Geçen gün evin sigortasını yaptırmak için Avcılar’ da ki sigorta acentesine gittim dönüşte trafiğe kapalı Marmara Caddesinden geçmek zorunda kaldım. Cadde yine kalabalık Orta Doğulu ve Afrikalı yurttaşlar çoktu ve kimseyi tanıyamadım, tanıdık yüz aradım. Benim gibi şaşkın bakışlarla ilerleyen “Sezai Sami” dostumla karşılaştım. Epeydir görüşemediğimiz için konuşacak ve anlatacak konumuz birikmişti.
Son günlerde ülke yönetiminde yaşanan ekonomik ve politik bunalım anında gündelik toplumsal yaşama da yansımış. Yönetimde ki istikrarsızlık cebi ve cüzdanı yaktığı gibi devlet/kamu borçları nedeniyle kişi başı döviz cinsinden borç alabildiğine artmış durumda.
1989 da Bulgaristan’dan zorunlu göç nedeniyle Türkiye’ye gelmek zorunda olan meslek lisesi öğretmeni Ali Ömer usta yaşından dolayı öğretmenliğe almadılar ama bir kamu kurumunda tamir atölyesinde işçi olarak işe başladı. Yaşı nedeniyle zorunlu on beş yılı devirdikten sonra emekli oldu maaş bağlandı aylığı 900 liraydı. Biraz koşturma ve uğraşları sonucu Bulgaristan’da çalıştığı günlerin emekli maaş alma hakkı olduğunu öğrenince sevindi fakat para eline geçince bundan on yıl önce leva elli kuruştu, maaşı 300 levaydı. Olsun yine çalıştığı yılların hakkını alıyordu ya o yeterdi. On yıl önce kuruş değerinde olan para bugünler acaba kaç TL: değerindeydi?
Sezai Sami, Ali Ömer usta ile Marmara caddesinde yıllar sonra karşılaşıp dertleşmişler. Ali Ömer usta uzun bir uğraş sonucu Bulgaristan vatandaşlığını yeniden alıp zaman zaman köyüne gidip gelmekte. Geleceğimiz çocuklarımızdır deyip çocuklarından çok torunlarını ora vatandaşı yapmış. Geçen yıl Nisan ayında oy kullanmaya giderken 1 leva 2 lira ediyormuş, hatta Türkiye den aldığı maaşı tam tamına 1000 leva eder. 24 Haziran da oy kullanmaya Türkiye ye geldiğinde biraz kalır akraba ve eski dostlarıyla hasret gidermek ister. Ülkenin seçimden sonra vaatlerin yerine getirilmesini umar ama hiç de beklediği olmaz.
Hangi ülke olması önemli değil tüm politikacılar verdikleri sözü tutmadığı gibi yurttaşın yaşadıklarını ve duygularını inkâr edip kendi duygu ve düşüncelerini kabul ettirmeye çalışırlar. Yöneticiler, yurttaşla empati kurmamakta. Tartışma, kızgınlık, içerleme ve yüz yılların yöneten ve yönetilen, emek ve sermaye arasındaki uzlaşmaz çelişki günümüzde hoşgörüsüzlük ve iletişimsizlikle birleşerek yurttaşın değerlerini yok saymakta. Varsa yoksa her şeyi yöneticiler bilir mantığı, yaşadığımız coğrafya da yüzyılların getirdiği kaderciliğin, boyun eğişin, suskunluğun alışkanlık haline alması, ölü toprağı serpilmiş bu ülkede az dahi olsa sorgulayanların varlığı umut olmakta. Ali Ömer usta, ülkenin ekonomik, politik ve sosyal olarak gidişatının olumlu olmadığını, sorunların giderilmesi gerektiğini dile getirir.
Aradan çok zaman geçmez ama geçen yılın Nisan’ında bir leva iki lirayken bugün dört lira der. 2018 Ocak başında ABD. doları 3,76 lira iken bugün 6,50 liraya, euro ise 4,55 iken bugün 7,5 lira. Aradaki uzun bir zaman dilimi değil dokuz aylık bir sürede % 40’ı aşkın bu kadar bir fark olmasını anlamak için ekonomiyi bilmek gerekir mi?
Son yıllarda ülkemizin doğal zenginlikleri madenciye ve betoncuya verilip tarumar edildi, devlet kurumları da özelleştirilip satılmakta. Yine son yılarda nedense yöneticilerin kişisel zenginlikleri de hızla artmakta. Yurttaşların yoksulluğu ise gerçek olarak dibe vurmuş durumda. Bu iki kişi ekonomiden anlamıyorum diyor, siz anlıyor musunuz ya da sayın yöneticiler ya siz?
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.