30.06.2020, 06:13

Dinsiz imanın mümkün mü?

“Deizm” diğer adıyla “Yaradancılık”, tüm dinleri reddeden tek Tanrı inancıdır.

Deistler genel olarak Dünya'ya veya Evren'in işleyişine müdahale etmeyen tek tanrı olduğuna inanır. Ayrıca mantık ve doğal dünyaya dair gözlemlerin kaynağını oluşturduğu; dinsel bilgiye dolaysız biçimde sadece akıl yoluyla ulaşılabileceği ilkesini esas alır, bu sebeple vahiy dayalı tüm inanış biçimlerini reddederler.  

Deistlere göre Tanrı şimdiki zamana karışmadığı gibi, bir din oluşturmamış ya da insanlığa hitap etmemiştir.

Kısacası Deizm, Tanrı’ya inanıp ancak hiçbir dini kabul etmeyen görüştür.

Deizm, inançsızlığın en hafif seviyesi olduğu gibi, Her deistin aklındaki tanrı kavramı ve modeli farklı olabilir.

Deistler var olan tüm inançların iddialarından farklı ve bilinmesi mümkün olmayan bir şekilde yaşamın bir yaratıcı eliyle ortaya çıkmış olduğunu ancak bunun nasıl ve ne amaçla olduğunun asla bilinemeyeceğini düşünürler. Bu nedenle de tanrının var olduğunu ancak kitaplar veya peygamberler tarafından aktarıldığı gibi olmadığını ileri sürerler.

Dolayısıyla kitaplara, mitolojilere veya peygamberlere inanmazlar.

KONDA'nın yaptığı bir araştırmaya göre son 10 yılda kendisini dindar muhafazakar olarak adlandıranlar gençlerin oranı yüzde 28'den yüzde 15'e gerilemiş durumda.

Araştırmalarda varılan sonuçlar, Türkiye'de inançsızlığın yaygınlaştığının ve dindarlığın azaldığının ortaya çıkarıyor.

Dindarlık neden azılıyor?

İnsanlar neden dini inançları daha fazla sorgular oldu?

Türkiye'de dinsizlik sol kesime mal edilirken neden sağ kesimin iktidarda olduğu bir dönemde yükseliyor?

Türkiye'de ateizmin yükselişi küresel trendlerin bir yansıması mı yoksa Türkiye'deki gelişmelerden mi kaynaklı?

Dindarlar iktidarda kötü sınav verdiler, insanları dinden soğuttular” deyip kesip atabiliriz aslında ancak mesele bu kadar basit değil, daha derin sorunlar var.

İslam coğrafyasının her tarafında derin bir çürüme, tembellik, şiddet, ahlaki zayıflık, geri kalmışlık, haksızlık ve hukuksuzluk hakimken Müslüman ülkelerin içinde bulunduğu bu duruma esasında neyin kaynaklık ettiği üzerine kafa yormamız gerekiyor.

Çünkü Müslüman ülkeleri bu hale getiren neyse kanaatimce insanları dinden, dindarlıktan uzaklaştıran şey de o.

Hayat değişiyor, İnsan değişiyor, Dünya değişiyor, Şartlar, Kültürler, Örfler, Adetler değişiyor.

İnsanlar özgürlüklerinden ödün vermemekle kalmayıp “Din şudur, şöyle inanacak, böyle yaşayacaksın” diye dayatıldığında maalesef ki çareyi dinden uzaklaşmakta görüyor.

Bunu yanı sıra Dinsiz imanın mümkün olamayacağı gibi Dinsiz ya da kitapsız Tanrı olamayacağı gerçeği deizmin çözemediği en büyük problemdir.

Bana göre Deizmin yayılmasının en büyük sorumluları dini çağ dışı hurafelerle anlatmaya-yaşamaya çalışan aile, toplum ile birlikte dinin gerçek amaç ve hedeflerini anlatmaktan yoksun, kendi çıkar ve arzularını ön planda tutmakla beraber, dini inançtan çok kendine sermaye edinen asalak kişiliklerdedir.

Gençlerin takip edebileceği, onların dini sorularını hoca düzeyinde cevaplayabilecek bir temsilci yok ya da çok az oluşu ve Diyanetin bu sorunu küçümser tavırla görmemezlikten gelişi anlaşılmaktan çok uzak bir mantık taşıyor..

Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez de gençlerin dünyalarına giremediklerini, onların sorularına cevap veremediklerini söylemesi sanki bu tespitin teyidi gibiydi.

Anlayacağınız din karşıtı çağdaş fikirlere ve akımlara karşı yapılacak mücadelenin dinin temel ve ahlaki esaslarının ön planda tutularak, yine dinin tanıdığı özgürlüklerin, bireysel düşüncelerin ve ahlaki gerekliliğin yeni nesillere uygun ve çağdaş programlar çerçevesinde anlatmak ve yaşatmak en önemli gerekliliktir.

VESSELAM

Yorumlar (0)