23.10.2020, 05:58

Eskimeyen eskiler

Amatörce çekimler, basit sahneler, masallarda bile olmayan tesadüfler ve sonu başından belli olan o eski Türk filmlerini neden bıkmadan, usanmadan tekrar tekrar izleriz?

“Eskiden” ile başlayan sözlerde neden hep içimizi şöyle bir çeker ve özlemle hasretle yanıp tutuşuruz?

Bu soruların cevabına “doğallık, güzellik ve samimiyet…” desek sanırım yanlış söylemiş olmayız.

İnsanlar eski zamanı özlemiyor aslında. İnsanlar günümüzde kaybolan ancak eskiden sürekli yaşatılan sevgi, saygı, edep, ahlak, komşuluk, dostluk ve arkadaşlıkları özlüyor.

Güzel insanları özlüyor.

Yaşanmış güzellikleri özlüyor.

Üzerlerinde kara önlük, gönüllerinde bembeyaz hayalleri olan öğrencileri özlüyor.

Saygıda kusur edilmeyen ve toplumun en değerlileri olan eskinin muallimli yıllarını özlüyor.

O zaman “Eskiler mi güzeldi yoksa eskiden mi güzeldik?” sorusu akla geliyor.

Özlemleriniz, hasretleriniz neye?, kime?...

Güzel olan eskiler neydi sizce?.

Okul hayatınız mı mahalle aralarında oynadığınız futbol maçları mı,  ip atlamalarınız mı ya da insanlar arasındaki o hoş muhabbetler mi veya insanların sıcakkanlı davranışları mı?

Eskiler güzeldi diyebilmek için işte size sorduğum bu soruları okurken şöyle derin bir iç çekmeniz yeterlidir aslında tabii biraz da tebessüm ..

Eskilere karşı duyulan özlem bazen pişmanlıkla açıklanır. Bazen gururla, mutlulukla. Bazen durup “Ya iyi ki de zamanında onu yapmışım.” da diyebiliyorsunuz, bazen de yaptıklarınızdan pişmanlık duyabiliyorsunuz.

Nasıl ki doğa da her şey zıttıyla var burada da aynı kural geçerli aslında. Ama insanlık tarihi boyunca hep bir geçmişe özlem duygusu ağır basmaktadır.
Yaşadığımız  toplumdan, çevremizden örnekler verecek olursak insanlardan şunları duymaz mıyız:

“Nerde, o kış mevsimi geldi mi evde misafirlerle beraber o sıcak sobanın başında yapılan sıcak sohbetler, nerde sık sık yapılan sıla-i rahimler ya da tüm ailenin bir araya gelip eski fotoğraflarda yer alan gülücüklerin sıcaklığını hissetmeleri”…

Demem o ki herhangi bir şeyi ‘eski’ diye tabir edebilmek, yaşadığımız an içinde o özlemini duyduğumuz nesneyi veya varlığı yaşayamıyor olmamızdan kaynaklanır.

hayatımızda varlığını hissedemediğimiz şeylere ne kadar özlem duyarsak duyalım, bu duygular bizim geleceğimizi şekillendirmeye yetmeyecek.

Ama eskiden güzel olduğunu ifade ettiğimiz şeyler içinse henüz geç kalmış sayılmayız.

Demem o ki yaşadığımız hayatı nasıl şekillendireceğimiz büyük bir oranda bizim elimizde. Vereceğimiz kararlar hayatımızda neyi ‘eskiden güzel kılacağımızı’ ya da neleri ‘eski olarak adlandıracağımızı’ şekillendirecek.

Hayatımızın ilerleyen yılları için temellerini attığımız ‘şu an’ ların kıymetini bilmeli ve eskiden güzel olduğunu düşündüğümüz şeyleri eskisi gibi yaşamalıyız.

Mühim olan elimizde olanların değerini bilmek ve onları da eskitmemek.

Unutmayın; yapılacak çok iş, yaşanılacak güzel günler var.

VESSELAM

Yorumlar (4)
Rıdvan kamar 1 ay önce
Ağzına yüreğine sağlık kardeşim.
Oya Şenol 1 ay önce
Özlemle andığımız eski günleri,çok güzel dile getirmişsin Remzi usta..
Sedat ipek 1 ay önce
????
Vadullah Eken 1 ay önce
“Eskiden..” diye başlayan bu güzel yazı, gelecek için de güzel günlerin kapılarının açılmasına vesile olmasını diliyorum.
Aslında, “eski” denen olay şu olsa gerek, halkçı bir devlet yapısı, özverili üretken insanlar. Yoksulluk varken bile mutlu, onurlu hayat süren insanlar. Yollar ücretsiz, fabrikalar, tarlalar, ormanlar, hastaneler, okullar ve diğer her şeyin toplum adına devletin servetine kayıtlı kurumlar. Şimdi, her şeyin satıldığı, her şeyin Pazar’a düştüğü, avantanın, sömürünün, adaletsizlik kültürünün esirleri haline getirilmiş insanlar bir gün mutlaka yeniden düşünmeyi, üretmeyi, paylaşmayı yaşama geçirmek için ayağa kalkacaklar. Bu bir özlemdir, bu bir zorunlu seçim olacaktır. Bu halk devleti yeniden üretim yoluna çekecektir.
Emeğinize sağlık yüreği güzel usta.
Saygıyla.