili asla yanlışlar var, dememek gerekiyor.
Her şey yerli yerinde…
Hiç sorun yok
Demek gerekiyormuş.
Yani hiç sorun yok dediğimizde sorunlar da yok olurmuş!
Yazma deniliyor,
söyleme deniliyor,
Konuşma deniliyor,
Biz ne zaman bu hale geldik?
İnanamıyorum,
Yoksa biz önceden de bu muyduk?
Artık kendimi bile tanıyamıyorum?
Bende ki son umudu da,
İntihar eden babanın hikayesi bitirdi.
Bir pantolon için dediler, oysa sorun bir pantolonun çok ötesinde bir ahlak sorunuydu.
Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile insanlar intihar eder, yüzlerce sebebi var intiharın.
Birikmiş çaresizliktir intihara götüren süreç .
Bu baba da birikmiş çaresizlik yüzünden intihara yöneldi.
Ama vicdan körlüğü başka bir şekilde devreye girdi.
Nasıl olur da bir pantolon için intihar etti diye yazarsınız.
Düşünebiliyor musunuz?
Bir insanın, sizin hiç bir hatanız olmasa bile, intihar etmesini size zarar verecek diye, onun intihar girişimi gerekçelerini delik deşik etmek                   ***
Diyemedi kimse.
Evet, bir baba kendini çaresizlik içinde hissetmiş ve başka bir yol bulamadığına inanıp intihar etmiş. Bu pantolonda olabilir çok başka şeylerde olabilir…
Bu intiharı yazmak kimseye siyasi zarar vermez?
Ya da hiç bir sorunu yoksa bile intihar etmişse bu kimseye siyasi kazanç sağlamaz.
Ama hayır bizim iktidarımız döneminde kimse pantolon alamadığı için intihar edemez kibrine girmek;
İşte bu esas insanı insani yolculuğundan alan duygudur.
Ve biz bu yolculukta hızla yol alıyoruz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.