17.01.2021, 10:13

Corona virüsü pandemisini aşı ile gölgelemek

GEÇEN hafta geldi geliyor oldu oluyor avazeleri arasında Çin malı aşı öncelikli olarak sağlık çalışanlarına yapılmaya başlandı. Aşı olmaya başladık ya toplumun bir kesiminde  bir keyif bir keyif  sormayın gitsin. Sanırsın yüzmilyonlarca doz aşı geldi. Türkiye aşı denizinde yüzüyor. Corona  da neymiş havalarına çabuk girdik. Hafıza balıkla eş değer olunca bunu da yaşamamak olmazdı tabi. Günlük vefat eden yurttaş sayısının hala bir uçak dolus hatta fazlası rakamlarla resmi! olarak açıklanadığı. Günlük vaka sayısının 10 binlerde gezdiği yoğun bakım doluluk oranının hala yüzde 70'lere olduğu yani kısaca Corona  savaşında yeni bir şey görülmeyen ülke Türkiye değil havasındayız. Bize de bu yakışır. Kaldı ki ancak geldiği geleceği vs söylenen aşının dozu da 3 milyon. Bir buçuk milyon sağlık çalışanını düşünün 2 kez de aşı olacaklarını ki bu olması gerekendir. Aşı bitti. Çocukların söylediği tekerlemeler arasında bir tanesi var ki, çok uzun zaman öncesinden düşünülüp tasarlanmış ve sanki bugünler için hazırlanmış...

"Komşu komşu!. Hu! Oğlun geldi mi?Geldi.Ne getirdi?İncik boncuk.Kime kime?Sana bana.

Başka kime?Kara kediye.Kara kedi nerede?Ağaca çıktı.Ağaç nerede?Balta kesti.Balta nerede?

Suya düştü.Su nerede?İnek içti.İnek nerede?Dağa kaçtı.Dağ nerede? Yandı, bitti, kül oldu..."

Çocukça bir tekerleme işte diyebilirsiniz.Koskoca dağ, yanıp bitebilir mi, yanıp biterek kül olabilir mi diye aklınızdan geçirebilirsiniz. Ben öyle düşünürdüm evvelden. Şimdiyse koskoca dağların yanıp bittiğini, bütünüyle kül olduğunu gördükten sonra, ancak pes diyebilirim. Yeni aşının daha doğrusu yola çıkması gerekenin sözü bile yok ortada. Ama biz nerede ise ülkede herkes aşılandı havasındayız. Bakın bu değerlendirme ışığında Türkiye’de uygulanacağı söylenen aşının toplum bağışıklığı sağlaması için 6 ay içerisinde yaklaşık 120 milyon doz uygulanması gerekmektedir. Ancak aşılama programı tüm ayrıntılarıyla açıklanmadığı gibi geldiği ve geleceği belirtilen aşı dozlarının bu sayıya yaklaşması dahi mümkün görünmemektedir. Sağlık Bakanlığı’nın gerçekçi ve toplum bağışıklığını sağlayacak bir aşı programını kamuoyuyla paylaşmasının güven ilişkisinin bir parçası olduğu açıktır.

65 yaşa toplu taşıma yasağı

Hani aşı geldi. Dert üstü murad üstü olduk ya dertlerini anlatamayan 65 yaş üzer ve 20 yaş altı yurttaşlarımız için ben yeri gelmişken söyleyeyim. 15 Ocak tarihinden itibaren  toplu taşıma araçlarına binmelerine yasak getirildi. Süresi de belli değil. Neymiş efendim ? Bulaşı önlemek. Haklı mı yönetim haklı. Ben daha da ilerisinden söz ediyorum. Toplu bir kapanmanın mutlaka yapılmasından. Hafta sonu göstermelik yasak (Herkes sokakta), Hafta içi bu soğukta herkes evde ve açık hiç bir yer yokken uygulanan gece yasakları ile kendimizi kandırmaya devam ediyoruz.Kısaca son bir haftayı dca değerlendirelim bakalım ne olmuş Türkiye'de son 7 gün içinde vaka sayıları nereden nereye gelmiş. Son bir haftada yeni vaka sayısı 65534.. Bu haftada yaşamını yitirenlerin sayısı toplam 1400 kişi. günde ortalama 200 insan bu lanet virüsten canını kaybetti. Ve her gün yaklaşık 10 bin yeni insan bu virüse yakalandı. Siz biz onlar neyin kavgasını perdelemesini yapıyoruz. Deve kuşu misali. Hani başını kuma gömüp kıçı açıkta kalanından ama bundan haberi olmayanından.. 

