01.04.2020, 07:25

Coronavirüs, küresel ‘Sağ-Milliyetçiliği’ türbülansa sokuyor

Coronavirüs bugün için ‘sağlık’ konusu ve virüsün bulaşıcılığı üzerine odaklanmışsa da; virüsten sonra ekonomi, siyasi, eğitim kültür,pazarlama,ulaştırma...birçok konu başlığında ciddi kırılmalara neden olacağı aşikardır. Bu bağlamda kriz yönetimi içerisinde siyaseten ideolojik temelde de yansımaları kaçınılmaz gözüküyor.

Coronavirüs ile ilgili dünyadaki sağ/milliyetçi hükümetlerin içerisinde en yüksek sesli eleştiriye Trump maruz kaldı. Coronavirüsü başından beri ‘grip’ olarak değerlendiren Trump, tehlikenin boyutunu gördükten sonra başkanlığı süresince ilk kez çark ederek, virüsle mücadele için ABD tarihinin en büyük paketini (2 Trilyon dolar) açıkladı. Birçok yerde acil durum ilan etmek zorunda kaldı. Özelikle Kasım ayındaki başkanlık seçiminde aleyhine dönebilecek propaganda ile karşı karşıya kalmamak için coronavirüsü gündemine alıp,direnç gösterdiği testlerini yaptırmak zorunda kaldı.Ancak eleştirilerden de nasibini almaktan kaçamadı. Kuvvetle muhtemel,virüsün yayımı arttıkça,başkanlık seçimini etkilemesi kaçınılmaz gözüküyor

Çin lideri Xi Jinping, koronavirüs pandemisini kontrol etmede göreceli etkinlik gösteriyor. Ancak Çin'de gerçek rakamlarla ilgili spekülasyon devam ediyor. Çin demokratik bir düzende olmadığı için salgının sosyal dışsal çıktısını karşılamakta sıkıntı çekeceği yüksek ihtimal. Özellikle ekonomi temelinde başlayacak gerileme, Çin Fobia’nın dünyada yükselmesiyle birlikte, dünyanın fabrikası Çin, eskisi kadar üretken olması kısa ve orta vade de mümkün gözükmüyor. Bu durumun siyasi çıktısı, Pekin ve Komünist Parti’nin en büyük handikabı olacaktır.

Rusya’da Vladimir Putin, şimdiye kadar salgınla ilgili ciddi bir eleştiriyle karşı karşıya kalmamış gözükse de; 145 milyon kişinin yaşadığı Rusya, 1.4 milyar insanın yaşadığı Çin’deki vaka ve ölü sayısına elbette kimse inanmıyor. Nitekim Rusya, Kremlin’de virüse yakalanan personellerin sayısını açıklamak zorunda kalarak, zımmen Rusya’daki olası vaka sayılarını kabul etmiş oluyor. Koronavirüs Putin Rusya’sına en büyük darbeyi, görev süresi 2036’ya kadar sürmesini sağlayacak olan Putin’in; anayasa değişikliği için düzenlenmesi beklenen referandumun iptaliyle gerçekleşti. Bu bağlamda Koronavirüs krizi kapsamında düşen petrol ve doğal gaz fiyatları, ayrıca Ruble’nin dolar karşısında devüle edilmesi, Putin’in hiç de üstesinden kolayca gelemeyeceği bir krizle karşı karşıya bırakıyor.

Brezilya’da aşırı sağcı Bolsonaro hükümeti, dünyada ve ülkesinde en yüksek eleştirilere muhatap oluyor. Özellikle virüsü başından beri ‘grip’ olarak değerlendirmesi, karantina uygulamasına geçmemesi,sosyal devletin gerekliliğinden uzak tutum sergileyerek, çalışan kesimi ‘işgücüne’ teşvik etmesi yüzünden, Brezilya’nın en büyük metropellerinde ışık-söndürme gibi eylemlerin başlamasına neden oldu.

Macaristan Başbakanı Victor Urban 3 Mart'taki açıklamasında “Koronavirüs ve yasadışı göçmenler arasında belirli bir bağlantı görüyoruz’’ dedi. Ancak veri ve kanıtlar sorulduğunda sessiz kaldı. Urhan salgın ve yasadışı göçmenler arasındaki bir bağlantı kurmaya çalışsa da; ciddi bir inandırıcılık sorunu ile karşı karşıya kaldı. Ancak Urban’ın koronavirüs ile birlikte ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya kalacağı kesin. Bu durum inandırıcılıkla birleşince otoriterlik kaçınılmaz olacaktır.

