Devlet kendisi ve çalıştıran yani işverenler başta olmak üzere sıfatı ne olursa olsun çalışanların gelirlerinden vergi aldığı gibi hastalıkta ve yaşlılıkta geçinebilecek kadar maaş bağlamak sağlı/sosyal güvenlik adıyla prim almakta görevlerinden biridir. Bunun için koca kurumlar kurmak, elemanlar alıp istihdam etmek yine onun görevlerindendir. Devlet dün olduğu gibi bugünde almayı sever gerekirse zorla alır ama vermeye geldiğinde çok nazlıdır. 
Bizim gibi geri bıraktırılmış ya da birilerine göre kalkınmakta olan ülke (neyse) yöneticilerinin seçilmiş ve atanmışları kendilerini hep ayrıcalıklı görmekte. Mahalle muhtarı, belediye meclis üyesi, vekiller, yakası kalkık ve beli silahlı görevliler, görevleri neyse onu yapmaları gerekirken ukalaca ve şımarıklılık derecesinde tavırlar sergilemekte. Bunlar maaşlarını vatandaşın huzur ve güvenini sağlamak için yine vatandaşlardan alınan vergilerle karşılanmakta. Vatandaş sorunun çözümü ve huzur güveni buluyor mu işte bu muamma.
Devletin güvencesine alınan sorgulanan kişi nedense akut ülserden ölüyor, bindikleri tren raydan çıkıp devriliyor onlarca ölü ve yaralı, onlar iyi çocuklar ama biraz hırcın diyorlar ama Ankara tren garında bomba patlatarak onlarca ölü ve yaralı ve buna benzer olaylar oluyor ne bir ilgili ve ne bir bakan özür dilemediği gibi küstahça “şov yapmayın” diye bilecek kadar kendilerine yetki verilmiş. Vatandaşın geliri yanında yediği içtiği ne varsa hatta devletin yaptığı altyapı hizmetlerinin sayaç okuma parasını dahi yurttaş ödemekte. Yurttaş yaşı kaç önemli değil yaşadığı müddetçe hangi adla olursa olsun vergisini ödemekte. 
Vatandaştan toplanan onca vergiler nereye gitmekte nereye harcanmakta ve kimlere verilmekte? 
Devlet vergi almasını biliyorsa hesap vermesini de bilmelidir. Başta sorduk hastalıkta ve yaşlılıkta bakım ve hizmetler için kesilen “sosyal güvenlik” primleri nerelere harcanmakta? 
Devlet yasaları gereği herkese eşit davranmak zorunda ama bu uygulamalarda görülmüyor. Aynı işi yapan çalışanlar arasında bile eşit ücret olmadığı gibi adli soruşturmalarda bile eşitsizlik hat safhada. İçinde bulunduğumuz sistemin temel yasası “eşitsiz gelişim” olduğu açıkça bir gerçek.  Devlet ve onun yönetici kesimi her zaman yine devletin belirlediği asgari ücretin 10 ya da 15 katı maaş alırken, sırtında boza pişirilen yurttaş hizmet alamadığı gibi hakarette görmekte.  Sosyal devlet, düzgün hizmet yaparken, çalışanları da asgari ücretin en fazla 5 katı maaş almalı. 
Yıllar yılı çalışıp maaşlarından kesilen primler yaşlılıkta yaşamlarını idame ettirecek kadar maaş verilmesini beklemek yurttaşın hakkı. Vekiller, bakan ve yardımcıları hatta son dönemde devletin arabulucu, danışma konseyi ya da benzer adlarla görevlendirilenler neye göre maaşları belirlenmekte? Vatandaşın geçimini ve kaç çocuk yapacağını belirleyen yönetim mekanizması asgari geçim ve ücreti belirlerken “çay simit” hesabı yapanlar kendi maaşlarını hangi hesaba göre         belirlemekteler? 
Seçilmişler ve atanmışlar sıfatları ne olursa olsun aldıkları maaş veya ücret, yurttaşa dayattığı asgari ücret, kamu kurumları ve emeklilere bahşettikleri ücret ve yüzdelik zam dilimi ile sizce hak mıdır? Sıfatı ne olursa olsun devlet yöneticisi aldığı ve alacağı maaş yurttaşa dayattığı zam oranında olmalıdır. Çalışan ve emeklilere verilen son zam komik ve bir o kadar hazindir. Mızrak çuvala sığmıyor. Tüm bunlara karşın çalışan ve emekli yurttaş hakkını helal ediyor mu?

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.