Uzmanlardan kokutan açıklamlar

Dünyayı etkisi altına alan ve son günlerde mutasyona uğrayan korona virüsü ile ilgili Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, aktif hasta sayısı ile ilaca dirençli ağır hastaların arttığını belirtti. Prof. Dr. Başer, "Aktif vakalar özellikle 4 Ocak sonrası arttı. 0.85'lere inen salgın üreme hızı yükseldi, yaklaşık 1 seviyesine kadar geldi. İyileşenlerin sayısı da daha düşük" diye konuştu.

Hasta sayısı 7.5 kat artabilir

Yeni tip korona virüsünün mutasyona uğraması ile birlikte salgının seyrini değiştirecek faktörler de yaşanıyor.Son dönemde korona virüs aktif hasta sayısı ile ilaca dirençli ağır hastaların arttığını belirten ve kartopu etkisi kavramına dikkat çeken Prof. Dr. Bengi Başer, "Korkumuz 1 ay içinde hasta sayısının 7.5 katına ulaşabileceği, yani kartopu etkisi" ifadesini kullandı.

Mutasyonun ortaya çıkmasının ardından bulaşıcılığın yüzde 60'a çıkmasına değinen Başer, "Bu nedenle biliyorsunuz çok katı kapanmalar yapılıyor ve hızlı aşılanmaya gidiliyor. Almanya örneğinde olduğu gibi. Çünkü mutasyona uğramış virüsle ilgili bir kartopu etkisinden bahsediliyor. Eğer önlem alınmaz ve salgın üreme hızı 0.7’lerin altına indirilmezse çok hızla bir vaka artışına gebe kalınabilir. Onun için mutasyon çok dikkatle izlenmeli" diye konuştu.

"Salgında hızlı aşılamaya gidilmesi gerektiğini belirten Başer, "Aksi takdirde işin daha kontrolden çıkması kaçınılmazdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi salgın yayılım hızı 0.7’nin üzerinde ise çok hızlı kapanın ve çok hızlı aşılamaya gidin. İsrail bunu çok yoğun bir şekilde yapılıyor. Kapanma yapıldı ve toplumun yüzde 80’i bir-bir buçuk ay gibi bir sürede aşılayarak marta kadar biz ölümlerin önüne geçeceğiz gibi bir matematik modelleme iddiaları var. Dünyada en hızlı aşılayan bir ülke ve çok iyi takip etmek gerekiyor. En iyi takip edilebilecek İsrail’dir, kötü örneği aday olarak İngiltere’dir. Bu ikisini de çok iyi takip etmek gerekir" dedi.

Prof. Başer, "Google hareketlilik raporu yılbaşı öncesi ve sırasında bir hareketlilik olduğunu göstermiş. 4 Ocak sonrası vakaların artışında bunun etkisi olabilir. Bunu da izlemek gerekiyor. Aşılamada çok geç kaldık. Aktif vakalar özellikle 4 Ocak sonrası arttı. 0.85’lere inen salgın üreme hızı yükseldi, yaklaşık 1 seviyesine kadar geldi. Aktif vakalar artmaya başladı, iyileşenlerin sayısı da daha düşük" şeklinde konuştu.

