28.07.2020, 05:59

Der o Sevr ama Lozan yemez....

Tamda Lozan antlaşmasına denk gelivermişti Ayasofya’nın ibadete açılması.

Oysaki I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu hükümeti arasında 10 Ağustos 1920’de Fransa’nın başkenti Paris’te Sevr banliyösü Seramik Müzesi’nde imzalanan Sevr antlaşmanın 37-61 maddesi; İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak. Ve her ne kadar İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti olsada, Boğazlar’da deniz trafiği on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek ve bu komisyon gerekli gördüğü takdirde Müttefik Devletler’in donanmalarını yardıma çağırabilecektir der.

Yani bugün Lozan antlaşması değilde Sevr antlaşması yürürlükte olsaydı. Değil Ayasofyada Cuma namazı kılmak 10 ülke tarafından yönetilen İstanbul’da ezan sesini duymak dahi mümkün olmayabilirdi diye düşünüyorum.

Devam edelim; Mesela o Sevr 27-36 maddesi; Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya’nın büyük bölümü Yunanistan’ın.
Antep, Antep, Urfa, Mardin ve Cizre kent merkezleri Suriye’ye (Fransız Mandasının) der.

Sevr’in Gavur İzmir içinde planları vardı. 65-83 maddeye göre Atatürk’ün denize döktüğü Yunanlılara Osmanlı İmparatorluğu egemenlik haklarının kullanımını beş yıl süre ile Yunanistan’a bırakılmasını, ve bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan’a katılması için plebisit yani (devletler hukukuna göre bir ulusun hangi devlete bağlanmak istediğini belirtmesini ön görmekteydi.)

Aynı Sevr; Osmanlı, Ermenistan Cumhuriyeti’ni tanıyacak. Türk, Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek der. Ve bu 88 ve 93’cü maddeye örnek olarak 22 Kasım 1920’de o dönemin pek kıymetli Abd Başkanı Wilson verdiği bir karar ile Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan’a verilmesini gösterebiliriz.

Ve son olarak Rahmetli Bülent Ecevit Ayşe’yi neden Antalya yada Bodrum değilde Kıbrısa tatile göndermiş olabilirdi.
Sevr’in 94-122 maddeleri Osmanlının kaybettiği Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek diyordu. Yani Sayın Ecevit’in derdi Şam’da Cuma namazı kılmak değil Osmanlının verdiği 9251 km karelik vatan toprağı Kıbrısı geri alarak Sevr’e son noktayı koymaktı. Nitekim o son noktayı da Kıbrıs Fatihimiz 20 Temmuz 1974 koymuştu.
Ruhunuz Şad Mekanın Cennet olsun Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Kıbrıs Fatihi Bülent Ecevit.

Yorumlar (0)