06.04.2020, 07:17

Bizi düşünmeye alıştırmamışlar

Halk diyor ki; bugüne kadar vergi  verdim devlete, şimdi devletin verme zamanı.... Ama yok ne dersek diyelim illa ki uzayacak bu mevzu.
Sonra da dönüp dolaşıp Mustafa Kemal'e kadar gelecek.

Aklın yolu bir hepimiz sorguladık Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Tekalif- i Milliye emirleri ile cevap verdiği konuşmasını. Ve Mustafa Kemal'in o emirleri verdiği vakit rahat oturduğu bir sarayı da yoktu üstelik dedik!


Eeee dedik de ne oldu? Bir kesim vatan haini, bir kesim de vatan perver oluverdi. Sorgulamayan bir halk olduğu sürece devletler eleştirel düşünmeyen kitlelere yön vermeye devam edecektir.


"Bizi düşünmeye alıştırmamışlar, üstelik de düşünmeyelim diye ellerinden geleni yapmışlar. Düşünmeye çalışanları da hep öldürmüşler" diyor Yaşar Kemal...
Çok doğru kelâmlar doğrusu insan üzerine söyleyecek söz bulamıyor.

Pareto teorisinde bize duyguların, insanları mutsuz bir durumdan kurtulmak için mücadele etmeye ittiğini, ancak eski rejimin yerine aynı ölçüde talihsiz bir antitezin geçtiğini ima eder. Biraz daha açıklayıcı olması için Demokrasinin Dönüşümü'nden bir kesit aktarayım:

Her toplum kısmen, yeniliği teşvik eden veya geciktiren, ekonomik gelişimi teşvik eden veya engelleyen ve siyasal fikir ayrılıklarını meşrulaştıran veya yumuşatan duygusal değişimlerin yol açtığı yükseliş ve düşüş dönemlerinden geçer. Geleneksel normlar ve dönemlerin ömrünü tamamlar göründüğü zamanlar vardır. Meşrulukları sorgulamaya ve daha önceden cezalandırılan tüm davranışlar hoşgörüyle karşılanmaya başlar.Toplum bu yönde daha uzun bir süre ilerleyebilir, liberalleşme daha fazla telaffuz edilmeye başlar. Bu durum kolektif duygular gücünü yitirinceye kadar devam eder. Ve  insanlar , toplumun davranışları olması gerekenden çok fazla serbest bıraktığı sonucuna ulaşır.  Bu  noktada muhafazakâr tepki devreye girer.  Artık ağırlık, müdahalesiz özgürlük taraftarlarından ziyade daha kısıtlayıcı kuralları getirmek isteyenlerin tarafındadır. Böylece toplum yeni bir aşamaya gelir; döngü bu şekilde sürer.

Yaşadığımız şu zor süreçte dönüşümün bir  benzeri  niteliğinde olduğu gerçeğini göz önünde bulundurmakta fayda var.

O halde bu bir dönüşüm ise bize ne yapmak düşüyor?


Kendi yolunu seçmek gibi bir şansın yok değil! Ama bu dönüşümde çok fazla söz sahibi de değilsin.


Birileri daha aykırı düşünme yeteneğine sahip olduğu için, dönüşümün farkında olabilirler ancak ve kabuğunda uyandırma eylemleri yaparlar.
Birkaç aykırı bir arada ses olur belki ama çok da büyük etki etmez. Kitlesini uyandırma vazifesini üstlenirler...

Pablo Picasso'nun dediği gibi ;

İnsanları uyandırmak gerek. Şeyleri algılama biçimlerini altüst etmek. İnsanları kızdıracak, kabul edilemez imgeler yaratmak lazım. Pek güvenilir olmayan, tuhaf bir dünya yaşadıklarını, sandıkları gibi bir dünyada bulunmadıklarını anlamalarını sağlamak.


Denemeye değer....

Yorumlar (0)