27.11.2019, 06:07

Bu nasıl bir kumpas!

Daha çok CHP’lilerin okuduğu bir gazete olan Sözcü gazetesinde duayen! gazeteci Rahmi Turan tarafından kaleme alınan bir yazı birdenbire ülke gündemini değiştirdi.
Sıradan bir yurttaş olarak olayları ve iddiaları anlamaya çalışıyorum.
Gelin birlikte olanları yorumlayalım.
Sözcü gazetesinin baş yazarı, 80 yaşındaki Rahmi Turan köşesinde yazdığı bir yazıda “CHP den bir kişinin Külliyeye gittiğini, Erdoğan’la görüştüğünü. Cumhurbaşkanının da ona; CHP nin başına sen geçmelisin, bizde gereğini yaparız, demiş” iddiasında  bulunmuş.
Bu iddiayı da çok güvendiği bir gazeteci dostunu referans göstererek ortaya atmış.
Bu yazı üzerine çok tepki gelince de, bu kişinin Talat Atilla olduğunu açıklamak zorunda kalır.
Birdenbire Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşen bu iddia üzerine kamuoyunda farklı isimler ve farklı senaryolar konuşulmaya başlar.
Metin Feyzioğlu, İlhan Kesici gibi isimler kulislerde tartışılırken Rahmi Turan, kendisine söylenen ismin Muharrem İnce olduğunu açıklar.
Bu arada Rahmi Turan kendisinin yaptığının doğru olmadığını, belge olmadan bu konuyu gündeme getirmesinin etik olarak da yanlış olduğundan hareketle kamuoyundan özür dileyerek topu Talat Atilla’nın üzerine attı.
Bunun üzerine Talat Atilla da “kaynağını söylemeyeceğini ancak haberi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na teyit ettirdiğini” iddia etti.
Fox TV ekranlarında İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu da aynen şunları söyler, “Biliyorum, şaşırmadım, ancak isim veremem.”
Doğal olarak iddiaların odağı haline gelen Muharrem İnce de kayıtsız kalmaz ve kendi köyünde düzenlediği basın toplantısında sert sözlerle CHP yönetimini suçlar ve kendisine CHP içerisindeki bir çete tarafından kumpas kurulduğunu iddia eder.
Daha da ileri giderek olayı duyduğu an Kemal Kılıçdaroğlu’nu arayarak konuştuğunu, birlikte     fotoğraf vererek bir açıklama yapmalarını teklif ettiğini ancak Genel Başkanın kendisine dönmediğini açıkladı.
Bunlar kendisine sorulduğunda da Kılıçdaroğlu “İsmail Küçükkaya’nın programında söylediklerinin yanlış anlaşıldığını, Saraydan böyle bir kumpasın olacağını bildiğini anlatmaya çalıştığını” söyledi.
Ardından da gerek iktidar partisinden, gerekse CHP içerisinden değişik açıklamalar gelmeye devam ediyor.
Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan da sert bir açıklama yaparak, “CHP’den kimseyle görüşmediğini, ispat edilirse görevi bırakacağını, aynı tavrı Kılıçdaroğlu’ndan da beklediğini söyledi.
Artık ok yaydan çıktı ve gerek medya üzerinden gerekse kamuoyunda daha günlerce konuşulacağa benzer.
Çok komplo teorilerine takılmadan, şehir efsaneleri üretmeden, basit mantıkla olayları analiz etmeye çalışınca insanın aklına şu sorular geliyor.
Böyle bir iddiayı niye Talat Atilla doğrudan kendisi yazmadı?
Dah üç gün önce bizzat Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Amiral Gemisi” diye övdüğü Sözcü gazetesinde ve CHP’lilerin duayen gazeteci diye yere göğe sığdıramadığı Rahmi Turan tarafından böyle bir iddia     ortaya atıldı.
Okur kitlesi büyük oranda CHP’li seçmenlerden oluşan Sözcü gazetesinin başyazarı böylesine ciddi bir iddiayı yazmadan önce parti yöneticilerinden bilgi alma ihtiyacı duymaz.
Bu sorular ister istemez bu iddiaların bir kumpas olduğu şüphesini artırdığı gibi Muharrem İnce’nin kaygılarını ve tespitlerini haklı çıkarıyor.
“Böyle bir kumpası saray ya da AK Parti çevreleri niye yapsınlar?” diyen İnce, geçmişten örneklerle bunun CHP içerisindeki bir çete tarafından hazırlandığını iddia ediyor.
Hatta yazın birlikte tatil yapan bu grubun derhal ortaya çıkarılmasını ve gerekli işlemlerin yapılmasını talep ediyor.
Şimdi herkesin kafasını karıştıran bu kumpasın ortaya çıkarılması şart oldu.
Kaldı ki, Muharrem İnce’nin iddiaları öyle yenir yutulur şeyler de değil.
CHP Genel Merkezi, ya bu söylediklerinden dolayı İnce’yi disiplin kuruluna sevk etmeli ya da     söylediklerini ihbar kabul edip onun açıklayacağı isimleri hiç beklemeden partiden ihraç etmelidir.
Ancak o zaman CHP, ayaklarındaki bu prangalardan kurtulabilir.
Bu arada CHP’de ne zaman benzer konular gündeme gelse Tuncay Özkan’ın adı geçiyor.
Bir tesadüf müdür yoksa İnce’nin iddia ettiği gibi CHP’nin iktidar olmasını istemeyen, parti içi iktidar uğruna her şeyi yapan, her yolu mübah gören bir çete var mıdır?
Tam da ilçe kongreleri başlamış, kurultay yaklaşmışken bu tür kumpas iddiaları kimler tarafından çıkarılır, kimlere hizmet eder, birilerinin açıklaması gerekmez mi?

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!