20.09.2020, 13:02

CHP yüzünden biten aşklar

"Kes ya" diye bağırdı. "Ya sus manyak" diye yanıtladım o'nu. "Senden nefret ediyorum. anlıyor musun. Nefret. Nefff reeettt..." Ve devam edip giden; "Hayvan" - "Mal" - "Gerizekalı" türü hakaretler. "Ya hadi git" dedim. Masadan kalktı. Hızlı adımlarla kapıya yöneldi. Ayakkabılarını dışarı atıp kapıyı sertçe kapattı. Merdivenlerden inen öfkeli adımlarının sesini duydum...

Tabii ki böyle gitmesine izin vermeyecektim. Hemen peşine düştüm. Sokaktayız. O yirmi metre önde ben arkada. "Dur manyak" diyorum. "Gelme peşimden gerizekalı" diye bağırıyor. O gidiyor ben peşinden gidiyorum... Bu denli tartışmanın ve kavganın nedenini bilseniz; "Kendinizi bu kadar yormaya değer mi" dersiniz kuşkusuz. Konu tamamen CHP sol mu değil mi tartışmasından ibaretti. Bana göre soldu. O'na göre ise faşist aşağılık ve yiyicilerin içinde olduğu bir düzen partisiydi. Ve sarhoştuk evet. “Düzgün konuş” demiştim o'na. “Konuşmazsam ne olur be? Asalak mısın sen? CHP'de CHP. Boş bir parti işte” demişti. Eeee yeter. Kes sesini deyip masaya yumruğumu vurmuştum. Öyle mi diye sormuştu. Aynen öyle demiştim ve çekip gitmişti. İşte şimdi peşindeydim... Ah CHP gene yakmıştın başımı. Dışarıdayız. O kaçıyor ben kovalıyorum...

O mağrur kadın on beş metre önümde bağıra bağıra yürüyor. Ben sert erkek "dur, manyak karı" diye peşinden gidiyorum.

Bir ara sahiden de duruyor!

Sert erkek koşar adım yaklaşıyor yanına;

Ulan niye söz dinlemiyorsun salak. Kaç kere dur diyeceğim sana.

"Eh kes be. peşimden gelme demedim mi sana. İstemiyorum seni git.."

Öyle mi? Demek istemiyorsun beni. ha?

"İstemiyorum. İkile..."

Eeee gidersen git beee.

Ve mağrur kadın ilerliyor. Sert erkek sırtını dönüyor ona. Yolun tersi istikametine yürümeye başlıyorum. "Yemin ediyorum gerizekalı bu. Ama sabah soracağım ben ona..." diyorum. Sarhoşluk zırhının Allah cezasını versin. Çok içmekten delik deşik olmuşuz. bir süre sonra başımı çevirip bakıyorum. Hiç ardına bakmadan yürümeye devam ediyor. Öfkeli, kızgın. derin bir "off" çekip geri düşüyorum peşine...

Metrobüse binecek. Ama kartı yok. Köprüyü çıkarken tekrar yakalıyorum o'nu. "Metrobüse binmeye kartın var mı" diye soruyorum. "Sana ne ya gerizekalı git dedim sana..." gitmiyordum. Doğrusunu isterseniz benim de metrobüse binecek kartım yoktu. Ama güvenlik görevlisine görünmeden hemen gişeden geçtim. O ise güvenlik görevlisine görünüp geçmek için izin istiyordu... İznini aldı. Ben aşağıda o'nu beklerken yaklaştı yanıma;

"Sana git dememedim mi ben?"

Ayakta duramıyorsun. Sesini kes.

"Senden nefret ediyorum."

Ben de senden tiksiniyorum...

Doğrusu güzel anlaşıyorduk...

Bu şahane konuşma devam ederken metrobüs geldi. O oturdu ben ayakta bekliyorum. Kulaklığını taktı. Müzik dinliyor. Ben gözlerinin içine baktım. Bir an göz göze geldik. kulaklığının tekini çıkarıp "Ne bakıyorsun lan. Defol" diye sesli sesli bağırdı. Tam bir baş belasıydı. Hemen yüzümü cam tarafına çevirdim.

Metrobüs ilerliyordu. İneceği durağa geldik. Dünyadan haberi yok. Kolundan tutup "kalk" dedim. "Sana ne" dedi. "Söğütlüçeşme'ye geldik salak" dedim. "Haaa" dedi. "Tamam inelim hadi..."

İndik. Şimdi bir kaldırım taşının üzerindeyiz. Dolmuş bekliyoruz. Gece, karanlık ve ayaz var. Bir sigara çıkarıp yaktı. Ben peşinden hızla çıkarken sigaramı yanıma almamışım... Biliyor sigarasız olduğumu. Hiçbir şey demeden içine dumanını çektiği sigarasını uzattı bana. İçtim geri verdim. O içti geri verdi. Sonra kulaklığının tekini uzattı kulağıma. beraber şu an anımsamadığım şarkılar dinledik...