Sağlıkçılarımızla gurur duymalıyız

Çok şükür Türkiye’de aşı karşıtlığı oranı pek çok gelişmiş ülkeye oranla bile düşük ve halkımız aşılara genel olarak güveniyor. Covid-19 aşıları özellikle de Sinovac aşısına karşı olan güvensizlik genel oranın üzerinde olsa da “Aşı yaptırmayacağım” diyenlerin oranı düşük. Ve Türkiye geç kaldığı aşı yapma işlemine hızlı başladı.Sağlık Bakanı Koca bana “Günde 1 milyonu aşkın aşı yapacak kapasitemiz var” demişti haftalar önce. Tam o kadar olmasa da, sağlık çalışanlarının 750  bini aşılandı.Bu sayının 1 milyona yaklaşması bekleniyor. Doğrudur, sağlık çalışanları en kolay organize olabilecek grup ama yine de sayılar olumlu. Sağlık Bakanı herkese “Aşı olun, aşı olun” diyor.  Millet de Sağlık Bakanı’na “Bulsak olacağız” diye yanıt veriyor.

Aşının gerisi ne zaman gelecek. 17 gündür yeni aşı gelmedi” sorusuna gayrı resmi yanıt olarak “Şubat sonuna kadar tamamı gelir” dendi ama kesin bir şey duyamadık. Pek yakında karaborsada el altından aşı satıldığını duyarsak ya da kaçak yollarla aşı geldiğine şahit olursak şaşırmayacağız. Sahte aşılar ortalıkta dolaşmaya başlarsa da.  Arz talep dengesizliğinin doğal ekonomik sonucudur bu.  Bakan ve biz el ele talebi arttırıyoruz ama arzı arttıran yok. Yine de ülkemizin sağlık çalışanlarını bir kez daha kutlamak, onlara bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Covid ile mücadelede gösterdikleri insan üstü başarıyı, aşılamada da sürdüreceklerini dün gösterdiler. Sağ olsunlar, var olsunlar...  Aşılama başladı. Hayırlısı...

Bilinmezlikler ülkesiyiz

Aşı başladı derken hayale kapılmayın. Sağlık çalışanlarına yetecek kadar aşı var sadece. Devamı ne zaman gelecek bilinmiyor. Dünyada aşı bir ay önce başlamışken, Türkiye’yi aşısız ve savunmasız bırakan ve ancak üç milyon doz aşı getirtebilen beceriksiz bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. Üyeleri diyor ki bahar gelecek güller açacak.. aşılanacak herkes.. turizm patlayacak Türkiye bu yıl köşeyi dönecek, merak etmeyin.

Ülke batmış, süt ve ürünlerine yüzde 25’in üzerinde zam.. emekliye ve memura yüzde 7 zam. Yıllık enflasyon yüzde 36, ihtiyaçlarınız elinizi yakıyor. Politikacı, bu durumun sebebi ve yöneticisi, uydur uydur söylüyor.

Kanada, 38 milyon nüfuslu ülke, 266 milyon doz aşı siparişi verdi ve stoklarını dolduruyor, bu yetmedi geçenlerde 20 milyon doz daha satın aldı. Bir adım önüne bakan, halkının ve ülkesinin yakın geleceğini planlayabilen ülkelerin durumu bu. Bizim iktidar üç milyon dozu zar zor getirtebildi.

En etkili aşılar neden yok

Sağlık Bakanı, “Çin aşısı klasik, daha güvenli” demişti, acaba korku, endişe, toplumun sözde ileri kesimlerinde bile egemen olan mRNA aşısı karşısındaki bilgisizlik ve bilinçsizlik mi BioNTech aşısından uzak tuttu iktidarı? Pandemi Bilim Kurulu böyle mi tavsiyede bulundu?

Anlaşma yaptık yapıyoruz; Uğur Şahin ile konuştuk konuşuyoruz, ayrıcalık istedik istiyoruz, burada üretim yapalım dedik diyoruz... eli kulağında geldi gelecek... Bir sürü laf.

Ama halk aşısız. Savunmasız. Ekmeksiz. Esnaf perişan. Dükkânında, iki sipariş alacak, paketle satacak diye bekçilik yapıyor. Sigortasız çalışanların hepsine yol verildi, diğerleri işçi çıkarma yasağı nedeniyle günde 39 TL’ye var olmaya çalışıyor.

