Döneklik üzerine


Dönek ve itirafçı üzerine birçok yazı yazılıp birçoklarını okumuşsunuzdur.    Dönek ve itirafçı iktidarı yani gücü elinde bulunduranın karşısında muhalefette yer alanların içinden çıkar. Onlar gördüğü baskı şiddet ya da beklentilerinin (çıkarlarının) yerine gelmemesi sonucu iktidarı elinde bulunduran güce biat eder. Bilgilerini bildiklerini ve bir dönem birlikte olduklarına çirkeflik ve şirretlik yaparak pespaye ahlak anlayışını ortaya çıkarıp biat ettiğine hizmet etmeye başlar.
Dün savunduğu uğrunda mücadele ettiği değerleri sonraki günler eleştirip yermek yaşamının sanki bir kuralı olmuş. Bunu yapanlar “dönmeyen kimse yok hatta dünya bile dönüyor” diyerek gündelik maişet sorunlarını sorgulamadan muhakeme etmeden içgüdüsel olarak yaşamakta. Oysa insan toplumsal bir canlı; farklılığı soran, sorgulayan ve bildiklerini geleceğe aktarandır. Terzi bile ölçüsünü aldığı kumaşı kesmeden önce birkaç defa kontrol eder sonra keser, çünkü kesim yapıldığında geriye dönüş yoktur. “Güzel İnsan” savunduğu değeri inancı bilir, körü körüne savunmaz. Bilemeyeceği, çözemeyeceği ve sorgulayamayacağı sorunu karanlıklara ve onun hâkimine havale etmez.
Dönekleri yaşamın her alanında görmekteyiz, çok uzaklara gitmeye gerek yok “a” veya “b” partisinin başkanı kurucusu iktidara veryansın ediyor hızını alamıyor “onunla aynı dünyanın insanı bile değiliz” demekte. Çok geçmiyor kurcusu ve başkanı olduğu partiyi yüzüstü bırakıp ekibiyle güçlünün yanında yer alıyor. Yer almakla kalmıyor güçlünün en ateşli yandaşı oluyor ve yönetim kademesine geçiyor. Yeni yerinde dönme hızına devam ederken hâkim gücün karşısında kim varsa kurulu sistemin ahlak anlayışını bile çiğneyerek pespaye tavırlar sergilemekte. Dönekleri kimi yönetici, bakan kimi danışman kimilerini de yazar ve öğretim üyesi olarak görmekteyiz.
Toplumsal yaşamda olaylara bakış ve yorumlamanın yanında değişim dönüştürme anlayışı nitelik anlamda tıpkı terazinin kefesi gibi ikiye ayrılır. Bunlarda yine kendi aralarında birçok parçaya ayrılmış olsa da temel ayrılıklarının bakışı etrafından ayrılmazlar. Yaşamın başlangıcını kendilerinden başlatır. Dönek dönme hızının ebedi olduğunu zanneder oysa onunda bir süreci vardır, artık dönemez olur hatta kendisinden daha iyi dönekler çıktığında hazmedemez tarihin çöplüğüne atılmadan önce son bir hamle yapmak ister yaptığı rüzgâr olmaz sadece bir esinti olur.
Dönek bir dönem içinde bulunduğu topluluğa ihanet eder, hainlik yapar. Hainlik yapanın gözü hiçbir şeyi görmez. Birlikte aynı tastan su içip aynı sofrada yemek yiyenleri gammazlamaktan çekinmez. Döneğin kafasında ayrılırken gideceği yere maddi ve manevi ganimetle gitmek ister işte bu nedenle dün birlikte olduklarına ihanet eder. Oysa hainlik yapmadan da yollar ayrışılır, saflar değiştirilir.
Bir dönem zorunluluktan dolayı aynı eğitim kurumunda(!) bulunduğum dostum Rahmi Yıldırım’ın belirttiği gibi  “belirli bir siyasi ideoloji çerçevesinde gerçekten değişim/dönüşüm gösterenler bunu hem kendilerine hem de başkalarına uygun bir şekilde anlatma sorumluluğunu duyarlar. Bunu yaparken de belli ölçüler içinde kalmaya eski yol arkadaşlarına saygısızlık yapmamaya özen gösterirler. Döneklik /ihanet içinde olanlar ise hiç konuşmazlar, ya da çok fazla konurlar. Konuşmazlar, çünkü olan bitenin akla uygun bir açıklaması yoktur. Ya da çok fazla konuşurlar eski çevrelerine saldırırlar ve aslında zavallı bir şekilde suçlarını örtbas etmeye çalışırlar” der.
Günümüzde hala döneklik ve hainlik pirim yapmakta ve birileri bundan çıkar sağlamakta. Oysa toplumsal yaşamda döneklik ve hainlik günü kurtarmaktan öteye gitmiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.