16.02.2020, 09:51

Çin-fobia, Corona Virüsünden daha hızlı yayılıyor

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Covid-19 (Corona virüsü) nedeniyle şehir karantinaya alındı. Hayatını kaybeden kişi sayısı 1369’a, vaka sayısı ise 60 bin 331’e ulaştı. Çin dışında birçok Asya ülkesi, ABD ve AB ülkelerinde Corona virüsüne yakalanmış insanlar nedeniyle ülkelerin havalimanları, Çinli turistlerin yoğun olduğu lokasyonlar da alarma geçti.
Malumunuz Türkiye’de Çin’in Wuhan kentinde yaşayan 32’si Türk, 6’sı Azerbaycan, 3’ü Gürcistan, 1’i Arnavutluk olmak üzere 42 kişiyi, 1 Şubat’ta Vuhan’dan tahliye ederek askeri kargo uçağı ile Ankara’ya getirdi; bir süre karantina altında kaldıktan sonra dün itibariyle taburcu edildiler.
Bir ay önce gerçekleşen ve (bilineni) binlerce ölümle sonuçlanan korona virüs salgını, dünyanın pek çok yerinde, özellikle turist ve geçici işçi olarak çalışan Çin varlığı bulunan ülkelerde, Çin karşıtlığına neden oldu. Çin ile birçok ülke arasında gerçekleşen uçak seyahatlerine yasak veya giriş kısıtlamaları getirmesi, bu soruna işaret ediyor. Özellikle sosyal medya da sahte haberleri ve doğrulanmamış gönderileri eklersek, bu hala devam eden salgının üzerine Çin için büyük bir problem oluşturuyor. Milyonlarca insanın ölmesi gibi değerlendirmeler, Çin ve Çin halkına negatif bir tutuma neden olabiliyor.

Bu Çin-fobinin altında yatan temel, Çin'deki Wuhan Şehrinin 11 milyon nüfusu ve sanayi kenti olması nedeniyle Çin'in dört bir yanından ve komşu Asya ülkelerinden insanlar Wuhan'ı ziyaret ederek etkileşim içinde olmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle, sadece Çinliler değil, aynı zamanda Wuhan'a seyahat eden diğer milletlerden de virüsün birçok taşıyıcısı var. Bu bağlamda Çinlilere yönelik seyahat kısıtlamaları ve diğer ülkelerin kendi vatandaşlarını korumak için tedbir alması bu değerlendirmeyi desteklenmektedir.

Daha geniş ve uzun vadeli bir perspektifle ele alırsak, Çin-Fobia’nın daha derin kökleri de vardır. Son 40 yılda Çin, ekonomik kalkınma açısından birçok ülkeyi geçti. Tüm dünyada imalat ve ihracat sektörlerine hükmederken, Afrika’dan Latin Amerika’ya, Asya’dan Amerika’ya ve Ortadoğu’ya yatırımlar yaptı. Çin, silahlı kuvvetlerini modernize etti ve bölgesindeki etkisini genişletti.

Artan satın alma gücüne paralel, genişleyen Çin orta sınıfı, dünyanın en büyük gezgini ve tüketicileri haline geldi. 2018'de Çinli turistler yurtdışında 150 milyon seyahat yaptı ve 2002'den 14 kat daha fazla bir artışla 277 milyar dolar harcadı. Bu artış çok büyük ve çok hızlı, dünyanın da gerçekten dikkat çekti. Bazı Çinli turistlerin disiplinsiz ve kaba davranışları eleştirildi ana akım ve sosyal medyaya sıçradı. Çin’in kıskandıran ekonomik ve politik yükselişi de beraberinde gelince bir anti-patiklik oluşturdu.

Çin hükümetinin son 20 yıldaki siyasi davranışı da (Özellikle Güneydoğu Asya’da) Çin fobisine katkı sağlıyor. Güney Çin Denizi'nde Vietnam, Filipinler, Endonezya ve Malezya tarafından itiraz edilen toprak iddiaları Çin’i yalnızlaştırıyor. Hong Kong, komşu Tibet ve şu anda dünya çapında tanınan Uygur Türklerine yaptığı baskı, Çin'e ve Çin halkına karşı olan  kızgınlığı arttırıyor.
Çin bankalarının ve ortaklık kurduğu Afrika ve Latin Amerika'daki özel ve resmi kurumların borçlularında temerrüde düşürülmesi oyunları, bu ülkelerde Çin karşıtı duyguları harekete geçirdi.

Wuhan özelinde gerçekleşen boş sokak görüntüleri, ölü ve hastalık sayısı hakkındaki sayısal belirsizlikler/dedikodular ana akım ve sosyal medyada Anti-Çin propaganda makinesinin tam hızda çalıştığı anlaşılıyor. Ancak bunlar, Çin’in dünyadaki hegemonik ve genişletici niyetlerini, gerçeklerini ve kendi halkına demokratik olmayan muameleyi düzeltmeyecek.

Belli bir dereceye kadar Çin'in yükselişiyle ilgili endişeler ve hatta korkular, uluslararası toplumun bir bölümünde bir tür “Çin fobisine” dönüştü. Dolayısıyla Corona virüsü üzerinden gelişen uluslararası izolasyon, hastalıktan korunmaktan ziyade, Çin’inin uluslararası eko-politik yükselişini ve alan kazanmasını bir nebze de olsa; ‘meşru’ engelleme/kısıtlamaktan ibarettir. Bu bağlamda ABD, Japonya ve AB ülkeleri açısından Çin-Fobia’nın yükselişe geçmesi uluslararası bir rakibinin eko-politik bir imaj/kan kaybetmesi açısından olumlu karşılanırken, gelişmemiş ve 3. Dünya ülkeleri açısından da temerrüde düşen borçların veya vadesi gelen ödemelerin ötelenmesi açısından kabul edilir bir argüman olarak değerlendirilebilir

Yorumlar (0)