Aşılama yine yeniden olabilir

Normale dönmenin, insanların ekmek teknelerini çalıştırmalarının yolu, ülkeyi aşılamaktan geçtiğinin farkında değiliz. Maske-mesafe-hijyen laf, yine de onlar olmasa bu ülke ölümlerden, hastalıktan kırılmıştı; ama kısıtlamayı kaldırdığınız anda salgın alıp başını gidiyor, çünkü insanlar ekonomik faaliyetlerini sürdürmek için kalabalıklaşıyor, birbirine sürtünüyor, iç içe giriyor. İktidar, hele beş bine doğru iniş yolu gözüksün vaka sayısında, kısıtlamaları gevşetecek, yine tepelere doğru tırmanacak.  Neden Kanada ve diğer ülkeler aşı stokluyor?Çünkü yapılan aşıların koruyuculuğunun ne kadar süreceği bilinmiyor. Belki 3 ay, belki 6 ay... Eğer halkını acil aşılayamazsan tehlike büyük, bulaşma sürer bir yandan ve yüzde 70 sürü bağışıklığına ulaşamazsın. Aşının bağışıklık etkisi kısa süreli ise herkesin yeniden aşılanması gerekecek. Belki 6 ayda ikinci kez gerekecek, bilmiyoruz. Hangi aşının daha uzun süreli etkililiğini sürdüreceğini bilmiyoruz.

Hiç bilmediklerimiz var

Ama Çin aşısının yüzde 50.4 etkililiği ile BioNTech’in yüzde 95 etkililiği arasında fark da koruyuculuk açısından çok önemli. Bizde belki de aşı yapılanların yüzde 50’sinde aşı işlemeyecek veya zayıf koruma sağlayacak ve bu insanlar virüse karşı korunmak ve yaymamaları için kısıtlamalara uğrayacaklar. Bunların hiçbirini bilmiyoruz.Aşı uygulamalarının sahadaki sonuçlarına göre gerçeklerle karşılaşacağız. Bir de toplumun yüzde 50’si aşıya direnirse, toplumsal bağışıklığı sağlamak ekstra olanaksız hale gelecek. Üç milyon aşının ne sonuç vereceğini bile bilmiyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, ülkeyi soktuğu bu öngörüsüzlükten ve güvensizlikten bir an önce çıkarmalı ve etkililiği yüksek aşıları bir an önce ülkeye getirmenin yollarını aramalı.

TTB'nden aşı uyarıları

Türk Tabipleri Birliği, Aşının  tüm canlılar için hayat kurtaran ortak bir değer olduğunu vurguladı.  Aşılamalarla her yıl yaklaşık üç milyon insan yaşama tutunduğu COVID-19 pandemisinde de güvenli ve etkili aşılar ile yapılacak yaygın aşılamanın, salgını kontrol altına almaya katkı sağlayacağına dikkat çekti.

Türkiye’de  ilk COVID-19 hastası resmî olarak 11 Mart 2020 tarihinde açıklandığı günden beri Sağlık Bakanlığı’nın veri paylaşımları şeffaf olmamış, bilimsel akla aykırı uygulamalarla devam etmiş ve korumaya değil güvenliğe dayalı iç politikalar nedeniyle başarısız sonuçlarla karşılaşılmıştır.

Pandemi nedeniyle bugüne kadar on binlerce yurttaşımız ve yüzlerce sağlık çalışanımız yaşamını kaybetmiştir. Siyasi otorite maske dağıtımındaki belirsizlikler ve gecikme gibi aşı uygulamasına gelindiğinde de çözüm üretmede başarısız olmuştur. .

