En büyüğünden en küçüğüne hemen her devlet/hükümet yöneticileri konuşmalarına /nutuklarına başlamadan önce "en yüce değer" deyimini kullanmakta. Ne hikmetse bu terimi dillerine dolamışlar. Oysa dilleri başka söylüyor, yaptıkları icraatlar farklı.
Dünden bugüne yaşamın hangi alanında olursa olsun yönetici ve yönetilenin "en yüce değerleri" hep farklıdır.
Farklılık bireysel çıkar, bencillik, kar hırsı, hâkim olma içgüdüsü, sürü karakterinden uzaklaşamamak ve sürü içinde sürübaşı olma hevesliliği ki bunları daha da çoğaltabiliriz. Mülkiyet ve bencilik hırsı insan evladına bir virüs gibi girmesiyle yaşamındaki çatışmalar uzlaşırdan uzlaşmaz boyutuna geldi, değerleri farklılaştı. Saraylarda oturan ile barakalarda oturanın en yüce değeri aynı mı? Ovada yaşayan ile dağda yaşayanın en yüce değeri bir olur mu? Hatta teninin rengi, konuştuğu dil nedeniyle savunduğu değerler bile farklıdır.
Beyaz adam Afrika'ya gidince elinde İncil, onların elinde ise uçsuz bucaksız bakir topraklar vardı. Bir akşam vakti elindeki kitabı onlara verdi gözlerini kapatıp dua etmelerini istedi. Gözlerini açtığında ellerinde kitap beyaz adamın elinde ise topraklar vardı. Afrika'ya giden beyaz adamın "en yüce değeri" neydi?
Çölde yaşayanlar aradaki sorunlarını giderince suları bol ve toprağı zengin yerleri neden işgal ettiler? Birileri haçlı işgallerine bahane uydururken bunlar ne dedi?
İskender dönemin devasa ordusuyla koca Anadolu dağlarını aşıp, Ortadoğu'yu geçip Hindistan sınırına kadar babasının hayrına mı gitti?
Romalı Sezar, Kleopatra'nın güzelliği için mi Mısıra ordusunun başında gitti?
Emevi valisi Kuteybe, Talas kenti başta olmak üzere birçok yerde binlerce insanı neden öldürdü sadece inançları ve değerleri gereği için mi ağaçlarda sallandırdı?
Şeyh Bedrettin'i Serez de,  müritlerini görüldüğü yerde katledilmesi hangi "en yüce değer" karar verdi?
Büyük savaşları, katliamları hangi "en yüce değer" yaptırdı?
Paranın sultanlığı, hükümranlığı kaç kitap varsa onun içinde değil mi?
"En yüce değerin" hep kendi dediği olduğu ve vermiş olduğu telkinlere ahlak anlayışına uyulmasını belirtenler neden çok korunaklı sırçalı köklerde oturmakta?
Kendilerine kanaat önderi denilenler ele haram ve günahları anlatırken neden kendileri yutarlar üzüm salkımı ve ballı börekleri?
Kara kaplı koca kitaplar içinde ne yazıldığı belli olmayan "en yüce değer" mi?
En yüce değer ne, kıymetli madenler, gayrimenkuller, hanlar, saraylar, boğazda yalılar ve yatlar mı?
Arşimet suyun kaldırma, Galileo dünyanın döndüğünü, Newton çekim gücünü bulması yaşamımızı kolaylaştırmadı mı?
İnsanı diğer canlılardan ayıran ne?
Bir işe girişmeden önce plan ve program yapması değil mi?
 Bilgilerini paylaşması hatta geleceğe aktarması önemli bir neden değil mi?
Yılların, yüzyılların hatta bin yılların birikimi genetiğimize işlenmiş olan "emek" "en yüce değer" değil mi?
Oysa "emek" sudan bile ucuz.
Susuzluğun ve açlığın kavgasını ederiz de ya "emeğin", "en yüce değerin" kavgasını veriyor muyuz?
 


DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.