04.08.2020, 06:08

DSİ HES'çilerin değirmenine su mu taşıyor?

Başta, bir yüzü Ardahan'ın Göle ilçesine bakan ve bu yüzde bulunan kaynaktan çıkıp, çevredeki akarsuları toplayarak adeta deniz yaptığı Azerbaycan Hazar Gölüne kadar uzanan Kura Nehri'nin üzerinde olmak üzere birçok nehir ve dere üzerinde kurulan Hidroelektrik Enerji Santrali yani kısa adıyla HES'lerin ne olduğuna ve yararlarına, zararlarına bir bakalım derken şu an bulunduğum bölgede bana ulaşan bir haber ve bu haberin içindeki iddialar aklımı karıştırdı.

Çünkü gelen habere baktığımda ve içeriğini anlayarak okuduğumda nehir ve dereleri özel sektöre yani HES'leri ihale eden Devlet Su İşlerinin bu ihalenin ardından onca HES'i yapan özel firmalara taşeronluk yani işçilik yaptığı şüphesi içinde kaldım.

Şüphelenmemin açılımına, anlatımına geçmeden önce kısa adı HES olan Hidroelektrik Enerji Santrali nedir, yararlı mıdır, zararlımıdıra bir bakalım derim.

HES Hidroelektrik Enerji Santralinin kısaltılmış adıdır. HES’ler su gücünden enerji elde edilmesini sağlarlar. HES’ler akarsulara inşa edilerek hızlı akan suyun enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren yapılardır ve genellikle baraj göllerinde inşa edilmektedirler.

HES’ler sağladığı yararlar kadar zararı da beraberinde getirdiği için her zaman tartışma konusu olmuştur. Her proje öncesi insanlar tarafından 'HES nedir, zararları nelerdir?' şeklinde sorular sorulmaktadır.

Cevabına baktığımızda öncelikle 'HES’in Faydaları Nelerdir?' e bir bakalım...

1. HES kurulumu ile akarsulardaki suların boşa akması önlenmekte ve bu akış enerjiye dönüştürülerek insanlığa fayda sağlamaktadır.

2. HES’ler UNESCO ve Avrupa Birliği tarafından çevre dostu olarak tanımlanmaktadır. Kuruldukları alanlara yeni istihdam olanakları yaratan HES’ler aynı zamanda o bölgenin kalkınmasını da sağlamaktadır.

3. HES projeleri, oluşturulması planlanan yörenin ekonomisine de katkı sağlamakta ve dışa bağımlılığı azaltmaktadır.

4. Hidroelektrik Santrali atık oluşturmamakta bu sayede çevreyi kirletmemektedir. Ayrıca HES’ler yüksek verim sağlayan, yenilenebilir, temiz yapılardır. Uzun ömürlüdürler aynı zamanda HES’lere yapılan yatırımların karşılığı kısa vadede geri alınmaktadır.

5. Yerli bir kaynak olması, düşük maliyetli olması ve çevreye uygun olması HES’leri önemli bir kaynak haline getirmektedir. Ayrıca beraberinde ekonomik bağımsızlığı da getireceği için dışa bağımlılığın azalmasına yardımcı olmaktadır.' diye bir savunma cevapla karşılaşmaktayız.

Peki, 'HES’in Zararları Nelerdir?' diye baktığımızda ise; HES’ler sağladığı yararların dışında pek çok zarara da sahiptir ve genellikle inşa edilecekleri alanlarda istenmediğni görmekteyiz.

Bu durum 'HES’ler neden istenmiyor?' sorusunu da beraberinde getirmektedir. Çünkü yöre halkı HES’lerin yarardan çok zarar getireceği düşüncesindedir.

O zararlardan bazıları şunlardır;

'1. Faaliyeti sırasında çevre dostu olarak ifade edilen HES’ler inşa edilme sürecinde çevreye büyük zararlar verebilmektedir. Yapım aşamasında, üzerine inşa edilecek dere, kanallar ile başka bir yöne akıtılmaktadır ki bu işlem sırasında da çevre ormanlara zarar verilmesi söz konusudur.

2. Üzerine inşa edilen dere içerisinde yaşayan canlıların yaşamına müdahale edilmekte bu durumda o canlıların ölümüne neden olmaktadır. Ancak bu zarar derelere can suyu bırakılarak ve yerinde denetim yapılarak önlenebilmektedir.

3. HES’in bulunduğu çevrelerde hastalıklarda artışlar görülmektedir.

4. HES’lerin inşa edildiği bölgelerde erozyon ve sel oluşumunda artış gözlenmiştir.

5. Santralin faaliyeti sırasında barajlarda yüksek oranda buharlaşma meydana gelmektedir. Bu buharlaşmada çevre yörelerdeki toprakların tuz oranını arttırmakta ve toprağın verimliliğini azaltmaktadır.' diye devam eder..

Bu iki savunmayı yani HES'lerin yarar ve zararlarını siz okurlara bırakıp, kendi şühpeme geleceğim.

Çünkü bunca HES'i başta çevreye zarar vermemesi şartı olmak üzere bir çok şartla özel sektöre ihale eden DSİ yani Devlet Su İşlerinin HES'lerin başlangıncından bitişine kadar işin içinde olduğunu ve nehirleri, dereleri ihale ettiği özel sektöre patron olmaktansa taşeron, işçi olduğunu düşünüyorum..

Bu düşüncemi güçlendiren en önemli şüphe de DSİ'nin ihale ettiği ve para kazandırdığı HES'leri yapan özel sektörün yapması gereken bir çok işi yani nehir, dere, akarları ıslah adı altında kendisinin yaptığını ve bunu yaparken de milletin, halkın, devletin parasıyla özel sektörün değirmenine su taşıdığını düşünmemdir.