Bilimsel Olarak Etkili Ve Güvenli Her Aşının Yanındayız

Türk Tabipleri Birliği (TTB) aşı sürecinin de şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğini, sağlık emek meslek örgütleriyle, uzmanlık dernekleriyle ortak çalışmanın bilimsel yönden doğru olacağını ifade etti. Toplumun her kesiminden destek alınmadan pandemiyle mücadele etmenin güçlüklerini, birinci basamak sağlık hizmetleri ve koruyucu hekimliğin pandemi mücadelesinde en başta gelen ve önem verilmesi gereken konular olduğunu her aşamada vurguladı.

Aşılara toplum katılımının ve kabullenmesinin en önemli gerekliliği de hekim-hasta ilişkisinin başlangıcı olan güvendir. Aşı ile ilgili toplumda ve sağlık çalışanlarındaki tereddütlerin başlıca nedenleri: Sağlık çalışanlarının aşıyı tanımıyor olması, çok kişinin kısa zamanda aşılanması baskısı yaşamaları; yeni aşıların yan etkileri hakkında yeterince bilgi sahibi olunmaması ve aşılama sonrası istenmeyen etkiler konusunda kaygıların körüklenmesi; bilim dışı görüşlerin toplumda etkili olması şeklinde sıralanabilir. Bu tereddütleri ortadan kaldırma görevi Sağlık Bakanlığı’ndadır.

TTB aşıların durumunu açıkladı

TTB COVID-19 İzleme Kurulu ve Aşı Çalışma Grubu ile birlikte yapılan değerlendirme ışığında şu anda adı geçen aşıların verilerine göre;

Ağır hastalık ve ölümü önleme konusundaki etkililiğin ise tüm aşılar için %100’e yakın olduğu,

Aşılanan kişide hastalık gelişmesini önleme konusundaki etkililiğin;

Pfizer-Biontech™ aşısı için %95 (%95 Güven Aralığı-GA:90,3-97,6)[1],

Moderna™ aşısı için %94,1 (%95 GA:89.3-96.8)[2],

Oxford-AstraZeneca™ aşısı için ilk aşının yarım doz 28 gün sonra yapılan ikinci aşının ise tam doz uygulandığı tüm grupta %90,0 (%95 GA:67.4-97.0), her iki aşının tam doz uygulandığı grupta %62,1 (%95 GA: 41,0-75,7)[3],

Coronavac™ aşısı için: Türkiye’de %91,25 (%95 GA: 71-97), Brezilya’da %50,38 (çok hafif hastalık için) ve %77,96 (hafif hastalık için) olduğu[4],

Aşıların hiçbirinde kısa dönem (1-2 ay) ciddi yan etki oluşma sıklığının kontrol grubundan yüksek olmadığı,

mRNA aşılarının ciddi olmayan lokal ve sistemik yan etkilerinin özellikle genç yaş grubunda belirgin olarak fazla olduğu,

İleri yaştaki kişilerde mRNA aşılarının etkililiğinin genç yaşlardakine benzer şekilde yüksek olduğu,

Oxford-AstraZeneca™ aşısında 55 yaş üzerinde etkililiğinin biraz daha düşük olduğu3,

Coronavac™ aşısında Brezilya’daki çalışmanın 60 yaş üstündeki kişileri de kapsamasıyla birlikte bunlara ait verinin henüz yayımlanmadığı bilinmektedir.

Mevcut durumda dünyada uygulanmaya başlanan dört aşının hastalığı önleme konusundaki etkililikleri farklı olmakla birlikte ağır hastalık ve ölümleri önleme konusunda etkililiklerinin %100’e yakın olduğu, farklı yaş ve risk gruplarında etkililik ve yan etki açısından değişiklikler gözlendiği, bugüne kadarki veriler ışığında hiçbirinin ciddi yan etki oluşturmadığı gözlenmektedir.....

