11.07.2020, 06:10

En yüce değer ne?

En büyüğünden en küçüğüne hemen her devlet-hükümet yöneticisi konuşmalarına ve nutuklarına başlamadan önce “en yüce değer” deyimini kullanmakta. Ne hikmetse bu terimi dillerine dolamışlar. Oysa ne söylediklerini bilmiyorlar, dilleri başka söylüyor, yaptıkları icraatlar farklı.

Dünden bugüne yaşamın hangi alanında olursa olsun yönetici ve yönetilenin “en yüce değerleri” hep farklıdır.

Farklılık bireysel çıkar, bencillik, kar hırsı, hâkim olma içgüdüsü, sürü karakterinden uzaklaşamamak ve sürü içinde sürü başı olma hevesliliği ki bunları daha da çoğaltabiliriz. Mülkiyet hırsı insan evladına bir virüs gibi girmesiyle yaşamındaki çatışmalar uzlaşırdan uzlaşmaz boyutuna geldi, değerleri farklılaştı. Saraylarda oturan ile barakalarda oturanın en yüce değeri aynı mı? Ovada yaşayan ile dağda yaşayanın en yüce değeri bir olur mu? Hatta teninin rengi, konuştuğu dil nedeniyle savunduğu değerler bile farklık arz etmekte.

‘Beyaz adam Afrika’ya gidince elinde İncil, onların elinde ise uçsuz bucaksız bakir topraklar vardı. Bir akşam vakti elindeki kitabı onlara verdi gözlerini kapatıp dua etmelerini istedi. Gözlerini açtığında ellerinde kitap beyaz adamın elinde ise topraklar vardı.’ Afrika’ya giden beyaz adamın “en yüce değeri” neydi?

Çölde yaşayanlar suları bol toprağı zengin yerleri niçin ve neden işgal etti?

Birileri haçlı ve cihat işgallerine bahane uydururken ne dedi?

İskender, dönemin devasa ordusuyla koca Anadolu’yu aşıp, Perslileri yenen Ortadoğu’yu geçip Hindistan sınırına kadar babasının hayrına mı gitti?

Romalı Sezar, Kleopatra’nın güzelliği için mi Mısır’a ordusunun başında gitti?

Emevi valisi Kuteybe, Talas kenti başta olmak üzere birçok yerde büyük küçük, kadın erkek demeden binlerce insanı neden öldürdü, sadece inançları ve değerleri gereği için mi ağaçlarda sallandırdı?

Şeyh Bedrettin’i Serez de, müritlerini ise görüldüğü yerde katledilmesi ve ağaçlarda sallandırması hangi “en yüce değer” karar verdi?

Büyük savaşları, katliamları hangi “en yüce değer” yaptırdı?

Paranın sultanlığı, hükümranlığı hatta kaç kitap varsa onun içinde değil mi?

“En yüce değerin” hep kendi dediği olduğu ve vermiş olduğu telkinlere ahlak anlayışına uyulmasını belirtenler neden sırçalı köklerde oturmakta?

Kendilerine kanaat önderi denilenler sana, ele, elaleme haram ve günahları anlatırken neden yutarlar havuduyla üzüm salkımı?

Kara kaplı koca kitap içinde ne yazıldığı belli olmayan “en yüce değer” mi?

En yüce değer ne, kıymetli madenler, gayrimenkuller, hanlar, hamamlar, saraylar, katlar, yatlar, gemicikler mi?

Arşimet suyun kaldırma, Galileo dünyanın döndüğünü, Newton çekim gücünü bulması yaşamımızı kolaylaştırmadı mı?

İnsanı diğer canlılardan ayıran ne?

Bir işe girişmeden önce plan ve program yapması değil mi? Bilgilerini paylaşması hatta geleceğe aktarması önemli bir neden değil mi? Yılların, yüzyılların hatta bin yılların birikimi genetiğimize işlenmiş “emek” “en yüce değer” değil mi? Oysa emek sudan bile ucuz. Susuzluğun ve açlığın kavgasını ederiz de ya emeğin “en yüce değerin” kavgasını veriyor muyuz?

Yorumlar (0)