Yani başta Çevre Etik Raporunda olduğu gibi ihale şartnamesinde belirtilen toplum yararı bir çok maddeyi es geçen bu yetmezmiş gibi HES'leri yaptıkları alanın doğasını alt üst eden özel sektörün ihaleyi aldığında taahhüt ettiği, vaat ettiği bir çok şeyi yerine getirmediği gibi DSİ aracılığı ile çevredeki dere yataklarındaki suları da 'ıslah' adı altında kendi değirmenleri olan HES'lere taşıdığını görmekteyim.

Sizinde görmeniz için bu şüphemi siz okurlarımın da anlaması için bana gelen ve yayınladığım habere sesiz kalan DSİ'nin bir köyde yaptığı son çalışma ile ilgili habere bir bakalım derim.

İşte o haber;

2 DEREYİ BETONLADILAR, MUHTAR TEŞEKKÜR ETTİ!..

3 MİLYONA YAPILDI AMA ÜSTÜNE BİR KÖPRÜ YAPILMADI!.. Bölgede yapılan HES'lere daha fazla su taşımak için ıslah adı altında irili, ufaklı tüm derelerin kontrol altına alındığı görülen Ardahan'da bir dere daha betonlaştırılarak, taşlandı.

Ardahan merkezdeki Alabalık Deresi başta olmak üzere birçok irili, ufaklı derenin sularının toprak tarafından emilmesini engelleyen ve suyun olduğu gibi HES barajlarına taşınması için yapılan sözde Islah çalışmalarından biri de, Ardahan'ın Hanak İlçesine bağlı Baştoklu (Yukarıdikkan) köyünde betonlanıp, taşlanarak, köyün arazisine can veren suyun toprak tarafından emilmeden bölgedeki HES'lere yönlendirilmesi sağlandı.

2018 yılında imzalanan sözleşme gereği Devlet Su İşleri tarafından Islah edilen Yukarı Dikkan deresi, Dereçayı deresi adeta taş kanala çevrildi.

**MUHTAR KÖYDE DSİ'YE TEPKİ GÖSTERDİ, TEŞEKKÜR ETTİ..

Baştoklu köyünün içinden geçen, 3 Milyona mal olduğu öğrenilen ve köyün arazisine can veren derenin Islah adı altında betonlaştırılıp, taşa çevrilmesine tepki gösteren köylülerin yanında Devlet Su İşlerine kızan köy muhtarının derenin betonlaşıp, taşlanması bittikten sonra DSİ'ye teşekkür etmesi dikkatlerden kaçmadı.

İşte bir ajans tarafından derenin taşlanan halini gösteren fotoğraf saklanarak yapılan ve köylülerin yanında DSİ'e tepki gösteren, haberde DSİ'ye teşekkür eden Yukarı Dikkan muhtarının teşekkür ettiği diğer haber;

Ardahan'da dere ıslah çalışması

Ardahan'ın Hanak ilçesine bağlı Baştoklu köyündeki Dereçayırı Deresi ve bağlantılı diğer iki derenin ıslah çalışmaları tamamlandı.

Baştoklu köyü muhtarı Gürsel Karadağ, Devlet Su İşleri (DSİ) 24. Bölge Müdürlüğü'nün köylerinde önemli bir çalışmayı başarıyla gerçekleştirdiğini söyledi. 

Çalışmayla derenin daha sağlıklı ve düzenli bir konuma kavuştuğunu belirten Karadağ, "Köyümüzdeki ana dere olan Dereçayırı ile bağlantılı derelerin ıslah çalışmaları başarılı bir şekilde gerçekleşti. Çalışma kapsamında yapılan istifli taş tahkimatı son derece başarılı bir şekilde oldu. Hassasiyetle yapılan çalışma, evcil ve yaban hayvanların dere yataklarındaki geçişinin yanı sıra su ihtiyacını kolaylıkla sağlayabilecekler." ifadelerini kullandı. Karadağ, DSİ yetkilileri başta olmak üzere emeği geçenlere teşekkür etti.''

Evet bu habere baktığımızda '

irili, ufaklı dere sularının toprak tarafından emilmesini engelleyen ve suyun olduğu gibi HES barajlarına taşınması için yapılan sözde Islah çalışmalarından biri de, Ardahan'ın Hanak İlçesine bağlı Baştoklu (Yukarıdikkan) köyünde betonlanıp, taşlanarak, köyün arazisine can veren suyun toprak tarafından emilmeden bölgede ki HES'lere yönlendirilmesi sağlandı.

2018 yılında imzalanan sözleşme gereği Devlet Su İşleri tarafından Islah edilen Yukarı Dikkan deresi, Dereçayı deresi adeta taş kanala çevrildi.' satır aralarında ki 'köyün arazisine can veren suyun toprak tarafından emilmeden bölgede ki HES'lere yönlendirilmesi ' satıları bana benim duyduğum şüpheyi yaşattı..

Yan siz de şüphelendiniz mi?

Bilmem ama bana göre  HES'leri alan ve yapan firmaların bir çok vaatleri arasında bulunan' ''ıslah'' çalışmaları da sanki doğayı katlederek HES'leri yapan özel sektör tarafından değil, DSİ'ye yaptırıyor, hem de bizim yani halkın parası ile..

Ha unutmadan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yayınladığı ve kısa adı ÇED olan ''Etik Rehberi'' ne baktığımıza HES'leri alan ve yapan özle sektörlerin buna ne kadar bağlı kaldıklarını da unutmayalım lütfen..

...

Yorumlar (0)