Altı ayda 120 milyon doz gerekli

Toplum bağışıklığının sağlanabilmesi için %80 etkili olan bir aşıda toplumun %75-90’ının aşılanması gerekmektedir (Ro 2,5-3,5)[6]. Daha düşük düzeyde etkili aşılar için ise tüm toplumun aşılanmasının gerektiği ifade edilmektedir. Bu değerlendirme ışığında Türkiye’de uygulanacağı söylenen aşının toplum bağışıklığı sağlaması için 6 ay içerisinde yaklaşık 120 milyon doz uygulanması gerekmektedir. Ancak aşılama programı tüm ayrıntılarıyla açıklanmadığı gibi geldiği ve geleceği belirtilen aşı dozlarının bu sayıya yaklaşması dahi mümkün görünmemektedir. Sağlık Bakanlığı’nın gerçekçi ve toplum bağışıklığını sağlayacak bir aşı programını kamuoyuyla paylaşmasının güven ilişkisinin bir parçası olduğu açıktır.

Pandemi ile mücadelenin en yaşamsal aracı olan aşıların ülkemizde uygulanma süreci, en küçük bir hatayı kaldırmayacak önemdedir. Zamanın dar olması ya da aciliyet gibi gerekçelerle olağan incelemeler göz ardı edilmez ve her koşulda yapılmalıdır. Alınacak riski olabildiğince bilmek, öngörmek ve en aza indirmeye çalışmak önemlidir.

"Sonuç

Türk Tabipleri Birliği olarak koruyucu sağlık hizmetlerinin en önemli aracı bugün başlayan aşılamanın, COVID-19’a bağlı ağır hastalık, yurttaş ve sağlık çalışanlarının ölümleri azaltacağını düşünüyoruz. Aşılamaya en olumlu refleksi, salgınla mücadelede 344 mesai arkadaşını kaybetmiş olan sağlık emekçileri vermektedir. Önce de belirttiğimiz üzere aşıları incelememizde temel kaynak, menşei, üretildiği ülke ve kullanılan teknik değil; Faz 3 verilerinin sonuç raporları ve yayımlanmış bilimsel değerlendirmelerdir. Topluma aşıyı tanıtacak ve kabullendirecek, toplumun güvenini yegâne kazanmış olan sağlık çalışanları olarak, aşılar ve aşılama kampanyasıyla ilgili belirsizliklerin gelinen bu son aşamada giderilmesini istemek de toplumu koruma adına sorumluluğumuz ve hakkımızdır. Aşı sonrası istenmeyen etkilerin izlemi konusunda sağlıkçılar ve toplum da sürecin parçası olmalıdır[7]. COVID-19 geçirmiş kişilerin 3-6 ay boyunca aşılanmaması gündemde iken dün alınan ani bir kararla aşılanmaları söz konusu olmuştur ve yine en çok hasta olan sağlık çalışanları başta olmak üzere bu karar değişikliğinin hangi bilimsel verilere göre yapıldığı hızla açıklanmalıdır. Sağlık Bakanlığı’nın daha fazla hata yapmasına toplumun tahammülünün olmadığı bilinmelidir.

Güvenli bir toplum bağışıklığı sağlamak ve aşı tereddüdünü ortadan kaldırmak için TTB Aşı Tutum Belgesi’nde de belirtilen tüm aşamaların açıklıkla paylaşılması ve yeterli yaygın aşılama için gerekli adımların atılması gerektiğini hatırlatıyoruz. Tüm dünyada kullanılan diğer aşılarla ilgili olarak da acilen gerekli görüşmelerin ve tedariğin yapılmasının zorunlu olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi"

Uluslararası aşı kooperatifi Covax’a neden girmiyoruz?

Pfizer-BioNTech geliştirmekte olduğu aşının Faz III çalışması ara sonuçlarına göre Covid’i önleme konusunda etkili olduğunu 8 Kasım’da ilan etti.  Onu Moderna, Oxford-Astra Zeneca, Sinopharm ve Gamaleya Enstitüsü’nün aşı açıklamaları takip etti. Çin’de saptanan, “tuhaf bir zatürrenin” duyurulmasından yalnızca on bir, pandemi ilanından yalnızca sekiz ay sonra. İnsanlığın bilim ve teknolojide ulaştığı bu düzey, hepimiz için bir övünç kaynağı olmalı.

