01.05.2021, 05:48

Bu Oblomov kim ?

Rus edebiyatı büyük yazarlar yetiştirmiş ve bu yazarlar edebiyat dünyasına büyük başyapıtlar kazandırmıştır. Aleksander Puşkin, Gogol, Tolstoy, Dostoyevski, Turgenyev ve Ivan Gonçarov gibi..

Fakat Ivan Gonçarov ise bu yazarların biraz daha gölgesinde kalsada eşsiz bir eser vermiştir. Tolstoy, Oblomov'u 6 kez tekrar tekrar okudum diyerek Ivan Gonçarov’ un kalemine methiyeler düzmüştür.

İvan Gonçarov 1849’da bir dergide Oblomov’ un Rüyası adlı bir öykü dizisi yayınladı. Daha sonra 1857’de Oblomov bir roman olarak yayınlandı. Eser Rusya’da iki kere, 1965 ve 1972’de TV filmi olarak uyarlandı. 1966’da ise kısa bir TV dizisi oldu. 1979'da ise sinema filmi çekildi.

Gonçarov, uzun betimlemeleri ve usta karakter analizleri birlikte akıcı dili onun gerçekten yetenekli bir yazar olduğunu gözler önüne sermiştir.

Gonçarov ’un kalemi Dostoyevski’den, Tolstoy’dan, Turgenyev’ den ve Gogol’dan aşağı kalmıyor. Buna rağmen bu saydığım isimlere kıyasla Türkiye’de daha az biliniyor, maalesef hak ettiği değeri görmüyor.

Oblomovluk nedir ?

Aslında her insanın içinde birazda olsa Oblomovluk vardır. Çünkü insan bir makina, bir robot ve sadece komutlarla çalışan bir varlık değildir. İç dünyası, duyguları, hayalleri ve ruhu olan bir varlıktır.

Oblomovluk, sorunların farkındadır, çözümün ne olduğunu da biliyordur. Hayatını değiştirmek için sürekli birbirinden güzel planlar yapmaktadır. Fakat o planları uygulayamaz. İşte tam olarak oblomovluk böyle bir şeydir.

Bazı kitapların yazarlarından daha çok kitabın baş karakterleri popüler olmuş ve kitabının yazarının önüne geçmiştir. Oblomov'da böyle bir eseridir. Ivan Gonçarov'dan çok Oblomov konuşuldu. Hatta oblomovluk olarak bir kavram olarak lügate bile geçmiştir.

Nitekim, Lenin : “ Rusya üç devrim geçirdi, ama gene de Oblomov’lar kaldı; çünkü Oblomov’lar yalnız derebeyler, köylüler, aydınlar arasında değil, işçiler, komünistler arasında da vardır. Toplantılarda, komisyonlarda nasıl çalıştığımıza bakarsanız, eski Oblomov’ un içimizde olduğunu görürsünüz. Onu adam etmek için daha çok zaman yıkamak, temizlemek, sarsmak, dövmek gerekecektir.”

Gelelim Ivan Gonçarov ‘un kitabındaki Oblomov'a ; İlya İlyiç Oblomov, babasından kalan arazisini kâhyasına devretmiş ve büyükşehre göçmüş bir kişidir. Burada hiçbir iş yapmadan köyden gelen parasıyla tembel bir hayat sürmektedir. Hayatı boyunca hiçbir sorumluluk almamış.

Oblomov, her defasında hayatı için planlar, programlar yapar fakat bir türlü hayata geçiremez. Hatta ve hatta aşık olduğu kız olan Olga'ya olan aşkını bile yaşayamaz. Oblomovluk onun hayatını tamamen eline geçirmiş ve artık tembellikten başkaları tarafından kandırılmaya, dolandırılmaya başlar. Ve ölene dek İlya İlyiç, oblomovluktan kurtulamaz.

Aslından Oblomov, sanayi devrimini tamamlayamamış, fakat Avrupa ile temas halinde olan, Doğulu olmanın mı yoksa Batılı olmanın mı geleceğini belirleyeceği konusunda kararsızlıklar içerisindeki Rusya’nın adeta Doğulu yüzüdür.

Doğu ve Batı insan tipi

Ivan Gonçarov, kitabında oluşturulmuş olduğu karakterler üzerinden Rusya'daki değişimden, halkların sınıflarından, kölelik ve efendilik sistemi anlatırken aynı zamanda doğu ve batı insanını da inceliyor. Bir yandan Rus insanını eleştirip diğer yandan batı insanı ile kıyaslıyordu.

Zaten kitap, köleliğin kaldırılmasından üç yıl önce yazılmıştı.

Doğu ve batı insanını kitapta şöyle ifade etmişti ; “Batıda hayaller gerçekleştirmek için kurulur, doğuda gerçeklerden kaçmak için.”

Ştolts , Oblomov'un tam zıddı bir karakterdir.

Rusya’da doğup büyümüş bir Alman’dır. Ailesi tarafından Alman geleneklerine uygun şekilde büyütülmüş küçük yaşta sorumluluk almaya teşvik edilmiş bir çocuktur. Çocukluklarını birlikte geçiren Ştolts ve Oblomov çok iyi bir dost olmuşlardır. Gonçarov, Ştolts'u modernist veya kapitalist bir karaktere bürümüşken, Oblomov ise feodalizm tiplemesine büründürmüş diyebiliriz.

Her yönden zengin olan bu şahane romanı birçok perspektiften değerlendirmek mümkündür. Ben bu romanda Feodalizmin karşısındaki kapitalizmin başarısını görüyorum.

Yorumlar (0)