Krizi başından beri kötü yöneten İngiltere Başbakanı Boris Johnson, virüse bulaşan ilk devlet başkanı olması hasebiyle otoritesi ciddi sarsıldı. Ülkenin sağlık sistemin iflas etmesiyle İngilizlerin ‘gelişmiş’ ülke karizması da keskin bir şekilde çizildi.

Yunan aşırı sağcı Miçotakis hükümeti koronavirüste en gerici projelerinden birini yürürlüğe koyarak, mülteciler üzerinden bir salgın stratejisi geliştirip Sakız ve Midilli adalarında gözaltı merkezleri kurdu.

Asya’da Coronavirüsle mücadelede kötü yönetişim gösteren Hindistan’ın milliyetçi Başbakanı Modi’yi de saymalıyız. Ülke de normal şartlarda sıfır hijyenin olduğu,s okakların ‘bok’ götürdüğü, insanların çöp içinde yaşadığı 1.3 milyar insanın yaşadığı ülkede, sorunun başında tuvalet meselesi BM gündemine girmişken, Covid-19 virüsüne 100 kişinin bulaşmış olmasına elbette Hindistan’ın kendisi bile inanmıyor. Pakistan ile yaşadığı uyduruk çatışma ile seçimi kazanan Budist Milliyetçi Modi’nin akibeti hiç de iyi gözükmüyor.

Asya’da Din milliyetçi diğer bir örnek olan İran’ı incelediğimiz de, durum diğer sağ-milliyetçi örneklerden farklı değil. Tartışmalı olan ölüm ve vaka sayısının üzerine,başından beri Coronavirüsü’nü ciddiye almayan Rejim ve Hükümet, yoğun eleştirilerin odağında olmaya devam ediyor. Kasım Süleymani suikastiyle birlikte ‘psikolojik darbe’ yiyen mollalar ve rejim yanlılarını önümüzde zor günler bekliyor.

Krizi fırsata çeviren sağ siyasetçiler de söz konusu. Fransız radikal sağcı lideri Marine Le Pen, İtalyan aşırı sağının lideri Matteo Salvini,İspanya aşırı sağcı parti Vox, AB ve Schengen karşıtı alınan kararlardan fevkale de memnunlar.İdeolojik açıdan değil ama hükümetlerin başarısızlığı üzerinden İngiliz İşçi Partisi’de Boris Johnson’un hatalarından nasiplenecektir. Krizi başarıyla yürüten Hıristiyan Demokrat Alman Merkel, kuşkusuz başarısını ülkenin sağlık sistemine ve Alman iş disiplinine borçlu olduğunu unutmamakla birlikte Merkel’in görevi bırakma kaldığını da unutmamak gerek.

Ancak İtalya, İspanya ve Fransa'da olağanüstü hal kararnameleri, halkının da isteğine hitap ettiği için demokrat siyasetçileri direk hedef haline getirmiyor. Fakat ülke içinde ‘dayanışma’ kültürünü geliştirdiğinden ötürü kolektivizmi savunan siyasi hareketlere olumlu katkı sağlayacağı kesin gözüküyor.

Bunların dışında Latin Amerika’da Şili’de Pinera, Bolivya’da Anez, Kolombiya’da Duque ve Marksit ideolojik kimliğine rağmen evanjelik destekli koalisyonla yönetilen Meksika’da AMLO’nun virüsle mücadele de yetersiz kalmaları milliyetçi siyasetçilerin çöküşünü hızlandıracaktır.

Sonuç olarak, otoriter modeller karşısında demokrasi daha yavaş ve hatta bazen daha etkisiz olabilir. Belki de bu, demokraside verimliliği, hızı ve çözme yeteneğini yeniden düşünmemize neden olabilir. Ancak yukarıda verdiğimiz örneklerden de anlaşılacağı üzerine otoriterizm krizle etkin mücadele eden ülkeler açısından bir avantaj görülse de; işini savsaklayan ve kriz yönetim kabiliyeti yetersiz altyapıyla birleşince başarısızlık kaçınılmazdır.Bu bağlamda 2015-2016 yıllarında yükselişe geçen Milliyetçi Sağ siyaset açısından gelecekte ciddi krizler kaçınılmaz gözüküyor

Yorumlar (0)