Yoksullar aşı konusunda da şanssız

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhonam Ghebreyesus, 8 Ocak’ta Cenevre’de yaptığı basın toplantısında acı gerçeği özetledi: “Kırk iki ülkede aşılama başladı. Otuz altı tanesi yüksek gelir, altı tanesi orta gelir grubundan ülkeler. Böyle gidersek yoksul ülkelerin çoğunun, bu ülkelerdeki yüksek riskli grupların aşıya ulaşması mümkün olmayacak.”

Zenginler ayrı strateji izledi

Zengin ülkelerin çoğu Covid pandemisine karşı etkili bir mücadele sergileyemediler, salgını kontrol altına alamadılar. Ama hepsi çok erken bir dönemde, daha 2020 bahar aylarında aşı geliştirme çalışmalarına büyük paralar yatırdılar. Şu anda, zengin ülkelerde Acil Kullanım Onayı almış üç aşının her biri (Pfizer-BioNTech, Moderna ve Oxford-AstraZeneca) daha geliştirme aşamasında, ABD, İngiltere ve Almanya’nın kamu kaynaklarından 2 milyar dolar civarında destek aldılar. Bunun dışında yüksek gelir grubundaki birçok ülke, daha başarılı olup olmayacakları bilinmeyen, ama umut vaat eden bir dizi aşının ilk üretimleri için ön alım yaptı. Bu, aşı geliştirme çalışmalarının hızlandırılması için gerekli bir yatırımdı. Ama aynı zamanda yatırımı yapan ülkelerin salgını “önce kendi sınırları içinde yenme” stratejisine sahip olduklarını gösteriyordu.DSÖ döne döne “Herkes güvende olmadan hiç kimse güvende olamaz. Pandemiyi bir ülkenin içinde yenmek mümkün değil” desin, ne gam.

Alternatifi var: Covax kooperatifi

İşlerin böyle ilerleyeceği tecrübeyle sabit olduğu için DSÖ, bir özel sektör-kamu ortaklığı olan GAVİ Aşı Alyansı ve CEPI ile birlikte 2020’nin Nisan ayında Covax kooperatifini kurdu. Covax kooperatifinin amacı aşı geliştirme çalışmalarını desteklemek, aşıların güvenlik, etkinlik ve kalitesini denetlemek, aşıları toplu pazarlıkla mümkün olan en düşük fiyata satın almak ve bunları adil dağıtmak.

Covax da zengin ülkelere benzer bir şekilde en çok umut veren bir dizi aşıya yatırım yaptı ve ön alım sözleşmeleri imzaladı. Pfizer-BioNTech, Oxford-AstraZeneca, şu anda Faz III çalışmaları süren Sanofi, Johnson and Johnson aşılarının da aralarında olduğu toplam yedi aşıdan ön alım yaptı. Faz III ara sonuçlarını açıklamış üç aşıdan iki milyar dozu garantilemiş durumda. Bu dozların dışında, nüfuslarının birkaç katı kadar aşı dozu ısmarlamış ülkelerin kullanmadıkları dozları Covax’e bağışlamaları bekleniyor. Bu ülkelerden Kanada, şimdiden bu yönde açıklama yaptı, Avrupa Birliği ve Biden göreve başladıktan sonra ABD’nin de benzer taahhütlerde bulunması muhtemel.

Covax’a katılımın avantajları

Covax’ın katılımcı ülkelere sağlayacağı bazı avantajlar var. Bunlardan birincisi toplu alım/pazarlık sayesinde aşıları, firmalarla tek tek pazarlık eden ülkelere göre çok daha uygun bir fiyattan alacak olması.

İkincisi, Covax’a aşı satmak isteyen firmalar, DSÖ’den Acil Kullanım Onayı almak zorundalar. Diğer bir deyişle bu aşıların klinik çalışmalarından gelen verileri, üretim tesislerini, uluslararası bağımsız uzmanlardan oluşan heyetler inceleyecek. Ancak bu denetimden sonra kullanıma girecekler. Pandemi koşullarında Türkiye dahil birçok ülkenin bu mekanizmaları hızla kurması mümkün değil. Bu yüzden DSÖ onayı milyonlarca hatta milyarlarca sağlıklı insana verilecek aşıların etkinlik ve güvenliklerinin yetkin uzmanlarca, titizlikle incelenmesine olanak veren bir fırsat.

