Küresel ısınma, içilebilir su kaynaklarının hızla azalması, bilinçsiz su tüketimi dünyaya kötü mesajlar verirken konunun dünya gündemine gelmesiyle BM Genel Kurulu 1993 yılı Aralık ayında aldığı bir kararla her yılın 22 Mart gününün "Dünya Su Günü" olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Çoğu kez zannedildiği gibi Türkiye su zengini bir ülke değildir. Aksine gerekli önlemler alınmaz ise gelecekte su sıkıntısı çeken bir ülke olacaktır. Kişi başına 5000 metreküp ve fazla su potansiyeli olan bir ülke "su zengini", 1500 metreküp ten az olanlarda "su fakiri" olarak kabul edilir. Ülkemizde kişi başı yıllık kullanılabilir su miktarı 1600 metreküp tür. Diğer ülkeler ve dünya ortalamasıyla kıyaslarsak, Türkiye kişi başına kullanılabilir su miktarı bakımından su azlığı çeken ülkeler arasında görülebilir. 
2030 yılı için nüfusumuzun 100 milyon olacağı hesaplanmaktadır. Bu durumda 2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1125 metreküp/yıl civarında olacağı söylenebilir. Dolayısıyla Türkiye'nin gelecek nesillerine sağlıklı ve yeterli su bırakabilmesi için kaynaklarını, ormanlarını çok iyi koruyup, akılcı kullanması gerekmektedir. Biz ne yapıyoruz? Ormanlarımızı yakıp, kesip binalarla dolduruyoruz. Çok fazla önemsenmese de damlatan bir musluk ayda yaklaşık 3 ton su kaybına sebep olur. Tuvalet sifonlarının sızdırması 8 ton suyu kanalizasyona gönderir. Diş fırçalarken, el yıkarken ve tıraş olurken 2 dakika açık bırakılan bir musluk günde 20 litre su     tüketir. 
Bir tesisat mühendisi olarak beni en çok üzen duş yapacakken sıcak suyun mutfaktaki kombiden gelmesini beklerken boşa akan sudur. Sevgili Okurlar, biliyoruz ki, dünyadaki suyun %97'si tuzlu su, sadece %3'ü tatlı sudur. Bu tatlı suyun da büyük bir kısmı kutuplarda buz halindedir. Bir büyük kısmı da atmosferde, yer altında ve göllerdedir. Demek ki biz tüm tatlı su kaynaklarımızın binde ikisini içme suyu olarak kullanabiliyoruz. Son 10 yılda dünyada su talebi 6-7 kat arttı. Bu talep 2025 yılında 8.3 milyar metreküp, 2050 yılında 10-12 milyar metre küp olacak diye hesaplanmaktadır. Bu dünyada sadece biz insanlar yaşamıyoruz. 
Yaban hayatı, tarım ve sanayi de su kullanmaktadır. Bu gün bile 2.5 milyar insan yetersiz, sağlıksız su ile yaşamaktadır. Yarının savaşları altın için değil, petrol için değil su için çıkacaktır. Dünyada kullanılan su miktarı benim doğduğum 1940 yılında 1000 kilometre küp, 1990'da 4130 kilometre küp, 2000'de 5000 kilometre küpe ulaşmıştır. 2025'te yani 5-10 yıl sonra dünyanın üçte biri su kıtlığı yaşayacak. Ülkemizde ise başta Konya, Iğdır, Hatay, Muğla, Amasya olmak üzere bir çok ilimizde su kaynakları sıkıntı yaşayacak bu sıkıntı tarım alanlarında da görülecek diye hesaplanmaktadır. 
Evet Sevgili Okuyucular, Gelecekte Meriç için Bulgaristan ile, Asi için Suriye ile, Dicle ve Fırat için Irak ile tartışabiliriz. Bu nedenledir ki yer altı ve yerüstü su kaynaklarımızı koruyup kollamalıyız. Öyleyse Kuzey Ormanlarımızı yok edip villalar, hava alanı, yollar için kurban etmemeliydik. Maden ocaklarıyla, siyanürlü altın çıkarmayla, mermer ocaklarıyla, termik santralarla, kimyasal gübre (pestisit) ile ağır metallerle suyumuzu zehirlemeyelim. Kanal İstanbul'a karşı çıkalım. Yoksa ormanlarımız yok olacak, tarım bitecek hadi biz geldik gidiyoruz ama bunların acısını çocuklarımız, torunlarımız çekecek. Bunu sağlamak için çok akıllı yöneticilere ihtiyacımız yok. Az akıllılar bile bunu anlar, bilir. Paraya kul olmak yeter.     
Sağlıklı kalmanız dileklerimle. 

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.