12.01.2022, 05:47

Bize de ders verecek bir kızılderili lazım!

Hemen hemen her çevrecinin kullandığı bir sözdür. Kızılderililerin reisi Seattle’nin, Washington’daki Büyük Başkana yazdığı mektuptaki sözler. “Son ırmak kuruduğunda son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”

Nerden icap etmiş Kızılderili reisin, Beyaz reise böyle bir mektup yazması. Büyük başkan reisten topraklarını kendilerine satmasını istemiş. Dostluktan söz etmiş büyük başkan. Düşünmüş reis satmaya razı olmazsak zorla alacak. Düşünmüş, gökyüzü nasıl satın alınabilir, toprağın sıcaklığını, havanın taze kokusunu, suyun pırıltısının sahibi değiliz ki biz. Toprak bizim anamızdır, biz o toprakların bir parçasıyız. Washington’daki büyük başkan bizden toprak istediği zaman bütün bunları da istiyor. Bizim atalarımızın sesleridir sularda şakırdayan sesler. Beyazların şehirlerinde sessizlik yoktur. Oralarda yaprakların sesini, uçuşan böceklerin vızıltısını işitemezsiniz. Gürültü patırtı kulaklarımızda uğuldar. Kuşların ötüşünü, subaşında kurbağaların bağırışını işitemezsen bu dünyanın tadı mı kalır? İnsanlar denizdeki dalgalar gibi gelir geçerler. Biz gidiyoruz, ama beyaz adamın da bir gün bunu anlayacağını biliyoruz.

Bütün buffalolar öldürüldükten, yaban atları ehlileştirildikten, ormanların en gizli köşeleri binlerce insanın ağır kokusuyla dolduktan, sevimli tepelerin görüntüsü konuşan tellerle kirletildikten sonra… Bir bakacaksınız ki, gökteki kartallar yok olmuş. Hızlı koşan taya ve ava elveda demişsiniz. Bu ne demektir, biliyor musunuz? Bu yaşamın sonu ve sırf daha fazla hayatta kalmanın başlangıcıdır. Biz, her şeyden önce her insanın kendi istediği gibi yaşama hakkını tanır ve sayarız. Eğer satma teklifini kabul edersek, bu sadece yeni toprakları güvenlik altına almak için olacaktır.

Son Kızılderili bu dünyadan gittiği ve onun hatırası, yalnız bir bulutun sonsuz çayırların üzerindeki gölgesi olarak kaldığı zaman, babalarımızın ruhu bu kıyılarda ve ormanlarda yaşamaya devam edecektir. Çünkü onlar bu toprakları, ormanları, dereleri seviyorlardı. Yeni doğan çocuğun annesinin kalbinin atışını sevdiği gibi. Size bu toprakları sattığımız zaman, siz de onları bizim sevdiğimiz gibi seviniz. Onlarla bizim ilgilendiğimiz gibi ilgileniniz. Onları bu gün bulduğunuz gibi hatırlayınız. Ve bütün kuvvetinizle, ruhunuzla ve kalbinizle onları çocuklarınız, torunlarınız için koruyunuz. Ve Tanrı’nın hepimizi sevdiği gibi, siz de onları seviniz….

Bu mektup Kızılderili Seattle tarafından Büyük Başkan’a yazıldığında yıl 1853 ABD Başkanı Franklin Pierce. Bu Seattle Türkiye’de başkanlık istese oyum evet. Şimdi her şey satılıyor. Fabrikalar, şirketler, kuruluşlar, ormanlar, göller, nehirler. Allah bize akıl versin. Sağlıklı kalmanız dileklerimle...

Yorumlar (0)