13.11.2019, 06:03

Çevre gönüllüsü Atatürk’ten anılar

Atamızın çevreye olan sevgisini daha önce de yazmıştım. Tüm ülke olarak yaşadığımız 10 Kasım Atatürk’ü anma günündeki katılımları görünce bu konuyu tekrar işlemek istedim. Tarih, 21 Ağustos 1929 Atatürk’ün Bursa’ya gitmesi gerekiyor. Bu gezisinde ilk defa Mudanya yolunu kullanmıyor. 
Yanındakilerle Ertuğrul Yatıyla Yalova sahillerinden geçerken dallarını özgürce uzatmış, başı dik asırlık bir çınar ağacı görüyor. Atatürk sahile iniyor ağacın gölgesine oturuyor. Onun için bu topraklarda yetişen kayınlar, meşeler, çamlar çok değerliydi.
O çınarın yanına küçük bir ev yapılmasını istiyor. Ev yapılıyor. Bir zaman sonra ağacın dalları eve çok yaklaşıyor. Eve zarar vermesin diye ağacın dallarını kesmek istiyorlar. 
Atatürk buna müsaade etmiyor. İstanbul’da köprü altında duran tramvay raylarından getirtiyor, evin etrafındaki toprağı temel altına kadar kazdırıyor. Altına kanal açtırıp rayları döşetiyor ve evi bu rayların üzerine oturtuyor ve binayı 4.80 metre kaydırıyor. Aradan uzun yıllar geçiyor. 
Tarih 2 Mart 1998 Ulusal televizyon kanallarından biri ana haber bülteninde ikinci haber olarak oldukça uzun bir sürede ve görüntüleri birkaç defa ekrana getirilen bir haber yayınlıyor. Haber şöyle “Amerika’da çok eski bir müzikholün ilk defa uygulanan bir metotla hiç yıkılmadan 1.50 metre kaydırıldığı” bildiriliyor.
 Türkiye’de bazı kişiler, şu tekniğe bakın hayran olmamak elde değil diye dert yanıyorlar. Amerika 1998’in tekniği ile binayı 1.50 metre kaydırıyor. Atatürk 1930 yılında o zamanın tekniği ile 4.80 metre kaydırıyor. Bir ağacın kesilmesini önlüyor.  Atatürk’ün nasıl bir çevreci olduğunu onun hayatını okuyanlar bilir. 
Çok yıllar önce öğrenmiştim. Atatürk Çankaya’daki bahçesini yapan müdürü ile bahçede geziyor, çok yaşlı ve çok geniş bir ağaç geçeceği yolu kaplamış. Ağacın bir yanı havuz, bir yanı dik bir yokuş. Atatürk ağaca yaslanarak güçlükle karşı tarafa geçiyor. Müdür emrederseniz hemen kestireyim efendim diyor. Atatürk yahu sen hiç böyle büyük bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin diyor. 
Bir başka anı da Tahsin Coşkan’dan. Yıl 1925, Paşa bir gün “Gel seninle yeni aldığım araziye gidelim, bir konuda fikrini almak istiyorum demiş. Gösterdiği alan ortada bir mezarlık, sadece bir ahlat ağacı var. 
Yuva kurmuş kartallar, akbabalar, çorak bir sazlık, sivrisinekler bataklık. “ Ne dersin buraya tüm masrafları cebimden ödemek suretiyle bir çiftlik kurmak istiyorum? Der. Tahsin Coşkan, Aman Paşam, buranın ıslahı ya sizin paranızı tüketir ya da zamanınızı yitirir.
Der. Atatürk 5 Mayıs 1925 günü çiftlik için ilk adımlarını atar. Bir yandan Çankaya’da devleti yöneten Atatürk bir yandan da hemen her gün öğleden sonra çiftliğin başında bir ırgat gibi çalışır. Yavaş yavaş o ıssız toprakta ağaçlar yeşermeye başladıkça Atam mutlu olur. 
Ve sonunda verimli bir çiftlik ortaya çıkar. Atatürk Orman Çiftliği artık bir laboratuar, bir fabrika ve halkın dinlenme yeri haline gelir. Çocukların hayvan sevgisini geliştirmek için bir hayvanat bahçesi kurulur. Ve olmaz diyen Tahsin Coşkan’ı Çiftliğe müdür tayin eder. Evet, oraları şimdi Saray İnşaatı ile Cumhur Başkanına ev oldu. 
Arkamızdan gelen nesiller, ekmeği, suyu, soluyacak temiz havayı zor bulacaklar. Ben okul yöneticileri ile görüşebildiğimde öğrencileri böyle yerlere götürüyordum. Şimdi yapamıyoruz. İnşallah bu eğitim sistemi değişir yerinde gören, kıyaslayan bir nesil yetişir. 
Sağlıklı kalmanız dileklerimle.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!