Zeytin Dalı Operasyonu bütün hızıyla sürüyor. Osmanlının torunları, Gazi Mustafa Kemal'in evlatları tarih yazıyor. Mehmet tarih yazdıkça da Türkiye ile zoru olan terör destekçileri yanıp tutuşuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin düşmanı yenmesi, güçlü devlet olduğunu göstermesi, kendi füzesini, İHA'sını kullanması p…larındaki kurtların artmasına yerlerinde oturamamalarına neden oluyor. Hal böyle olunca da başlıyorlar sirkteki palyaço misali şarlatanlık yapmaya..
Örneğin; Almanya meclisinde geçen hafta yaşananlar gibi. Boyunlarına köpek tasması gibi terör örgütünün paçavralarını şal yapan şarlatanlar sözde Türkiye'yi protesto ediyorlar. Akıllarınca Türkiye'nin Afrin Operasyonunu kınıyorlar. Ne diyelim it ürür kervan yürür. Ne siz, ne de paçavralarını boynunuza taktığınız katiller bizi korkutur. Bu böyle biline...

Alkışlar sağduyulu vekile...
Diyeceksiniz ki bunların hepsi mi böyle. Tabi ki değil! Aralarında konuya mantıkla, sağduyuyla yaklaşanlar da var elbet tıpkı Almanya Alternatif Parti milletvekili Sayın Petr Bystrandan gibi. Bakın Sayın vekil ne diyor Sol Parti Eş Başkanı Kolja Kippinge'e.
'Türkiye, Almanya’nın terör örgütü olarak gördüğü PKK'nın uzantısı YPG ile savaşıyor; siz ise Marksist PKK'lılarınızın vurulması üzerine illegal gruplar üzerinden para toplayıp silah alarak PKK'ya yardım ediyorsunuz'
Haksız mı bu söylem? Terör örgütüne sahip çıkmak nasıl bir insanlık. Ne diyelim, PKK kurşununa, bombasına kurban olan tüm insanlarımız adına ağzınıza sağlık sayın vekil. Umarım, umarız bu sözleriniz Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a da gider o da yol yakınken terör örgütüne değil, terör belasıyla uğraşan Türkiye'ye hak verir.

Gümrük birbirinden habersiz mi?
17 - 25 Aralık kumpasıyla başlamak istiyorum ikinci konuma. Biliyorsunuz vatandaşına kurşun sıkıp bomba atan FETÖ terör örgütü o dönemlerde devletin içinde iyice yapılanmıştı. Bütün kurum ve kuruluşların başında hain örgütün adamları vardı. Örgüt devletin birimlerini ele geçirmek için şeytanın bile aklına gelmeyen oyunlar oynuyorlardı. Amaçları net ve açıktı.
61. hükümeti hem içeride hem de uluslararası arenada güç durumda bırakmak istiyorlardı. Bu düşünceyle, 17 Aralık'ta ilk darbe girişiminin düğmesine bastılar. Ne ilginçtir ki, bu darbe girişiminden dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcının haberi yoktu ama FETÖ'nün hâkimi, savcısı, bürokratı hatta polis memurlarının bile haberi vardı. Bu örneği niye yazdım aşağıda yazacağım satırlardan anlayacaksınız açık ve net olarak!
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın taşrada 19 bölge müdürlüğü var. Bunlardan Pamukkale (Denizli) faaliyette değil! Bunun yanı sıra 30 Gümrük Muhafaza Kaçakçılık İstihbarat Müdürlüğü ve nöbet sistemine giren bölge amirliği kısım amirlikleri var. Yani var oğlu var anlayacağınız. Müdürlükler kaldırıldığı için, bölge amirlikleri gümrük müdürlüklerinin emrinde görev yapmaktadır. Tabi bir de Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğü’nün seçtiği adli kolluk olarak Kaçakçılık İstihbarat Müdürlüğü’nde görev yapanlar var. Sormak isterim şimdi. Bu birimlerde görev yapan müdürleri kim görevlendiriyor, kim yerlerini değiştiriyor? Bunları bölge müdürleri mi yapıyor? Tabi ki hayır.
Bu müdürleri Ankara değiştiriyor, tayinlerini yapıyor. Peki, bu görevliler şeklen bölge müdürlerinin emrinde gözüküyorlar doğru mu? Doğru! Yine soracağım bu görevliler yaptıkları uygulamaları zamanında bağlı oldukları bölge müdürlerine bildiriyorlar mı? Orası da tam bir muamma hem de ne muamma.

Bakın bir örnek vereyim:
Biliyorum diyorsunuz ki, bu adam şimdi bu konuyu neden gündeme taşıyor diye. Hemen anlatayım sevgili okurlarım. Yıllar önce İstanbul'da merkez kaçakçılık istihbarat gümrük muhafaza müdürlüğü vardı. Yılını da yazayım size 1994. Bu oluşumun personel sayısı 40'ı geçmez. Bugün merkezi bölge müdürlüğü içerisinde ve müdürlüklerde konuşlanmış pozisyondalar. Sayıları da geçtiğimiz yıllara göre oldukça fazla durumdadır.
Yaşanan en büyük sorun gümrüklerde işlem gören özellikle bana gönderilen maillerden anlaşılacağı üzere çok sayıda beyannamenin incelendiği hatta TAREK'si olan beyannamenin arkasına bu yerlerde görev yapan bir yetkilinin müzekkere yazması. Bildiğim kadarıyla da gümrük muhafazanın beyannamede yeri yok. Yine başka bir sorun ise bazı bölge müdürlüklerinde çok sayıda görevli olması beraberinde Doğu ve Güneydoğu gibi bölgelerde görev yapan personelin 24 - 24 çalışmasına neden oluyor.

İstanbul’un halleri
Gelelim şimdi işin can alıcı noktasına. İstanbul Bölge Müdürlüğünde iki kaçak istihbarat müdürlüğü var. Bu müdürlüklerin biri denizde, diğeri karada görev yapar. Biliyorsunuz bir önceki yazımda, İstanbul Emniyeti KOM Şubesi 2017 yılında Kanarya'da yaptıkları operasyonla büyük çapta kaçak sigara ele geçirmişlerdi. Bu operasyonun devamını da getiren ekipler, 2018 yılının ilk ayında gemilerle getirilen kaçak sigara, kaçak akaryakıt ve insan kaçakçılığı olayını ortaya çıkardılar. Yine kaçakçılara göz açtırmayan ekipler yeni operasyonda da ülkeye yasal olmayan yollarla sokulmak istenen elektronik sigara operasyonu düzenlediler. Son operasyonunda üzerine ısrarla giden ekipler, 6 konteynır kaçak elektronik sigaraların kırmızı hattan antrepodan havalandığını belirlediler.

Peki, tüm bunlar olurken...
Yine aklınıza şu sorunun geldiğini biliyorum sevgili okurlar. 'Tüm bunlar yaşanırken, İstanbul'da görev yapan gümrük muhafaza deniz kaçakçılık ekipleri balık mı avlıyordu?’ Sahi sormak istiyorum bu görevlilerle ilgili bir yaptırım uygulamayı düşünüyor musunuz? Lütfen rica ediyorum beyler, bayanlar.. Beyanname peşinde koşacağınıza denize – karaya sahip çıkalım.. Haksız mıyım Allah aşkına…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Dürüst gümrükçü 9 ay önce

İstanbulda bu yazı sonrası değişiklik oldu. Haydi hayırlısı.