15.01.2021, 05:50

Devlet dediğin

Devlet niye var demeye gerek yok zaten yüzyıllardır çeşitli biçimlerde varlığını devam ettirmekte. Önemli olan onu yönetenlerin ekonomik, politik, askeri, yargı ve birde haberleşme basın yayını kendi bireysel çıkarları için kullanmamasıdır. Zaten bencilce çıkar ve menfaat var olduğu müddetçe toplum içinde başka nifak tohumları ekmeye gerek yok.

Yazılı tarihin beşiği sayılan Orta Doğu bölgesinde hemen hiç kimsenin bilmediği bir ülke bir devlet varlığını sürdürmekte. Hani Avrupa da savaşlara katılmayan, barışçıl, en yüksek gelire sahip, karların hiç eksilmediği Alp dağlarının eteklerinde olan İsviçre bile onun gölgesinde kalmakta.

İlk medeniyet, yazılı antlaşma, kütüphane hatta Lidyalılardan önce parayı ilk kullanan “bu” ülkedir.

Pers, İskender’in Helen imparatorluğu, Roma, Bizans ve sonra gelen diğer devletler “bu” ülkeye dokunamamışlar.

“Bu” ülke ki toprakları bereketli, nehirleri ve gölleri her zaman temiz ve dolu, ormanları sık ağaçlarla kaplı, toprak bire bin vermekte. Kazmayı toprağa vurdun mu ilkinde su ikincisinde petrol fışkırmakta. Toprağın üstü kadar altıda bereketli, ihtiyaçları kadar madenler çıkarmakta, kümes hayvanları yılda bir ay altın yumurtlamakta.

“Bu” ülkenin komşuları işgalleri, savaşları ve talanları yaşadı. Nice salgın hastalıklar, kıtlıklar, kıyamlar gördü. Ama hiçbiri “bu” ülkeye tesir etmedi.

15. ve 16 yüzyılda veba ve kolera her tarafa yayıldı. Saraylarında oturanlar yurttaşlardan kendilerini daha da izole etti. 19 ve 20. Yüzyıla kadar başta çiçek, difteri, kızamık, kuşpalazı ve verem insanlığın baş belasıydı. Bilimsel ve teknik gelişme sağlık açısından da önemli eğer bunlar olmasaydı kıyam yaşanırdı. İyi ki bilimsel teknik gelişmeler yaşandı sağlığı da etkiledi ve tedavi için “ilaç ve aşı” bulundu.

Bilimsel teknik gelişmeler toplumun yaşamını kolaylaştırması için yapılmıştı. Sahip olma, bencillik ve hırs toplumsal yaşamı alabildiğine sardı. Devletleri yönetenler paranın sultanları hükümranlığını daha da pekiştirdi. Savaşlar, işgaller, darbeler ve bir o kadar toplumun sırtında asalakça yaşayanlar gittikçe çoğaldı.

20. yüzyılın başından sonuna kadar küresel anlamda savaşlar durmadı, enerji acısından petrol savaşları hala devam etmekte. Bu durum bin yıllardır yaşamını sürdüren insan evladının sonunu hazırlamakta.

Son yıllarda ülkelerin yönetimine gelen “şahıslar” toplumun varlığını kişiliğini yok saymakta. Özellikle alt gelir gurubu içinden “neden, niçin, niye” sorgulaması yapmayanın ağızlarına çalınan bir parmak bal ile bir hırka bir lokma için “şahısların” kapılarında kul olmakta.

Anayasada ve uluslar arası yapılan antlaşmalar da “eğitim ve sağlık ücretsiz” denilmekte. Daha dün üç maskeyi dağıtamayan yurttaşına salgın nedeniyle aşıyı nasıl bulacak ve nasıl yapacak?

Küremizdeki bütün ülkeler ekonomik krizle boğuşur, toplumsal kargaşa ile uğraşır ve bir de üstüne üstelik salgın hastalıkla cebelleşmekte. “Bu” ülke hiç birisiyle uğraşmıyor, sorun yok mu elbet var. Fakat çözümde var.

“Bu” ülke sorunlarını baştan çözmüş. Yöneticilerin hiç biri profesyonel değil. Onlar için saray ya da malikâne yok, hele özel araç ve koruma ordusu hiç yok.  ve atanan yöneticilerin hiçbirinin maaşları otuz kırk asgari ücret düzeyinde değil. En yüksek maaş alan sağlık ve eğitim çalışanları, maaşları dört asgari ücret düzeyinde. Yöneticiler asgari ücretin yüzde yetmişini almakta, kibirli, bencil ve şımarık değil. Herkes çalışmakta, çalışanların sırtından geçinen sendikacılık yok, gönüllülük esasında yapılmakta. Her birey yıllık tatiline çıkmakta yazın Akdeniz kışın Uludağ’a gitmekte. Eğitim ve sağlık ücretsiz ve herkese eşit. Yurttaşın kullandığı alt yapı hizmetleri de ücretsiz. Emekliler ve yaşlılar toplum ve devlet katında itibarlı, bilgilerini, tecrübelerini hem eğitim kurumlarında hem de mesleki atölyelerde aktarmakta. Salgın hastalık ve afet gibi sorunlar olduğunda zorunlu görevliler dışında herkes karantinada.  İlaç, gıda, su ve maske gibi sorunlar eşit olarak herkese dağıtılmakta. Aşı sorun olmuyor, kimse ayrıcalıklı olmayıp iltimas geçilmiyor. Yakası kalkık, omuzu kalabalık, beli silahlı gibi ayrıcalıklı kimse de yok.                                                                                  …..

Devlet dediğin “böyle” olmalı ve yönetilmeli, ya sizce?

Yorumlar (0)