07.10.2019, 06:27

Eli kulağında!

Hala bekliyoruz, ne sabırlı milletiz yahu!Adam on binlerce TIR dolusu ağır silah ve techizatı kapımızın önüne yığdı, bilmem ne kadar da kargo uçağı indirdi.
"Ne yaparsa yapsın, o benim dostum, bana zarar vermez.
Hem onun gibi yer, onun gibi giyinir, onun gibi düşünürüm, kafamız aynı yönde çalışır, aynı yönde gelişip ilerler" diye diye bugüne geldik.
Buna karşılık dostumuz; bizim teslimiyetimizi ve sabrımızı iyi kullandı.
Fırat'ın doğusunu, batısını, kuzey ve güneyini cephaneliğe çevirdi. Hem bunu yaparken PKK'nın, Suriye'de hakim oduğu bölgenin petrolünü de gaspetti kerata!
"Bizim malımızı çalmadı ya, bize ne, endişe duymayı gerektirecek bir şey yok" demeye devam etsek mi acaba?
Bizim için asıl sorun ise;örümcek kafalı Ortadoğu halklarının dertleriyle neden muzdarip olalım, neden onlar gibi düşünelim, neden onlar gibi inanalım. İşte, milletçe mutabık olup anlaşamadığımız konu bu.
Hal böyleyken Türkiye, usanmadan bıkmadan uluslarası diplomasi yürütmeye devam ediyor.
Bu diplomasiyle Türkiye, ulusal ve uluslararası haklarının gaspedildiğini, bir mücadeleye girerse eğer, bunun meşru hak ve hukunu koruma mecburiyetinden olacağını, bu muhtemel mücadele öncesinde dünyaya anlatmış olmayı hedefliyor.
Yoksa "bıçak kemiğe dayandı." Hem de çoktan... Dahaca sabretmeye hem takati hem de zamanı     kalmadı.
Uzun zamandan beri 'Amerikan İsrail Devleti', tırlar ve kargo uçaklarıyla bu silahları ulaştırarak uydu bir devlet daha kurmak için "bizi sadece oyalamaya çalışıyor" diye defalarca yazmıştık.
Yine söyleyelim ki, kurmayı planladığı yeni uydu devletin yönetimine fiili olarak kendi öz vatandaşlarını yerleştirip Türkiye'ye karşı çoktan açtığı bu cephede, kendinden olan komuta kademesinin hizmetine ise aslında Suriye, Irak, hatta Türk vatandaşı olan PKK'lı itleri sürecek ve güya direkt olarak bize saldırmamış olacak.
Dünya kamuoyu nezdinde de gayr-ı meşru bir pisliğe bulaşmış görünecek.
Böylece iki sratejik ortak arasında direkt bir çatışma yokmuş gibi gösterilerek Nato'nun da bize karşı eli zayıflamamış olacak.
Nato taraf olmak mecburiyetinde kalırsa, bu defa 'Amerikanİsral Devleti'nden yana açık tavır alarak, Türkiye'ye karşı cepheyi oldukça büyütmüş olacak.
Bu durumda Türkiye'nin, bu şer güçlerin tamamına karşı kullanabileceği hayli kartları var.
Bunlardan ilki ve mantıklı olanı, "kapıları açma ve göçmenleri Avrupa'ya salma" şeklinde olanıdır ki epey zamandan beri Avrupa'nın gık çıkmamasının nedeni, Türkiye, dediği gibi ya kapıları açarsa (!) endişesidir.
Dedik ya, Türkiye'nin daha beklemeye tahammülü kalmadı. Ya harekat yaparız, ya da Türkiye'nin doğusuna harekat yapılmasına izin vermiş oluruz.Herhalde, harekatımızın 'Eli Kulağında'.
Selam ve sevgi ile.

Yorumlar (0)