22.05.2020, 07:20

Doğadan tüm insanlara ihtar üstüne ihtar

Sevgili Okuyucular her gün Türkiye'nin çeşitli yerlerinden çevre haberleri alıyorum. Yüreğim parçalanıyor. Doğanın sopası virüsler, seller, fırtınalar, su ve besin kıtlıkları millet, memleket ayırmadan dersini veriyor. Daha önce de bu konulardan ve benzer konulardan söz etmiştik. Ödevlerinde kullanan öğrenciler, çevre gönüllüsü insanlarımızı bilgilendirmek için bu konuları zaman zaman tekrarlıyoruz. Çünkü nerde yeşillik var, orman var, dereler var, göller var, zeytinlikler var orada doğa talanı var hala talan devam ediyor. Yazık oluyor bu ülkeye. Bu ülke bu hale layık değil. Esasen hangi konuya el atsanız göğsünüz kabarır gurur ve mutluluktan uçarsınız. Yer üstü zenginliklerimiz tüm dünyayı kıskandırır, yer altı zenginliklerimiz tüm dünyayı kıskandırır. Coğrafi konumumuz tüm dünyayı kıskandırır.

Önce Bor madenimiz, sonra toryum madenimiz, daha sonra feomidyum, ve de Osmiyum. Hepsinin en zengini Türkiye. Osmiyum dünyada en çok nerede bulunuyor? Evet, bildiniz, Türkiye'de. – Tahmin edilen rezerv ne kadar? 127.000 ton. Sonra hangi ülke geliyor? Bulgaristan. – Onun rezervi ne kadar? 2.500 ton. Pekiiii! Sahip olduğumuz Osmiyum'un maddi değeri ne? – Çok şaşıracaksınız 9 trilyon USD olar. Peki bizim iç ve dış borçlarımız ne kadar? Dış borç 500 milyar, iç borç 2002'de 366 milyar iken tüm satılan fabrikalar, adalar, madenler, bankalar, şirketler gibi milletin mallarına rağmen 2017 de 3 trilyon 316 milyar olmuş. Ülkemiz iflasta ama osmiyum bunun 3 katını karşılıyor. Bütün dünya madenlerimizi satın almak için sırada, biz de satmak için pazardayız.

Esasen bu yazımdan başlayarak ülkemizin yer üstü "Biyolojik zenginliği"ni anlatacaktım size. Gelin ülkemizi daha derinden tanıyalım sevgimiz artsın. Türkiye, orta enlem kuşağında yer alır. Deniz seviyesinden iki bin metre ve üzerine uzanan pek çok dağları, platoları ve ovalarıyla farklı iklim koşulları isteyen binlerce canlı türüne ev sahipliği yapmaktadır. Tüm Avrupa Kıtasında 12000 canlı türü varken Türkiye'de 9000 canlı türü yaşar bunun da 3000 kadarı endemiktir yani sadece Türkiye'de vardır. Vadiler ve çöküntü alanlarının yarattığı mikroluma etkisi, tür zenginliğini daha da arttırmaktadır. Eski dünya kıtaları arasında köprü görevi gören Türkiye, son iki milyon yılda yaşanan buzul çağlarında pek çok canlı türü tarafından sığınak olarak kullanılmış ve günümüzdeki biyolojik çeşitliliğe kavuşmuştur. Ancak öncelikle sığınak koşullarını sağlayan yer şekillerinin gelişimini özetlemek gerekir.

Türkiye, jeolojik açıdan genç bir ülkedir ve halen devam etmekte olan bir dağ oluşum kuşağında yer almaktadır. 65 milyon yıl önce başlayan bu dağ oluşumu hareketleriyle Afrika, Arabistan ve Hindistan kuzeye, Avrupa ve Asya'ya doğru ilerlemekte ve bu ilerlemenin sonucunda temas sağlanan kesimlerde yüksek dağ kıvrımları oluşmaktadır. Bu durum bir dünya haritasında rahatlıkla gözlenebilir. Çevresindeki büyük kıtalarla kıyaslandığında çok geç deniz yüzeyine çıkan Anadolu, Afrika'nın eski Akdeniz'in (Tetis) tabanındaki tortulları itekleyip yükseltmesiyle Toros Dağları'na kavuşmuştur.

Anadolu, yaklaşık 12 milyon yıl önce Arap levhasının yılda 2-3 santimetre kadar hızla itelemesiyle doğu kısmından yükselmeye başlamış, batı kesimi ise gevşeme sonucu kırılmalarla bloklar halinde çökerek Gediz ve Menderes Nehirleri için hazır vadiler oluşturmuştur. İç Anadolu Kapalı Havzası da aynı dönemin eseridir. Yine aynı dönemde Karaman'ın kuzeyindeki Karacadağ'dan Ağrı Dağı'na dek uzanan hat boyunca volkan dağları yükselmiş ve günümüzdeki şeklini almıştır. Türkiye bu nedenle dağlık ve engebeli bir araziye sahiptir ve bu hareketler halen devam etmekte olduğundan deprem yönünden de aktif durumdadır. Bugün, Avrupalı canlılara daha çok Karadeniz ve Batı Anadolu'da, Afrikalı türlere ise Akdeniz'in sahil şeridi ve Güneydoğuda, Asya kökenlilere ise Doğu ve Orta Anadolu'da rastlanmaktadır. Sevgili Okuyucumuz bu güzellikleri korumak için hep el ele olmalıyız. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.

Yorumlar (0)