Geçmiş, köklere takılıp kalmak değildir. Anmak, yadetmek, övünmek elbette olmalıdır. Ama aslolan ve daha önemli olan geçmişten ders almak, örnek almak olmalıdır.
Bu toprakların, kadim coğrafyanın dünü yetişmiş alimlerle doludur. İnsana ve insanlığa dair verilen mücadelelerin hikayelerin sayısı bilinmez bile. Asırlar önce Botanik alanında Farabi, tıpta İbn-i Sina, Mimaride yüzlerce eseri günümüzde hala bütün ihtişamı ile hayran bırakan Mimar Sinan, astronomi alanında Ali Kuşçu, matematik ve jeolojide Biruni, ilk pergeli kullanan astronomi ve meteoroloji başta olmak üzere 20 ye yakın alanda 270 eser bırakan Kındi ve daha bir çok ilim adamı bu topraklarda yaşadı. 17. yüzyıla kadar Avrupa’da bilim dili Arapça idi.Çünkü Avrupa bu coğrafyadaki bilim gücünü farketmiş ve eserleri kaynak eser olarak kullanıyordu.
Şimdi yeni bir dünya, fiberoptik kablolar üzerinden akan bir dünya ve buna teslim olmuş hayatlar var. Fiberoptik kablolar üzerinden akan dünyayı anlayamazsak çocuklarımızı oluşan yeni büyük bir o kadar da acımasız anaforun içinde kaybetme riski ile karşı karşıya kalırız. Yapay zeka üzerinden yeniden kurgulanan dünyayı görmezsek yada görmezden gelirsek bu yeni dünyada var olamayız ve diğerlerinin ne yapmak istediklerini anlayamayız. Değişimin ve dönüşümün kodlarını  okuyamazsak yeni dünyada yer bulma, yaşama şansımız çok zor olacaktır.
Bugün gözlerimizin önünde dünyanın her yerinde olanların basit bir zayıf toplumlara zülmetme hareketleri olmadığını anlamamız gerek. Ortadoğu coğrafyasının ve onun en önemli parçası olan Anadolu topraklarının insanların yaşaması için gerekli herşeyi ama herşeyi barındırdığının farkına varmazsak köle olmayı kabul etmiş oluruz. Bu coğrafyada işgallerle, bombalarla, kimyasal silahlarla yapılan şey,verimli ve bereketli toprakların sahibi olmaktır. Gıda ve su zengini toprakların sahibi olmak istiyorlar. Çünkü yıllarca önce yüzyıllar sonra insanlığın başına gelebilecek en büyük sıkıntının su ve gıda olacağını öngördüler. Anadolu topraklarından alıp gittikleri bitki tohumlarını kendileri için şifa kaynağı olarak kullanıyor bize ise kimyasala dönüştürüp satıyorlar.
Türkiye’de diyabet hastalığının yoğunluk sebebini hangi üniversitemiz araştırdı?
Kanser vakalarındaki artış acaba hangimizin dikkatini çekiyor,yada bu konuyu dert         ediniyoruz?
Biz herşeyin yapayını yemeye neden razı olduk?
İçinde bulunduğumuz toprakların ana unsuru tarım ve hayvancılık alanının elimizden alınmasına neden sessiz kaldık?
Dünyada su ve gıda savaşları başladığında bu topraklardaki su ve gıdanın hakimi aslında bugünlerden belli değil mi?
Suriye’deki yaşanan kavga salt rejim kavgası mı? Petrol ve gaz kaynaklarının ötesini hiç düşündük mü?
Bu sorular uzar gider. Gözümüzün önünde olup bitenleri görmez farketmez anlayamazsak olup biter ve biz sadece ah ve eyvah çekeriz. 
Vaktidir gözümüzün önünde olup bitenlerin olup bitmemesi için biraz düşünmek. Olaylara biraz daha geniş ve derin bakmakta fayda var. Mücadelemiz sadece kuru kavga ve cihangirlik olmamalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.