Üçüncüsü Covax, ülkelere aşıya adil ulaşım sözü vermektedir. 2021 içinde kooperatife katılmış olan bütün ülkelere önce sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarını (nüfusun yüzde üçü) sonra da risk gruplarını (nüfusun yüzde yirmisi) aşılamaya yetecek kadar doz verilecektir. Düşük gelir düzeyindeki 92 ülke bu miktarda dozu parasız alacak.

Türkiye neden Covax’tan aşı almıyor?

Türkiye’nin de dahil olduğu üst orta gelir düzeyindeki ülkeler doz başına 1.60 ila 2 dolar arasında bir ücreti ödeyeceklerdir. Bu fiyat, şu anda birçok ülkenin Pfizer-BioNTech aşıları için ödediği ve Türkiye’nin de Sinovac aşısı için ödeyeceği (Sağlık Bakanı bu bilgiyi açıklamadı, ancak uluslararası kaynaklara göre Sinovac aşısının dozu 15 dolar civarında olacaktır) fiyatın onda biri kadardır. Diğer bir deyişle Türkiye’nin nüfusunun yüzde yirmisini aşılamak için gerekli 30 milyondan fazla doz için 50 milyon dolar civarında bir ödemeyi 15 Ekim 2020’ye kadar yatırmış olması gerekiyordu.

Gerekiyordu diyoruz, zira Türkiye Covax’a katılmak için niyet bildirmiş, ama henüz bağlayıcı bir anlaşma yapmamış durumda. Yani 15 Ekim’e kadar 50 milyon dolar yatırmadığı için Covax ile bağlayıcı bir anlaşması bulunmuyor, Covax aşı dağıtmaya başladığında Türkiye bundan yararlanamayacak.

Anlaşılması zor bir durum

Salgın yönetiminin strateji yokluğu maalesef aşı konusunda da sürüyor gibi. Türkiye’nin bütün yumurtaları aynı sepette. Bir hafta önce Pfizer-BioNTech’le yapılan üç milyon dozluk sembolik anlaşmayı saymazsak, bütün umutlar hala Faz III ara sonuçları ve 60 yaş üzerinde güvenlik/ etkinlik verisi olup olmadığı açıklanmamış Sinovac aşısına bağlanmış durumda. Olası çeşitli sorunları, aşının hala yayınlanmamış verilerinde sorunlar olması, üretim aşamasında gecikmeler olması, 65 yaş üzerinde etkisinin düşük olması vb. için elimizdeki aşıları çeşitlendirmek lazım. Covax’a katılmak alternatif aşılara ulaşmamız için, uygun koşullu bir alternatif sunuyordu. Niye, sadece niyet bildirmekle kaldık? Bağlayıcı bir anlaşma imzalamadık?

Cevap gazeteci Barış Yarkadaş’ın iddia ettiği gibi, zamanın Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Covax’e verilecek 50 milyon doları çok görmüş olması olabilir mi? Gerçekten, bu kadar hayati bir konuda, vatandaşlarını bir salgından korumak için, Cumhurbaşkanlığının sekiz uçağından biri satılsa, ödenebilecek olan bir elli milyon doları bulamadı mı Türkiye Cumhuriyeti?

Yol yakınken hatadan dönülmeli

Maliye Bakanı değiştiğine göre yeni bakan Lütfi Elvan’dan elli milyon dolar istenebilir. Ön ödeme tarihi geçmiş olsa bile Covax’la anlaşma yapmanın yolu kapanmış değil. Covax’tan sağlanacak, güvenilirliği ve kalitesi kanıtlanmış aşılar nüfusumuzun daha geniş bir kısmını, en önemlisi de 60 yaş üstünü aşılama şansımızı arttıracaktır.

Yorumlar (0)