02.12.2019, 06:39

Çalınan saatler

Zamanımızın büyük bir bölümünü harcadığımız, uğraştığımız, ilgilendiğimiz ama çözümü için elimizden pek bir şey gelmeyecek hadiselerin ne kadar zamanımızı aldığını hesaplasak ne hissederdik acaba?
Bunu düşünmeme sebep olan olay neydi diye sorarsanız size hafta içinde yaşadığım bir günü ve ziyan olan saatlerimi yazmak istedim. Siz de en azından haftanın bir gününü nasıl geçirdiğinizle ilgili  not alıp, çalınan zamanınızla yüzleşmek ister misiniz?
    ***
Gün ayaza döndü uyandım. Sabah uyanış, kahve içerken haberlere gözatma ve gazeteleri okumak iyi başlangıç. İşe gidenler trafiğe dalacak, elindeki telefondan ya da gazetesinden haberlere bakıp sinir harbi ile işbaşı yapacak.
Bakıyoruz gazetelerde iç açıcı bir şey yok. Başlıyoruz kafa patlatmaya ve sinirlenmeye...CHP ‘de neler olmuş öyle? Saraya Muharrem İnce gitmiş mi gerçekten? Koca gazetenin baş yazarı kaynağı sağlam değil diye özür dilemiş.(Hangi gazetecinin önüne bu haber gelse yazmazdı ki? Bu da ayrı konu)Tayyip Erdoğan ne demiş, neye ne kadar zam geliyor, vs. Ekrem İmamoğlu İBB’nin ihtiyacı olan krediyi Avrupa bankalarından sağlamış. Yerli, milli uçtu gitti. Cumhurbaşkanı partili olunca öyle olur ne yapalım?
Saatler geçiyor bu arada,.. O arada “ding ding”telefona mesaj düştüğünü görüyorsun. Hattını kullandığın telefon şirketinden bir mesaj!”Faturanız bir sonraki dönemde “bilmem ne kadar”yükseltilecek...
Bir bu eksikti!
    *** 
Oturup arıyorsunuz numarayı,önce reklamlar tabi,”şuna üye ol, buraya gir...”İşkence devam ediyor;”Bire bas, ikiye, biliyorsan beşe, bilmiyorsan sıfıra!”Takkk, döndük ana menüye! Yeniden reklamlar, yeniden numaralar. Boş durmuyorum merak etmeyin, saydırıyorum ağzıma ne gelirse. Hani diyorlar ya”görüşmelerimiz kayıt altına alınıyor”diye. Umarım bunları da alıyorlardır. Neyse, bu konularda bilgisiz olmamama rağmen epey cebelleştim ve sorun halloldu. Ama bu iş tam iki saatimi aldı. Bunun sonucunda da telefonu sadece alo demek için kullanan insanların ne yaptığını düşünmeden edemedim. Zaten ülkede dolandırılan emeklileri düşünürsek durum daha da vahim geldi.
    ***
Bir çay kahve içeyim, nefes alayım dedim.”dink dink”al yine bir mesaj. Bu defa banka efendim. Olamazzz ya, olamaz! Aynı stresi tekrar yaşatmayın bana, zaten hepsi”insansız bankacılık”robotlarla bir saat daha uğraşamam! İsmi değiştiriyorum kendimce eğlenmem lazım”İnsafsız bankacılık”olsun...Neyse bu da bitti, halloldu şimdilik.
    ***
Bunları size boşuna anlatmadım. 
-En son ne zaman bir konsere gittiniz?
-Son izlediğiniz film hangisiydi?
-Size en yakın tiyatro ne kadar uzaklıkta, son izlediğiniz oyunu hatırlıyor musunuz?
-En son hangi yazarın kitabını okudunuz ve bunun hakkında kimseyle tartıştınız mı?
-Tatile her yıl çıkabiliyor musunuz? Yılda kaç defa gün doğumu, gün batımı izliyorsunuz?
-Hobilerinizi yapmaya vakit ayırabiliyor musunuz?
    ***
Bunların hepsini yapamıyor bir çoğumuz elbette. Çünkü barınma, ısınma, karnımızı doyurma sorunlarımız var. Elektriğe gelen zammı konuşuyoruz, tedavimizi yaptırabilecek miyiz, ilaç alabilecek miyiz, kış nasıl geçecek, vergiler canımızı yakıyor onu konuşuyoruz. Okulunu bitirmiş çocuklar işsizlikten dışarılarda geziyor, onu konuşuyoruz.
Sanat konuşmuyoruz, kültürümüz sığınmacılarla birlikte karmakarışık hale geldi. 
Yöneticileri temel gereksinimlerimizi karşılamaları için seçtiğimize göre bütün bunlar neden bizim sorunumuz olsun? 
Ne zaman bilinçli bir toplum olacağız biliyor musunuz? Sinemaya, tiyatroya, konserlere gidemiyoruz, eğlenecek bir alanımız yok diye sesimizi yükselttiğimiz zaman.  Bir partiyi futbol taraftarı gibi savunmayıp, kendi hayatımızla ilgili şeyleri yapıp yapamadığı konusunda eleştirebildiğimiz zaman. Biz insani ihtiyaçlarımızı gideremiyorken, milyon dolarlık çantalarla gezen insanları sevmeyi reddettiğimiz ve utanmalarını sağladığımız zaman...
Sevgiyle kalın

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!