29.11.2021, 05:35

Dünyamızı altüst eden iklim değişimi (2)

Çukurova Üniversitesi Öğretim görevlisi Sayın Prof. Dr. İbrahim Ortaş'ın gönderdiği bilgileri sizinle paylaşmaya devam ediyoruz, Türkiye Coğrafi Konumu Nedeni İle En Çok Etkilenecek Bölgelerdendir. İklim krizinin yarattığı olumsuz etkiler gün geçtikçe daha çok hissedilmeye başlanmaktadır. İklim değişimlerinin en çok etkileneceği Akdeniz Çanağında, Türkiye’nin güneyindeki alanların başta su kıtlığı olmak üzere ciddi derecede sorunlaz.r yaşayacağı öngörülmektedir. Öngörülenlerden bazıları ise yaşanmaya başladı. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu bölgelerinde kontrolsüz yeraltı sularının çekilmesi sonucu, başta Konya olmak üzere bazı ovalarda obruklar (çökmelerin) geniş ve derin yarılmalar oluşmaya başladı.

Anayasanın 169. maddesine göre karbon yutak alanları olan ormanların varlığını arttırması gereken devlet kurumlarının bir an önce-derhal orman varlığını azaltan bütün olumsuz faaliyetleri iptal etmeleri gerekmektedir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından İklim krizi nedeniyle 80'lerde ve 90’larda 10 yılda gerçekleşen iklim afeti sayısından daha fazlasının 2010'lardan sonra tek 1 yılda gerçekleşmiş olduğu afet sayılarına dair verilerde yayınlandı (Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri, 2020). Meteoroloji Genel Müdürlüğü son verilerine göre ülkemizde 2020, 2021 yılı son 60 yılın en sıcak yaz mevsimini geçirdiğini göstermektedir. Buna bağlı olarak artan orman yangınları, İç Anadolu’da, Doğu Anadolu’da kum fırtınaları, su kıtlığı gibi iklim değişimlerinin sonuçları yaşanmaktadır. Bu sonuçlar doğrudan gıda güvenliğini olumsuz etkilemektedir. İkinci dünya savaşı sonrası Marshall yardımları ile 1950'den bu yana ülkede başlayan kalkınma ve tarımsal üretim kesişmesi tarım topraklarının aleyhine gelişmiştir.

Bu süre içinde karbon yutağı olan orman ve mera alanları işlenerek verimsiz tarla tarımına dönüştürüldü. Daha fazla gıda üretimi için tarıma uygun olmayan çayır-mera alanların tarıma açılması doğal ekosistemin yapısını bozmaktadır. Aynı dönemde artan kırsaldan kent varoşlarına göç olgusu hızla gecekondulaşmayı artırdı. Düzensiz gelişen ve tüketime dayalı mega kent anlayışı ürettiği ısı adacıkları ile iklim değişimlerine neden olan gaz emisyonunu tetiklemektedir. Türkiye’nin halen hızla artan nüfus artışı, istihdam, yerleşim yeri ve gıda talebinin beraberinde yönetilmez büyüklükte kentlerin genişlemesine, ayrıca yer yüzeyinin ve sulak alanların betonlaşmasına da neden olmaktadır.

Türkiye nüfus büyümesi ve yerleşimini sağlıklı planlayamadığı için bugün Marmara Bölgesinde toplam nüfusun %25’ini barındırmaktadır. Endüstriyel büyüme ve gelişmenin plansız yapılması, tarım arazileri, otoyollar, havaalanları, hidroelektrik rezervuarları, fabrikalar ve kentsel yerleşim yerleri nedeniyle tarım alanlarında 4 milyon hektar sulama-tarım yapılabilir alandan da yaklaşık 2 milyon hektar arazi amacı dışında (beton altında kalmıştır) kullanılır duruma gelmiştir. Dünyanın en büyük 7-8. sıradaki tarımsal üretici konumundaki ülkemiz, bugün birçok üründe ithalatçı konuma gelmiş bulunuyor.

Türkiye tarımı her ne kadar %15-18’e yakın istihdamı karşılıyorsa da ekonomideki payı %6-7 aralığında kalmıştır. Ancak tatlı su kaynaklarının %75’i kadarı tarımsal sulamada kullanılmaktadır. Son yılarda artan nüfusun gıda üzerindeki baskısı başta İç Anadolu ve Doğu Anadolu’daki yeraltı sularının çekilmesine neden olmaktadır. Yeraltı su kullanımı aynı zamanda elektrik enerjisi kullanımını da beraberinde artırmaktadır. İklim krizi felaketlerinin bütün hızı ile ilerlediği günümüzde artan sıcaklık buna bağlı olarak yaşanacak su kıtlığı buna bağlı yaşanacak gıda güvencesi konuları için çok ciddi önlemlerin alınması gerekmektedir.
 

Evet aevgili okuyucularımız, gidişatımız hoş değil. Haftaya ye yapmalı? sorusunu irdeliyeceğiz. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.

Yorumlar (0)