Dolmuş geldi. "şenlik dağılıyor bir acı yel kalıyordu kahvede yalnız...." bindi. "Dikkat et" dedim. "Merak etme" dedi. Gülümsedi. Ve teker dönmeye başladı o kaybolmaya başladı. Şimdi kaldırımda tek başıma oturuyorum. Gece yarısına yakınım. Dinlettiği şarkıyı ıslık edip koymuşum dudaklarıma. Tekrar metrobüse binip eve döneceğim ama kartım yok...

Anket şampiyonu Turan Hançerli

Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, bilmem kimin düzenlediği ankette yılın en iyi belediye başkanı seçildi.... Bu cümleyi son 3 ay içerisinde 2 bilemedin 3 kere duydum. Maşallah öyle güzel bir belediye başkanımız var ki yılda 3 kere anketlerde yılın belediye başkanı seçiliyor. İyi de mübarek; yılda 3 kere en iyi belediye başkanı seçilen Turan Hançerli başkan, ne yaptı da 3 kere yılın en iyisi seçildi? Mesela Avcılar'da ne değişti? Marmara Caddesi'nde çiçekler mi açtı? Cihangir Mahallesi, başını alıp arşa mı değdi? Tahtakale ve Yeşilkent'in imar sorunları mı çözüldü? Ambarlı'ya nur mu yağdı? Trafik problemlerine çare mi buldu? Üniversite Mahallesi'nin dağlarında çiçekler mi açtı? Mustafa Kemal Paşa Mahallesi, Paris modeline mi evrildi? Allah aşkına Avcılar'da ne oldu da Turan Hançerli yılın belediye başkanı seçildi?

Ben size söyleyeyim. Bunların haliyle hiçbiri olmadı. Avcılar aynı Avcılar. Düzen aynı düzen. Şinanay da yavrum şinanay yani... Peki Turan Hançerli nasıl oldu da yılın belediye başkanı seçildi? Cevabı çok basit. Anket mi var? Yüklenin ağalar beyler. Sevgili Tokatlılar, Almuslular, Zileliler, Turhallılar, Erbaalılar hadi aslanlar, hadi koçlarım... Yüklenin en iyi belediye başkanı Turan Hançerli butonuna. Ve sonuç Hançerli yılın en iyi belediye başkanı...

Malum geçmiş Belediye Başkanı Haney Handan Toprak Benli'de her anketten birinci çıkar, anket şampiyonu olurdu. Ama 5 yıl sonra sandık malum... Ne diyelim Allah sonunu benzetmesin anket şampiyonu Turan Hançerli'nin...

Avcılar Park Evleri

2 artı 1 dairelerine 1 buçuk milyon TL, 4 artı 1 dairelerine ise 2 milyon 200 bin TL değer biçilen Avcılar'ın lüks yaşam konutları arasında gösterilen Avcılar Park Evleri, Avcılar Belediyesi'nin de kalbi haline geliyor.

Avcılar Belediye Başkan Yardımcıları Bülent Zeren ve Ali Rıza Değirmenci'nin ev sahibi olduğu siteye şimdi de Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli'nin taşınacağı öğrenildi. Yakın bir zamanda yeni dairesine taşınması beklenen Hançerli'yle birlikte Avcılar'ın üç tepe isminin aynı sitede oturacak olması tesadüfü de dikkat çekti.

Öte yandan söz konusu sitede AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenoacak, CHP Avcılar eski Belediye Meclis Üyeleri, AK Parti Avcılar eski İlçe Başkanı ve daha birçok isimde ikamet etmişti...

Artık akıl fikir almıyor

15 yaşında küçücük bir kız. Melisa Kılıç... Babası Özay Kılıç tarafından defalarca psikolojik şiddete maruz kalıyor. Melisa'nın sosyal medyada yazdıklarından anlıyoruz ki babası sürekli; "Seni sevmiyorum. Keşke ölsen, ölmeyi bile beceremezsin, korkaksın" diye kızı itham ediyor ve üzerine; "orospu" vs gibi ağza alınmayacak çirkin küfürleri öz evladına karşı sarfediyor.

Ve bu kızcağızın küçücük kalbi, aklı bu zulme dayanamıyor. Sosyal medyada yazdıklarını okuduğumda yüreğim burkuldu. Nasıl duyamadık bu feryadı, nasıl kulak veremedik...

Nihayetinde Melisa'nın canına tak ediyor ve o "baba" bile denemeyecek haysiyetsiz adamın beylik silahıyla "intihar.." ediyor. İntihar dediğime bakmayın! Bu bir cinayettir. Velev ki Melisa kıymış olsun canına. Bu küçücük çocuğu intihar yiten babanın katil olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Ve şimdi bizler yine ülkemizde olmayan adaleti sosyal medyada arıyoruz. Facebook'da, Twitter'da Melisa için adalet istiyoruz. İntihar değil cinayet diyoruz; babanın katil olarak yargılanmasını istiyoruz...

İyi ama bu sosyal medyada aradığımız kaçıncı adalet? Bu kaçıncı kötülük, kaçıncı fenalık. Artık ne aklıma sığıyor ne vicdanıma. Üzülüyorum, çok üzülüyorum. Keşke elimizden fazlası gelebilseydi. Kabrin nurla dolsun Melisa, huzurla uyu güzel kızım.

Yorumlar (0)